17 OCAK 1973


MEVLÂNA’yım ben!

Yüzlere güldük
Selamlar ile geldik
Nuru ile dolduk
Yuva'mıza gelenlere
Allah’ım yolun diyenlere
Hep bir olduk
Yuvamızı gönüllere bağladık

Yazıda ne bozulan
Ne geçilen vardır
Meyve vergide görgüdür
Kök verginin özüdür
Halbuki köke değil
Meyveye önem verilir
Mürettip hatası
Vergiye kayıtlı değildir
Çünkü elden ele geçmez
Sadece özden gelir
Özden alır, özde kalır
Mürettip hatası nedir? dendi
Kaderdeki yazı
Kazaya öyle bağlandı
Maya yoğrulur, hatasızdır
Fırına verildikte
Ateşi ayarlayamazsan
Hamurda kalır
Yahut kavrulur
Sen bunu
Kaza diye yorumlarsın
Aslında çizgidir
Çizginin çözüldüğü yer
Olumun bittiği yerdir
Onun için;
Mürettip hatası yoktur dedim
Çünkü hatasızlık vardır
O da Allah’ımın vasfıdır
Esse de, esmese de rüzgar vardır
Yumuşak kula dünya dardır
Neden? derseniz
Yumuşak kul
Her yükü sırtında taşır
Başkası ile paylaşmaz
Dünyayı dar bulur
Çünkü ahireti çok geniştir

Bulutta aradım
Yelden sordum
Kumu taradım
Suda buldum
Gemiyi belledim
Mümin kulu gözledim
Allah’ım dedim özledim
Özleyişte özünü buldum
Aradıysan bulursun
Gözlediysen görürsün
Niyetinle alırsın
Geçmediğin yolu sorma
Duvarın ötesini görme

Aşık YUNUS söz diler;
TABDUK’tan aldık
Onda eğildik
Dergahında öğütüldük
Rüzgarında savrulduk dedi
YUNUS’um geldi:

Her YUNUS’um diyen, ben midir?
Her yol dileyen ken midir?
Ken; heybeyi bırakmış
Hırka yemeni yola düşmüş kişi
Sen YUNUS derseniz
Hırkayı da yemeniyi de bıraktım
Yalın ayak, çıplak beden yola düştük
Bir duvarı aştık
Tahta köprüye ulaştık
Çamur dedik bulaştık
Suya girdik alıştık
Çamurda çamuru sevdik, onu övdük
Suya girdik arındık
Suyun arıtmadığı dünya kiri var mıdır?
Açık vergide
Kapalı görgü olmaz
Pir olan gayrısını bilmez
Pir olmadan dünyayı silmez
Gel gör ben gibi dersem
Seni beni bildiğimden çağırırım
Beni bende,
Beni O’nda bulduğumdan sevinirim
Tarikat aramayın
Yorumda bulunmayın
Hepsi Allah yoludur
 



İbadet soruldu;
İbadet; beş vakit namaz ve
Oruçla bitseydi
Dünyanın saati kısalırdı
İbadet; kulun her anı, her dakikasıdır
Gördüğün çiçeği
Sevdiğin böceği
O’ndandır dediğin an
Senin tespihindir
Esen yel, taşan sel
Ondandır dediğin an
Senin rükûndur
O, kainatın bütünüdür
Olan, O’nun Sıfatıdır
Esen yel, taşan sel Celali’dir
Yakan güneş, Cemali’dir
Dünya O’nun hayalidir
Unutmayın!
Hayalin bittiği yerde
Hakikat başlar
Hudut, gördüğün yerdir
Merdiven çıkarsın
Her basamak bir huduttur
Kucağına doldurduğun kumu
Sayabilir misin?
Dünyanın kabuğunu
Soyabilir misin?
Halbuki;
Kum da tanedir
Dünya da kabuktur
Kucağına aldığın kum
Ölçün kadardır
Hudut orada çizilir
Bir kucak kum denir
Ne var ki,
Onu boşaltır, yeniden doldurursun
Değişen yerdir, öz değil
Kainattaki kum ne eksilir ne artar
Sadece yer değiştirir

Meyhaneyi dolaşma
Meyde yeniyi sorma
Gönlüm yatmazsa
Meyhaneci satmazsa deme
Çizgide hata olmaz dedim
Sözümün başında verdim
Meyhane meyveyi almaz
Gireni ayık salmaz
Meyhaneye, meyvenin özü girer
Gireyim dersin
Adımını sakınırsın
Meyhane dediğin
Sarhoş edendir
Senin girdiğin meyhane değil
Oraya girdikte
Ne zaman kalır, ne aklın
Senin aradığın
Seni silecek meyhanedir
Aşkında hata yok
Hata, meşkini bulamayışındadır
Çok kapı aşındırır
Çok yolu eşindirirsen
Aradığını bulamazsın
Sen manayı sordun
Maddeyi bekledin
Amade olmak; Beklemektir
Yolu yola eklemektir
Ne ondan, ne bundan, Yar’dan
Merasim olanı verdim
Mera; Hak yolunda olanın barındığı
Sim; Temiz yüz.

Geçenden göçenden değil
Saçandan kaçandan değil
MEVLÂNA dedi ise
Yüce’nin emri ile dedi
YUNUS kimden izin aldı?
Güvercini Yuva’ya koyduk
Gününü diledik sorduk
İzni, Hz.OMAR’a verdik dendi
Men dilden uzak kalan
Dünyayı düzde bulandır
Dünyan düz olur
Gecen güne döner
Merayı bulan kuzuları sayar
Destiler dolsun
Gönüller kansın
Konular kapansın
Yeni konuya kapı açılsın

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah