17 MAYIS 1983


MEVLÂNA’yım ben!
 


Kapılar açık bize
Selamla geldik size
Hak yolunda
Başlayalım söze 

Geldim diyenin nefesinde
Bildim diyenin kafesinde
O’nun yazısı vardır


Beden

Kendi kendime sorsam
Her olayı hayıra yorsam
Yazıya uyduğumdandır
Her sözün
Bilmece olduğunu düşünmeyin

Hurmayı yedi isek
Ayak ile geldi isek
Bilin ki;
Hakk’ın rahmetindendir dedi
YUNUS’um söze geldi:

Bal alsam petekten
Arı bana sormaz mı?
Aşarsam yüce dağı
Ayak beni yormaz mı?
Attığım her adıma
Allah’ım sevap yazmaz mı?
O’nun ile olduğum
Cümleyi O’ndan bildiğim günde
Bilmece dediğimi sildim
Yorumsuzluk dedim güldüm dedi
 YUNUS’um selamladı yürüdü

Bağla eli düzenli
Dar gelse gelmese dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Ne ipek ne çarşafla
Pamuk sargıyla değil

Bez
Dumanını sil önce
Beden ile değil
Neden ile düştün


Elden kaydı demeyesin
Destek diye bastığın
Sert geldi yastığın
Ne öyle ne böyle
Olmasın asla gaile
Ne sefer ne seher
Cevap vermedi dersin
Gönlünde olan ile
Aklına geleni
Pişmeden yersin
Ne denirse denilsin
Bil ki sevilen sensin
Gölgeyi silecek
Perdeyi bölecek
Elbet gelecek

OMAR der ki;
Ne ince dokudum
Ne seferden sehere okudum
Bilen ile bilmeyenden aldığımı
Güzel olur diye bekledim
Beklediğin günden
Yaydığın güne kadar
Sayıyı bulacaksın
Sözümüz Hak’tır bileceksin
Diyeceksin ki;
Ne ağrı ne çağrı
O’ndan geleni bozamaz
Kendini yerden gökten
Yukarı görenin
Dumanını silemez
Allah’ıma emanet olunuz dedi
OMAR selamladı yürüdü



Doğuşa el verdiysek
Satır satır verdiysek
Bilenin halindendir
Soranın yolundandır dedi
KAYGUSUZ dağda bağda
Gönlünü her dala koydu

Çiçekler açtı dedik
Bilenler geçti dedik
Her sevene
Dilediği şerbeti sundu
RABİA yoldan aldığını
Güzele sordu;
Güzelliğin bellidir
Saçım her teline bağlıdır
Kimi bağlı kimi dağlıdır
Ne var ki;
Cümlesinin hali bellidir

Aradım su içeyim
Sordum yoldan geçeyim
Dediler ki;
Yol senin sular senin
Gönlündeki bağlar senin
Ne aldın nerde durdun
Nerden aldığın kime sordun
Elbet bilen verecek
Yaratanın görecek dedi
RABİA SULTAN yürüdü
Selamını cümlenize iletti

Her akan suya baktım
Köprüye kement attım
Ağacın her dalına
Kulunun her haline
O’nundur, O’ndandır dedim
Sevgimi sakınmadım
Ne oldu deyip bakınmadım dedi
HACI BAYRAM söze geldi:

Destek dileyen
Dost arayandır
Beklediğin her günde
Kendini gönülden oyalayandır
 



Ağır gelmedi desti
Akan su durmadı
Ağacın yel ile yıkılmadı
Her satıra nokta koysam dedi
Günde kimse kaygu almadı dedi
HACI BAYRAM dört yönden aldığını
Seni bende bildiğini
Demde kayguyu silmen gerektiğini
Açılan her kapıya gelmende
Boşluk gördüğünü söyledi

O’nun kapısı birdir
Birliğe götürür
Birden geldi isek
Birde bitirir

Soylu gelir soysuz arar
Her kulu alabildiğine sorar
Güne bağlı kalmadan
Yönü hataya yormadan bekle
Yapıya düşse bile
Kasaya el atacak
Her aldığını
Nasibim diyecek tutacak
Buğday tanesini sayasın
Nasibim diyesin
Kesene koyasın dedi
Niyazını senin ile başladı
Senin ile sürdürdü

Her nefes
Benden sana selam getirir dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:

Akdeve’ye binelim
Dilenen şarabı
Gelene gülene sunalım
Ağlara balık gelse diyene soralım;
Etine mi?
Yatına mı?
Aldığımız sathına mı?
Elbet alacağız
Gönül verdik dolacağız
Gülüne talip olduk
Seferde dolanacağız

Konuk gelen ile
Konuyu bilse bilmese açacağız
Her taşı aşacağız
Dost olduk kalede kaldık
Dağılanı toplayacağız
Her Pirin,
Birden gelen birliği
Kendine adını veren
Kalesi vardır
Kaygunun alıştığı
Dostluğumuzun oluştuğu
Yar diyendedir
Ölçüsü gönüldedir
Bağlandığın için
Ne ora ne bura
Bilgimde kalmasın kara dersin
Ayağıma giyeceğim
BEHLÜL denildi isem
Kalemi bulacağım


Elbet geleceksin

Derman dilenen her olayda
Ferman yüceden dedik
Kemerde bağlı kalan her düğüm
Açılandandır
Geçilmeyecek eşik yoktur
Yolunda isen
Yapıya geldi isem
Adımı aldı isem
Eşikten beşikten değil
Kaşıktandır


Nasibini dağıtan demektir


Bilmez misin her lokmanda
Yiyebilenin çokluğuna niyazdasın
Yoksulun yokluğu
Elbet niyaza gelmez
Kainat eşitte kalmaz
Gayret sende boşa değildir dedi
Her kaşığında nefesi olduğunu bildirdi
Selamladı yürüdü

MEVLÂNA dostun
Çimenler postun oldu
Kapılar kapanmadı kaldı
Eğilen kulu
Menekşenin rengine daldı dedi
EYYÜB’üm selam ile geldi:

Yeşilden mordan
Nasibin gürdür
Toz olsa bile
Aklayacak paklayacak kardır
Denilmesin olumsuza uymak zordur
Geldik deyip güleceğiz
Bilene bilmeyene
Selam verip geçeceğiz

Mutluluğuma demedin
Her sözde mutluluğuna diye
Selam verdin
Kendini sildin
Kapıda olana güldün
Sağ eline sormadın
Sol elini vurmadın
Elbet olacaksın
Olduğun halde kalacaksın
Gülen ile güzeli bulacaksın dedi
EYYÜB’üm selamladı yürüdü

Dağlar bağlar şenlendi
Ocakta aşımız demlendi
Gelen ile bulan canlandı

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

09mayıs1983

SOHBETLER

19mayıs1983