16 KASIM 1983

 
MEVLÂNA’yım ben!



Kuyuya ses vermeden
Kayguyu gönüle almadan geldik
Cümlenize selam olsun
Sergiye koyduğu niyetini
Allah’ım yerinde bulsun diye niyazdayız

Yaz ile kışı bağladık
Ocaktaki ateşi bekledik
Dedik ki;
Ocak yanacak
Aşımız pişecek
Olmayan meyve
Erken kendi düşecek

Daldığımız her konu
Bildiğimize kapı açar
Kapıdan arayan geçer dedi
YUNUS’um er olana
Gürlüğü müjdeledi

Kayguyu yoluna veren
Kendinde hatayı görene
Diyelim ki;
Ne senden ne benden
Dumanı getirenden
Doğmayan kuzuya
Ses veremezsin
Adını alamazsın
Yoluna gelen düzende
Kendini göremezsin
Açacağım kapıya
Kaygusuz gel
Derin kuyu yerini belletir
Toprak güzel ise
Ekini besletir
Konuk gelmedik
Doğrudan gayrı vermedik
Kimden kime diye sormadık dedi
YUNUS’um selamladı yürüdü

Duyan ile görene
Gideceğiz törene
Tur aldık darı sildik
Ölçüde bildik
Dilenen duvarı ördük dedi
HAMZA DOST selam ile geldi:

Aşacağımız duvar
Yapıya uygundur
Dağılanı toplayalım
Bilgimizi katlayalım
Asmayı diktik
Üzümü bekleyelim


Yumağını YUNUS misali dolayana
Hizmete talip olana

Geçerli olan elbet seçilendir
Yarayan gerçeği arayandır
Zorluk başlayanda değil
Boşlayandadır
Karşı karşıya geldiğiniz
Ayrı sofrada aynı aşı yediğiniz bilinir
Özden katıldığınız her olayda
Allah’ımın yardımı gönderdiğini bilelim
Allah dediğimiz an yola çıkalım
Ne yolunuzda taş
Ne de olumsuz baş görürüz dedi
HAMZA DOST dostluk sofrasında
Yumuşak gelen her olayı
Yorumdan yoluna verdi
Elele aşacağız
Kah koşup taşacağız
Kah susup
Dileyene koşacağız dedi
Selamladı yürüdü

El bağladım dizine
Söz bağladım özüne
Bekledim durdum
Güzelliğe yordum dedi
PİR SULTAN ABDAL
Beklemedi söze girdi:

Dağlar taşlar tutamaz
Diken olsa batamaz
Fistan olsa satamaz
Gerçeği bilmeyenler
Olaya girmeyenler
Altın tespih sayarsam
Gümüş tepsiye
Baklavayı koyarsam
Gözüm doyar
Gönlüm yerine
Gerçeği koyar
Gerçek nedir? derlerse
Deyiniz ki,
Beni ben ile besleyen
Beni hal ile süsleyendir
Yerini ararlarsa
Dost yerini arayan
Gönülleri tarayan deyiniz, dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Güç geleni aştık
Güç diyene şaştık
Gülelim, kaygumuzu silelim
Bekleyene selam verelim dedi
HACI BAYRAM yerinde yoluna gelene
Selamını iletti


Bağladım buğday destesini
Dedim; Alacak nefesini
Gördüğün gün açacak
Yoruma öylece geçecek
Doğruyu arayanla dost olduk
Gönlüne postu serdik dedi
YAHYA EFENDİ selam ile geldi:

Geldiğim gün sorulur
Komşuya yer verenler
Dağılanı öylece toplar dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

Görgüyü bildiğine
Asılsız geleni sildiğine
Cümlemiz şahidiz
Yumuşak olalım denilmesin
Adıma niyet kuruldu ise
Ham meyve yenilmesin
Söz verildi ise dönülmesin dedi
YUNUS’um yeniden söze geldi:

Alacağız gayret ile bulacağız
Sözünüzde kalacağız
Suya yön verenden
Soyluyu soracağız dedi
YUNUS’um selamladı
 



Yayan gittim Yemen’e
Selam dedim çimene
Çimen selam vermez mi?
Hak dediyse görmez mi?
Demde oluşan sözü
Sahibine iletmez mi?
Karşı duramam gelirim
Dileyene veririm
YUNUS’a yol diyenle
Niyete el veririm

Dağlar tutamaz bizi
Dostlar unutmaz sözü
Bilenler çalacak sazı
Dersek; Öz mü geçerlidir?
Derlerse; Söz geçerlidir
Diyeceğiz ki;
Özümüz ile aldık
Sözümüzde kaldık
Demde bekledik durduk
Gerçeğe ayak vurduk
Unutmayalım sahibimiz olanı
Unutmayalım gönlümüze dolanı
Unutmayalım kaderimize yazılanı

Mevlâna’yım!

Her çiçek özen ile
Her böcek gezen ile bilinir sevilir
Maya var ise ekmek yenilir dedi
SOMUNCU söze geldi:

Ekmeği pişirenler
Geldiği güne uyarlar
Yolunu şaşıranlar
Yazılanı kenara koyarlar
Yol bizimdir
Söz sizin olsun
Her kulu
Gönlünde olan ile kalsın dedi
SOMUNCU selamladı

Yağa taş düşürme
Aşını çok pişirme
Tencere yanmasın
Dağdan aldığın ses senindir
Deryadan aldığın söz Hak’kındır
Özden gelen her sesi
Gözde olan her çizgiyi
Bil ki asıl olan vermiştir
Bilen görmüştür

Derya ayağının tozunu aldı
TURGUT adada yalnız kaldı
Ağaca sırtını dayadı
Dost olan gönlünü
Dostuna açtı
Her kuş ile söyleşti
Her yaprak ile sözleşti
Beklediğini değil
Bulduğunu söyledi selamladı


Sağdan sola komşuluk diyene


Çevreyi açalım
Duvara renk verelim
Aldığımız her satıra
Gönlümüzden katılalım
Sevgimizde yaprak ile
Çiçeği bir tutalım
Saymayı biliyor isek
Kement attığımız her olaya
Sahip çıkalım
Almayı dilediysem
Vermeye de yönelmeliyim
Alacağım vereceğim
Selam deyip soracağım


(Resim verildi: Hz. HÜSEYİN)

Her kulu aradığı dostu bulur
Her kul kendinde olanı bilir
Her kul sevdiği kadar sevilir dedi
HAMZA DOST selamını cümlenize
HÜSEYİN ile iletti

Niyazınız gönülleri hoşnut etti
Sofranızda anıldık

Komşudan komşuya
Soyundan gelen ile
Sözümüz edildi
Allah’ım razı olsun


HÜSEYİN
Soydan adını alan
Doğrudan şaşmasın
Elden eli bilsin
Halinde kalsın dedi
Niyazını bildirdi

Mevlâna’yım!

Mana her kulunun içindedir
Ne var ki her kulu
Mananın içinde değildir
Bilmek gereklidir ki;
İçinde olandan asla kaçamazsın
Bulduğun anda da şaşamazsın
Gölgeyi sildik
İpi ağaçtan ağaca gerdik
Çamaşır serdik
Geçtik karşıya gördük
Serdiğimiz çamaşır nedir diye
Elbet ne serdi isek onu göreceğiz
Ne kurutur isek onu giyeceğiz
Dar geldiği zaman saracağız
Bol gelirse soracağız
Ömürde olumlu olumsuz
Öylece göreceğiz
Sepete değil
Bilgimizi gerçeğe açacağız
Sepete atılacak olan konur
Bilgi bilgiye katılır
Dileyen yerde dağıtılır
Selam olsun
Her kulu verdiği sözde dursun


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

10kasım1983

SOHBETLER

17kasım1983