|
MEVLÂNA’yım ben!
Yuva’nın havasını
Yolun yarısına getirdik durduk
Kulun gönlüne vurduk
Yolu gitmeye uygundur dedik
Yürüdük, merdiven başına geldik
Kulun
ölçüsünü
Midesinden değil
Gönlünden verdik
Ölçüler bir, gönülden ölçü alırız
Gönlü karanlık olana söyleyeyim
derim
Yolunu öyle çevireyim derim
Benimle ayrısı
Ben, yumuşak oldurur
Yolunu buldurur derim
YUNUS’um;
Olmayana dayak(destek) gerek
Dayakla
döndürmek gerek der
O da kul için
Ben de kul için
Allah’ımdan geleni
Sevdiğimiz için
Niyetler hep bir
Gönüller yol verir
Niyazımız hep bir
olmak
Daha da ulularla
Sizleri konuşturmak
Yolun yolcuları
Yolunuzun
niyazına gelenleri
Yerden çıkan söğüt, ağaç
Benden
çıkan ağıt
Sudan gelen tat
Bir yol yürütür
O yol Allah’a götürür
Nidasını eden de
Dünyasını seven de
Nigârına uyan da
Umduğunu bulan da
Aynı yolun yolcusu
Yolda olan hancısı
Dünyanın hani kalan bekçisi?
Hummalı
çalışanlar
Yolunda sataşanlar
Dünyanın beklediği
Kulunun özlediği olamaz
Allah’ını bilemez
Nigâr: Allah’tan güzelliği olan
Nurundan değil, kalıp güzelliği
Mahsun olsun kul eğilsin
Allah’ını bilsin demek yanlıştır
Allah’ı
bilmek
Gönüle kalmıştır
Geçelim dünyayı diyelim
Mümin kul bilir
Emre uyar
Allah’ımın vermediği hayırdır
Düşünmek bile yanlış
Olan iş
dünya işi
Dünyadaki kişi yanılır
Olmasa iyi ama
Elden ne gelir?
YUNUS’um
der ki;
Mülkün sunduğu yok
Allah’ımın verdiği var
Allah’ımın verdiğinde
hayır var
Olunca ömründe gül mü açacak?
Olacaktan kul mu kaçacak?
Nidanın
sesi gelir
Sesin pek tatlı gelir
(Nida nedir?)
Allah’ına yalvarışın
Duana
Peygamberini de ekle
Olacağı şüphesiz bekle
Ağacın yumuşaksa
Gövdesi
fırtına da olsa
Eğilir kırılmaz
Ağacın sertse
Gövdesi eğilmez düşer
Kökünden kopar
Yumuşak olun derim
Size söylerim
Yuva’nın havasını
YUNUS’umun sesini
Yamalı fistan giydi
Yumuşak yol kurdu
Yumuşak YUNUS’um
Olgun YUNUS’um
Allah’ıyla dolgun YUNUS’um
Gülümün kokusu
Ya acep hangisi?
Girdim gül bahçesine
Dereyim dedim
Yolunu bilene
Bir gül vereyim
dedim
Baktım YUNUS’a,
Baktım YAKUP’a
Mevlâm, kulu buraya getireyim
dedim
Güllerin güzelini ayıramadım
Mevlâm gülün en güzelini ayırmış
Has
bahçesinin
Has köşesine
Mevlâmın mümin kullarının
Gönül bahçesine
Manisi
olan bilmez
Gönülde olan
Gül kokusunu almaz
Duvarı yok geçilsin
Ayağına takılsın
Yolunun iki yakasında
Hangisine
bakılsın?
Bakmaya doyulur mu?
Kopmaya kıyılır mı?
|
Seyreyle kulum
Yol eyle kulum der Allah’ım
Yolunu yoluma uydur
Kökünü gülüme uydur
Sana da yer açayım
Has bahçeme alayım
Almaz Allah’ım
deme, yanılırsın
Allah’ın büyüklüğünden
Şüphe etmiş olursun
Allah’ımın
mümin kulları için
Yol münasip olanları içindir has bahçe
Dumansız
gönüller yol münasip
Dumanlı gönül kokusuz güle benzer, solsun at
Gülün kokusu
Kulun bâkisidir
Aymadan deymeden bilinmez
Sormadan öğrenilmez
Dilim benim size uymaz
Ağzımızın yuvası yok ki
Sözün
gelişine uydurdunuz
Öyle söylediniz, yanlış yok
Düzenin bozukluğu
Suyun
akışını değiştirmez
GARİB’ten alındığınca verilir
Verildiğince çözülür
Olumun gelişmesi
Gelişip yürümesi gerek
Gün gün
olur, yol yürünür
GARİB’in vericisi
Kapasiteye uydukça verir
GARİB’in
aldığı atom kuvveti
Alıcı verici,
Oradan ve buradan yüklü
Yumuşak yolun
yolcusu
MEVLÂNA’nın dünyadaki köprüsünün başı
Yazdım, size söyledim
Orada yalnız verici var alıcı yok
Vermek zaten
her anki vazifemiz
Uygun istasyon değil
Geçici, durmaz geçer, sesini
verir
Tren düşünün
İstasyondan geçer
Yumaktan değil, yoldan deriz
İstasyon olur, tren durmadan geçer
Yalnız düdüğünü çalar
Trenin düdüğü
duyulur
O ses kulakta kalır
Tren yolunu istasyona bağlar
Duracağı yeri
bilir
Durur, alır verir, yoluna gider
YUNUS’um da trenin yolcularından
Allah’ımın sevgili kullarından
YUNUS’um.
Yudum dedim
Yudum değil derya dedim
Deryaya daldı
Duasını sizlere verdi
Uyanık kullara sözüm çok dedi
Dumansız kullarda
gözüm çok dedi
Danışıp yürüdü
Yumağını sarana dualar verdi
Gönlü yanık
olmasın
Kul, ‘YUNUS’um’ demesin
Danışıp da gelene
Günün hayrını bilene
Güzel günler görünsün
MEVLÂNA geldi
Gitsin, duasını edene
Yolum bu mu?
diyene yardımcı olsun
Anılınca duyar
Melekler söyler
Demeyin, çağırsam gelmez mi?
Yardımcı
olmaz mı?
Şüphen mi var? Elbet
Nurdan yanar, doğar,
Su gibi parlar
Suyun rengi deme
Güneşten alır, renklere boyanır
Güzel görmek, olmaktır
Allah’ına varmaktır
Melekler nur misali
değil
Nurun kendidir
Nurundan alan kulu
Ne mutludur
Nurundan her kul
alır
Aldığını gözeten
Benim, bende olsun
Kalan yolumu aydınlatsın
diyen, tutar
Demeyen harcar
Nurlu doğar kulları
Nurunu harcayan kulları
Ne ile aydınlatsın yolları?
Allah’ımın verdiğine
Duyanını gördüğüne
Şüphemiz yok
Allah’ım diyeni duyar
Nuruna nurundan katar
Yolum
bozuk
Dünya kazık diyene
Adağını yiyene
Nurunu da yedirir
Dünyasını
bildirir
Olum yolu kapanır
Allah’ım oldur,
Öyle kullarına bildir
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|