17 ŞUBAT 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Hummalı günün hayırlı kulu
Yumuşak gönlün
Yumuşak niyazı olur

Yolun yarısı diken
Günden geçtik
Dikeni atladık
Suyunu aldığımızdan
Sabrı öğrendik
Mertçe konuştuk
Namerde uymadık
Anında sözünü yoluna verdik
Kötüden silkindik

YUNUS’um der ki;
YUNUS’um geldim
Sözü aldım
Yolda yolcuyla yürüdüm
Yolsuz diye bilmedim
Yanımızdan, yuvamızdan söz ettik
Sözü güne attık
Olaya iki yönden baktık
Olay şöyle idi;
Aldığımız okkanın yarısına o
Yarısına ben sahiptim
Nedir? derseniz
Okka soğan idi
Yarıya bölüştük
Taneyi sayıştık
Tanenin ölçüsü bir mi?
Ben demedim
Yanımdaki düşündü
Hak geçmesin dedi
Ben yumuşak düşündüm
Ona fazlasını verdim, helalleştim
Düşündüm;
Onda olsa, bende olsa fazlası ne çıkar
Akıldan ne geçer?
Amma yanımdaki öyle demedi
Fazlası bende kalsın dedi
Nasibi kuldan bildi
Yolun sonuna vardım
Oturanı ağaç altında gördüm
Elinde koca keltir
Onu kasabaya iletir
Senin yanına
Suyun başına gidelim
Yardımcı olursun dedi
Yolumuz bir oldu
Gittik çarşıya vardık
Soğanı soğancıya sattık
Artanı paylaştık
Dedim;
Allah’ım, işin olmuşu göstermişsin
Keltir soğan dolusu
YUNUS gönül ehlisi
Ben aza kanaat ettim
Çoğunu yol arkadaşıma verdim
Allah’ım bana daha çok verdi
Yolda rastladığım kulun
Yol arkadaşı etti
Müsait değil günüm demeyin
Gözü olana fırsat vermeyin
Müsait olsun, çoğu ona gitsin
Aklı kalmasın.
Demeyin;
Azı kaldı bana
Allah sizin malınızı arttırır



MEVLÂNA’yım
Sözümü aldım
YUNUS’um sözünü
Hakk’a bağladı
Sonunda hakkı olanı aldı
Her kulun, yol münasip olunca
Ağız yuvayı açınca
Sözünü ettiğimiz
Mümin kulun yoluna attığımız
Maniyi yolundan çektiğimiz
Sabır versin diye
Allah’ıma yalvardığımız gün çoktur

Saman yığını yüksek olur
Rengi altın gibi parlak olur
Amma bir rüzgârın esişine
Bir suyun geçişine bakar
Darmadağın olur
Söğüt ağacı kuvveti sudan alır
Ne yoldan uçar, ne sudan kaçar

Başın dara gelse
Allah’ım dersin yardım dilersin
Dilemezsen yardım göremezsin
Dünya sözü ne ki
Kulu dert eder
Dünya kulu ne ki
Kula dert verir?
Varlığı kumun tanesi
Dünyayı geçelim
Sözü tatlıya bağlayalım
Geçmek gerek
Suyundan içtik
Paçayı sıvamak gerek

SELAHATTİN dediniz
Günümü hatırlattınız
Günde gümüş dağıttı
Dediği Hak, ağıttı
Sondan günden demedi
Yuvada dert komadı
Eşinin ona sözü olmadı
Ne dağıttın? demedi
Canları aç kalmadı
Çokta gözleri olmadı
Helal geldi, helal göçtü
Manayı seçti, eşini yavrusunu
Allah’ına emanet etti
Söz üstüne çok oldu
Ne o baktı ne eşi dedi
Yuvada huzur sürdü
Demeyin öyle eşe
Selahattin de eşine
Gözü ile dahi tokat atmadı
Eşini sev ki, sevgi bulasın
Kulunu say ki, sayılasın

Asaletin temeli
Soydan değil huydandır
Senin yoluna uyarsa
Bil ki sendendir
Dönerse, gene hatayı kendinde ara
Ara ki düzeni bulasın
Yetsin sözüm ağır gelmesin
Kul uymazsa hataya düşmesin

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah