22 ARALIK 1983


MEVLÂNA’yım ben!



Kurduğumuz sofrada
Cümlenize selam geldi
Her dilenen gönülde kaldı
Oyalı yemeniye isim verdik
Özünde güzeli gördük
Ne orda kaldık
Ne yolda durduk
Yar diyeni niyaz ile sardık

Gönülden gönüle
Köprü kurulur
Dilekten dileğe
Her yoldan öteye
Kelepçe vurulur
Her niyazda
Allah’ımın izni görülür
Gel dedik bilene
Bildiğini dürene
Dost sofrası kurana
Gel dedik
Resulünün haline uyana
Gel dedik
Her adımızı anana
Gölge bizden gelmez
Bizden diyen soramaz
Çağrıya her kulak veren
Denileni duyamaz
Dayandık, candan geldik
Canan dedik, güzeli gördük
Bilginizi serdik
Doğruya el verene
Yumuşak yol gösterdik

İplik aldım bükerim
Su doldurdum dökerim
Demde yolu sorana
Altın gümüş takarım dedi
YUNUS’um söze geldi: 

Doğduğum günden aldım
Soyduğum günde buldum
Kapılarda döne döne
Gönüllerde yana yana
Aşk ile dost oldum
Dağlara dost diye baktım

Almadan eleği bilemezsin
Bilmeden bilgini eleyemezsin
Düğümlü ise yumak
Dileğine dolayamazsın
Diyene de ki;
Yumağı dolamaksa
Bilgimi elemekse
Allah'ım güç verecek
YUNUS beni saracak
Sabır ile kopmadan
Her düğüm çözülecek dedi
YUNUS’um selamladı


Yolda çiçek alacağım
Bilgi ile dolacağım
SEYYİT OMAR sözü aldı:

(Ankaradaki Seyit Gazi türbesi)
Eyvallah

Yolları düzde gördük
Yolda olanı sardık
Suyun aktığı yerde
Soyluya baktığı günde
Her sefer sayılıdır
Gerçeğe dayalıdır
Dumanı sileceğiz
Olayı böleceğiz
Yumuşak günden aldık
Yapıya geleceğiz
Her niyaz Rabb'imedir
Dost kapısını açar
Dayandığın destek ile
Eşikten geçer dedi
SEYYİT OMAR selamladı
Çevreyi alacağız
Çehreyi açacağız
Dilenen eşikten geçeceğiz

Aydın güne döndü mü?
Dost yüzüne güldü mü?
YUNUS göze verdi de
HAMZA DOST’a sordu mu? dedi,
HAMZA DOST seyirde olan
Seherde verenden
Yoğun gelen selamı alacağını bildirdi
Satır satır okuduk
İplik aldık dokuduk
Kuş misali şakıdık
Dileyen alsın
Dumanını dağıtsın dedi
HAMZA DOST selamladı

Derman senden Allah’ım
Selam sana
MEVLÂNA ile dostluğumu
Sundum cümleye dedi
ŞEMS selam ile söze geldi:

Altını aramadım
Su buldum
Destiyi soramadım
Söz verdim
Duvarı öremedim
Gönül verdim
Cümlenizi doğuşta göremedim
Yaprak yaprak oluşur
Bir ağaçta buluşurlar dedi,
MEVLÂNA cümlenizden
Allah’ımın rızasını diledi
Doğuşta buluşmadık
Oluşta söyleşiriz
Doğuşta maksat:
Cümlenin toplandığı
MEVLÂNA’nın anıldığı

(Şeb-i Aruz Törenleri mi?)
Eyvallah


Yol bizleri bağladı
Hal her bileni eğledi
Gönülden gönüle
Köprüler kuruldu
Dayandığımız güçte
Allah’ım vardır
Sakındığımız suçta affı...
Yapraklara ses sordum
Esen yel ile dediler
Toprağa ses sordum
Akan sel ile dediler
Kuluna ses sordum
Allah Allah dediler
ALALUNAĞME’de cümlenizi
Var olanlar gördüler dedi,
ŞEMS selamladı.

Er olduk erliği bildik
Gölgeyi sildik
Dumandan ayrı kalmadan
Aynaya bakamazsın
Baksan da kendini göremezsin dedi,
HACI BAYRAM söz ile özü bağladı:
 



Beklediysem postunu
Verir Allah'ım dostunu
Açık kapı gireceğim
Güzel yüzü göreceğim
Yolcu sofra isterse
Allah deyip kuracağım
On adımda duracağım
Dayanan ile postuna varacağım
Gerçek, sevenlerindir
Yolunun her düğümü
On adımda çözülür
Demde gelişen
Her adımda oluşan düzene
Tevhid ile girelim.
Dağları yürütemezsin
Amma aşabilirsin
Denizlerle boğuşamazsın
Amma taşabilirsin
Yolları, dilediğince koşabilirsin
Her adım hayır olana götürür
Şer geleni bitirir dedi
HACI BAYRAM selamladı


Bağlardan geçeceğim
Üzüm aldım suyunu içeceğim
Gönülden bilmeyenden kaçacağım dedi,
BEHLÜL’üm açık kapıda kendini buldu:

Kenara yol açanı
Dost dediysek
Arkamızı dönmeyelim
Atı azılı bildi isek binmeyelim
Sabah akşam yuvamızda
Ne aşın acısına söz edelim
Ne de olmamış meyve tadalım dedi
BEHLÜL’üm selamladı


Günün yerini bilene
Kement attık tutmadı
Bal verdik tatmadı
Dost yüzüne bakmadı dediler
Gönülden verileni sildiler dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:


Sevgimiz kement oldu
Aşkımız gönülde kaldı
Sözümüz bal gibi geldi de
Sözü yerenden yorum sordu
Elbet soracağız
Dilenen yola gönül ile varacağız
Kim çağırırsa geleceğiz
Elele olduk
Dilediğimiz konuya gireceğiz
Seni beni sorsalar
Hakk’a biz diye varsalar yeridir
Çok diledim, az bekledim
Bilmem diyene bilgimi ekledim
Suçlarlarsa söyleneni sakladım
Sözümüz günden değil
Her kulunun yönündendir
Meyhaneye gideceğim
Saki görsem soracağım
Mey mi güzel, meyhane mi, saki mi?
Mey olmasa, meyhane olmaz
Mey var ise, meyhane dar ise,
Saki zordadır, derlerse de
Saki görevini biliyor ise
Asla zorda kalmaz
Her gelene birden vermez
Gönlümüz sırdadır
Yolumuz zorda
Sevgimiz kulda
Her birimiz, birbirimize
Sevgi ile bağlıyız
Toz gelmesin,
Göz yanmasın diye çabadayız dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü
KAYGUSUZ’a verdi:

Yerden aradım
Yapraklar döküldü ise
Toprağı taradım
Eken ile ekileni
Birbirine bağladım
Toprak veresiye
Kulu alasıya
Rabbim cümlenizi göresiye
Akacak su besleyendir
Duyacak kul kainatı süsleyendir
Yoncayı ele alırsak
Yaprağı dile verirsek
Gönlümüzde oluşanı dağıtırız
Sevgi elbet akımdır, müsbet akım
Toplulukta ne verilirse o alınır
Kin, nefret geçersizdir denirse de
Sevginin olmadığı yerde
Menfi akım iletilir
O da bulaşıcıdır.
Onun için sevelim
Ne derlerse desinler sevelim
Ne yerlerse yesinler sevelim
Ne giyerlerse giysinler
Sevelim ki sevgi bağını kuralım
Sevelim ki sevgisizlik dalını kıralım
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Sevginiz ile her engel kırılsın dedi
KAYGUSUZ selamladı

Her var olan
Gelişten dönüşe
Varedeni öğrenmek mecburiyetindedir dedi
Dileğiniz bir lokma somun verse
Yolunda fistanı gütse
Gine de O’na şükredebilelim dedi,
SOMUNCU dört kapıda
Günün yorumunu cümlenize bağladı

Döt kapıya durduğumda
Yolu kime sordu isem
Hakk’a dediler
Benim ile tatlı somun yediler
Yemen'den yol alanlar
Her yolu bir bilenler
Dört kapıya dururlar

(Soru:Dört kutup mu?)
Eyvallah

Yerini yer bilenler
Cümleyi yar görenler
Olumsuzu silenler
Gerçekte buluşurlar dedi
SOMUNCU selamladı

Allah’ımdan diledik
Tevhid dedik özledik
Sizler ile gözledik
Her kapıya
Bir kapıcı gerekmez
Her kapıyı gönüller oluşturur
Gerçeği öyle birleştirir
Doğuşa gelişten maksat odur
Her gönül aynı çağrıya uyar, aynı çağrıyı duyar


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık 

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

19aralık1983

SOHBETLER

23aralık1983