|
MEVLÂNA’yım ben!
Olmaz, oluma zarar gelmez
El oyunu, yumak yolunu
Yolun kulunu
Yönünden
çevirmez
Yeter ki uğraşı kısa olsun
Eğlenceyi aşmasın
Kula zarar
vermesin
Oynanmazsa olmaz mı? diyene
Uğraşına vaktin varsa
Vakitten
zararın yoksa
Günün gecen dolmasın
Seni esir etmesin
Mümin kulun
yuvasında olmaz
Mümin kul eğlence bilmez diyenlere
Dünyayı karartanlara
sözüm
Dünyaya işkence için gelinmez
Yaşamak, yaşayana hürmet etmektir
kulun vazifesi
Yaşamayı her kul bir yönden güzel görür
Kul olur gezi
sever
Kul olur özü sever
Kul olur sazı sever
Kul olur oyun sever
Sevdiğini yaptığı gün
Yaşadığına sayar
Ona uymak
Gönlünü almak
Münasiptir
dedim
Yumuşak kula her şey yaraşır
Çünkü kararında bırakır
Yolumuzun bekçisi
Oyumuzun Yuvamız’ın sözcüsü
Olmuşa yolunu vermişe
Duanızı almışa
Duacıyım cümlenize
Olsun, günü gelsin
Diyeceğimizi
bildireceğimizi
Anında söyleriz
Anadan olmuş
Babadan gelmiş
Atasını
duymuş
Duacı olmuş
Yüzünün yolunun aynası
Gönlünün yumak sarmasına
Yumuşak yol bulmasına şaşma
İçerim der, geçerim demez
Koşarım
der, kaçarım demez
Duyarım der, tutarım demez
Tutmaz dedim bildin
mi?
Manasını çözdün mü?
Az çok dersin
Yumak sararken
Allah’ını bilirken
Allah’ına koşarsın
Zarardan kaçmazsın
Tokat atmam
Nasihatim var
Dövmeye
değil
Sevmeyi bildirmeye geldim
Yanılmayın,
Merdivenin çıkışı var inişi
yok
Layık olmayan kul
Merdiven başına gelmez
Adımını atmaz
Sözüm bunun
için değil
Yumağa zarar vermemesi için
Sözümüzü sazımıza getirelim
Sazımız gönül şarkımız
Gönül şarkımız
yumak çarkımız
Yolumuz Allah’ımız
Niyetimiz, olmak,
Yol arayana vermek
Münasip olmayanı söylemek
Aydın niyaz edelim
Olmuşa yol verelim
OMAR der ki;
Yaratanı bilene yol bildirmek
Gayesini yoluna koymak
Dünyayı da burayı da sevindirir
|
Allah’ımın verişi
Uygundur her işi
Yudumunu arttıran kişi
Yumağını
saramayacağı gün
Yola göçeceği gündür
Olmuşa yol dedim
Olsam, sözünü ben desem
Kuzuyu Yuva’da söylerdim der YUNUS’um
Sözü ver deyim
İki satır yazayım demez
Yolumuzu çevirmez
Dediğimi
tutmadım
Üç dedim dört yazdım der durur
Olmuş, Yuva sevinmişse
Sözümüze ne gerek dedim
Sözü YUNUS’a verdim:
Sevindi ne sevindi
Ben de
yazayım dedi
Kuzuyu ele aldı:
Anasını kuzusunu
Yuvamız yok dedik dergaha taşıdık
Bahçesine
kazık çaktık bağladık
Bağlamak hacet değilmiş
Yavrusunu kucağa aldık
sevdik
Anasının yanına bıraktık
Döndük dergaha daldık
Yumuşak yolun
Piri
Yüzüne vurmuş nuru
Olmuş, bilmiş
Koyunu çözün demiş
Dergahın
toprağına kazık kakılmaz
Allah’ın verdiği
Bu dergahta esir edilmez
Canını
alacaksan
Günü beklenmez
Analı kuzuya
Boyundan toka takılmaz
Döndük
geldik
Analı kuzuyu orada gördük
Anasına baktık
Boynunda tokası yok
Bahçede halkası yok
Ana yavru oynaşır
Dillerince halleşir
Söze geldik
Allah’ımın huzurunda dize geldik
Pir’imiz öyle dedi;
Canlıyı kendine
esir etme
Sevdir, gönülle kalsın
Yuvam desin
Hayvan dersen
Deme
iş gören
İşini de gördür
Yeter ki hakkını yedir
Dediğim Pir’imin
kerameti
Olgunluğun selameti
Sözümden kullara ders
Yaratılanın kıymetini
bilmeli
Hakkını vermeli
Çalışanı vazife kadar koşmalı
YUNUS’um dedi söyledi
Selamladı gitti
Sözünü kısa kesti
Yolunun
sözünü
Yuva’nın süsünü
Gönlün huzurunu bildirdi
Ne mutlu size
Dersiniz, ‘Dünyada branş olunca?
Ata yük koyarsınız gücünce
Koşana yük vurulmaz
Taze ata kıyılmaz
Yumuşak olmazsa
Yoluna uymazsa
Yerini başkasına ver
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |