|
(Mevlid Kandili)
MEVLÂNA’yım ben!
Ya Allah dedik
Yar diye yola çıktık
Gönüller kâse
Aşkımız şarap oldu
Cümle ile doldu
Cümlede buldu
Kal denilende
Kuruntu silindi
Durak yerini bildi
Niyaz dost diye diye edildi
Dosta kanat açıldı
El elinde olsun
Yüce günümü bağladı
Kullarına daim etsin denildi
Amin
Umduk diyenin
Umduğunu verdik
Sahip olanı kutladık
Sahip olan kim? denildi
Umduk diyendir
Ummak; var olanın vereceği
Verecek diye beklenendir
Ne var ki
Ummak için
Soyunmak gerektir
Giydiğim vermez
YM
Doğuş;
Kainatın vurana sesi
Bilene süsüdür
Görene yol açılır
YM
Niyazımız gönüllerde
Sohbetimiz cümlede olsun dedi
ALİ geldi:
ALİ’yim yol aldım
Gönüllerde hal buldum
Halden yerimi sorana
Kur'an dilinde
Varan gönlünde olsun
Seven sevdiğini
Ya Allah desin
Selamını göndersin
Sevenin sevdiği
Kanına canına yakın olanı
Gönüle dolanı
Allah’ımın Resulüdür
Selamı ile geldim
Kaybolanı cemde buldum
Cahilde sildim
Alimde böldüm
Güneşe serdim
Hepsini bir gördüm dedi
Ne cahile küfr
Ne alime remz tanıyın
Hepsini bir görün
Hepsinden bir alın
Küfrü cahilde silersin
Şerhi alimde bölersin
Öyle olduğunda
Cahil de verir alim de
Ya Allah Lailahe İllallah
Muhammedür Resulullah
Yerden gökten söz bilen
Aşkında özü bulan
Rabbine kalem
Ümmetine Kur'an olan dedi
ALİ yürüdü
YUNUS’um der ki;
Yaş ile baş ile
Güneş oldu aşk ile
Sabır Hak’ta söz bizde olsun
Sordunuz resim kimdir?
Resulünün ondördü
Eyvallah
Yuvan olsun
Adı gelsin denilen
Elbet gelir
Adını bilir
Bildiği gibi verir
Resim nasıl? denilir
Kime verilir? diye sorulur
Sahip olabileceğe
Niyaz diyelim
Gecede sohbeti öylece verelim
Dizimi koysam yere
Tuğlayan olur mu?
Gönlümü versem
Alın paylaşın desem
Dağlayan bulurum
Gönlünü dağıtan aşksız kalır mı?
Diz yerde gönül nerde?
Diz ile biz olalım
Biz ile söz alalım
Sözü aşka bağlayalım
Dizimiz o zaman yer bulur
Gözümüz o zaman Kabe’yi görür
Kanat açıp uçalım
Dar köprüden geçelim desem
Yumuşak yön ister
Var olan beden
Yok olan nefis ister
Var olan beden nedir? dendi
Boşa gelmeyiş
|
Neyzen neyi üfledikte
Ses yoktan gelir
Ne var ki
Ney vazifeyi görür
Vazifesi nedir?
Sese kalıp olma
Vuran denildi
Daha önce sözü edildi
Vuran da bulur
Vurulan da
Vurulan ses verir
Vuran nefes
MEVLÂNA’yım
Katip kalemi bilir yazar yürür
Yazdığı onun değil yazdığınındır
Katip kime yazdı ise
Onun niyetini verir
Alan görür
Her kul niyaz eder
Allah’ım der diler
Alan dileyeni görür
YUNUS’um der ki;
Beni bilene gör desem
Ya Allah dedikte yeri midir?
Dilden verse
Niyetin körüm müdür? denir
Caiz olan niyet
Yuyan yolunu bulanındır
Nasıl? dendi
Yuyan yolunu bulan
Niyete niyaz etmez
Hastere niyaz eder
OMAR der ki;
Şerden kaçayım diyen
Şerri kendi yaratır
Allah’ım yolu öyle aratır
Nardan tane alanın
Zordan şikayeti kalmaz
Ayyaş olanın
Kainatta çiçeği solmaz
Neden?
Her olayı hoş gördüğünden
Daire çizersen görürsün
Bir uçtan başlarsan
Aynı çevrede dönersin
Genişleyebildikçe açılır
Cümleye yönelirsin
Kesitli çizersen, dönüşler olur
Dönüşlerde durulur
Bilmece değil
Denilen özün çözümüdür
Niyetin kesitsizse niye denilir
Nasıl? dendi
Olumsuzluktan uzak kalmaz
Kesitte çare bulmaz
Daireye talip olur
Doğuş öyle bilinir
Dağınık düzene
Gönül konmasın
Sahip olandan
Verdiği gibi göreceği
Her olayı hayır yolda öreceği bilinsin
Somut yargı denildi
Niyaza öyle duruldu
Kainatın soracağı
Sorumsuzu düreceği bilinsin
Dizimi yere verdim
Niyaza öyle durdum
Olana niyaz ettim dersin
Allah’ım niyazını
Olumluya bağladı
Her kulunu hayır yola eyledi
Allah’ıma emanet olunuz
ALİ’den üç öğüt geldi alınız;
Güleyim gülenle
Seveyim bilenle
Öleyim uyanla diyesiniz
Niyaza öyle varasınız dedi
Selamını iletti
Niyaza vardık
Allah’ım dedik
Şahit olduğumuz
Senden bildiğimizdir
Yargı dediğimiz
Gönülden sildiğimizdir
Saygı sevenindir
Saygınız bol olsun
Aşk uyanındır
Aşkınız gür olsun
Çağlasın dursun
Amin diyelim
O’nunla bir olalım
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |