07 OCAK 1983


MEVLÂNA’yım ben!


Yüce Allah’ım dedim
Cümleye niyaz ettim
Kadir olana uyarlar
Yazdığını duyarlar
Elden ele tutarlar
Gayreti kemer misali takarlar
Seninledirler, asla ayrı kalmazlar
Ya Allah diye diye
Nefesi boşa koymazlar
Onlarla vereceğiz
İznini dileyeceğiz
Cümlenize selam olsun
İznimiz Yüce Hak’tan geldi
Meydan’ı alacağız
Yaprağa el uzattık
İpek olasıya toplayacağız

Güzellik, değişken olaydadır
Esmeyen rüzgar
Çiçeğe toz atmaz
Yağmayan yağmur
Toprağa bereket katmaz
Soğuk almasa
Toprak kar tutmaz
Güneşe dönüşecek
Günün kullarısınız
Gölgeyi geçtiğiniz
Dostunuzu seçtiğiniz bilinir
Sözümüzü,
Yazıya geldiğimiz gün verdik
Dedik ki;
Bizden size
Oluk oluk gelecek
Geleni verdik, verdik, verdik…
Daha da vereceğiz
Dost olacağız
Genişliğe elele gideceğiz
(Soru:Genişlikten murat nedir?)
Yerden göğe yükseklik dersen
Yerden yere
Yani noktayı çevrelediğin ana kadar
Yol açıktır
Güne kadar
Gönüllere aktığımız olay
Günden sonra
Gönüllere akıtacağımız olacaktır
Yollarımızda mevcut olan taşları arındırdık
Korunacak ve dilenen hizmete hazırlanacaksınız
Her kulun alacağı olacak
Sözün özü şudur;
Yuvalar bağlansın
Denilenin gerçeği
Hakikat kapısına varılsın
Denilsin ki;
İnandığımız olay
Ne bilmece
Ne olmayanı bulmacadır
Varlığımız hakikat
Birliğimiz Hak’tır
Merdiven buldum, çıkarım diyene de ki;
Hakikate erdim, geçerim
Buldum diyen, ekleyendir
Hakikate yönelen, bekleyendir
Gerçeğiniz, hakikate yönelendir
Yapıya geldik
Kapıya döndük
Ne geçmişte kaldık
Ne geleceğe değindik
Sadece O’nun ile sevindik
O’nun olan, yapıdır
O’na dönen, kapıdır
Yuva’mız;
O’nun izni ile kurulan yapı
O’na yönelen kullarının
Gönüllerinde oluşan
O’na dönüşen kapı
Allah’ıma niyaza duralım
Her yapı O’ndandır
Gönül kapıları
O’na yönelsin
Aş ile oluşan
Sofraya doluşan cümle kulları
O’na yönelsin dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Al ile bal ile
Kulu sevdim hal ile
Kök ile ağaç ile
Ağacı bildim
Binlerce yaprak ile
Geçtim gördüm meyveyi
Dedim alsam ayvayı
Narda bulsam taneyi
Gezdirecek haneyi
Dost bildirdi Tanrı’yı
Otur desem, oturmaz
Gezdir desem, götürmez
Yeter desem, bitirmez
Ne aldım, nerde kaldım
Softaya kimi sordum
Sorsam diyeceği yok
Alsam vereceği yok
Al desem diyeceği çok
Yürü dedim özüme
Bakma softa sözüne
Karıncayı ezmem der
Toprağımı sürmem der
Emrini katlar durur
Kulu gönlünden vurur
Yaprak olsam dökülmesem
Bilek versem bükülmesem diyene
Niyazın Hakk’adır dedim
O’ndan O’na sözü bağladım dedi
YUNUS’um yürüdü

Ak ile karaya
Hükmü geçendir
Soğuk ile sıcakta
Sırrı çekendir
Çamur ile suda
Dibe gitti ise
Paklığa düşendir
Kim? denilir
Her olayı O’ndan bilen
O’nun ile bilen
O’na gideni bulan
Hak ilmini bilenler
İlminde hakikatı bulanlar
Ne denirse densin
Gerçekten alacağını umanlar
Elbet gerçek açıktır
Gönülden alan her kuluna


Gemiye adım atan
Elbet kaptana uyar
Ya Allah dedi ise
Emrini duyar
Geleceğin yazısı
Günden hazırdır
Düzeni kuran
Kurduğu düzende
Görevleri veren O’dur
Sözün düzenini biz veririz
Dağlar taşlar yürüse
El birliğine girişse denilir
Görgümüz açılsa
Göreceğimiz odur ki;
Her bir zerre ayaktadır
Daha önce verdik;
Ayaktayız ayakta olunuz
Olayları hazır
Önünüzde bulursunuz
Düzeni kuranı
Oradan biliniz
Ayakta olan her zerreyi
Öylece görünüz

 



Niyetiniz gerçeğe açık olsun
Gözünüz de görecek
Vasıtasız her zerre
Birbirinden alacak
Rahmet yağıyor dedik
Bir yıl önce verdik
Gelişen her olayda
Gün gün gösterdik
Ayaktayız, ayakta olunuz
Günde diyeceğimiz şudur;
Gerçeğe her an açık kalınız
Gönüllere asla şüphe koymayınız
Her biriniz öbürü için
Ne güzel, ne uyumlu desin
Uyumsuz görse de
Kendini öyle söylemeye alıştırsın
Göreceksiniz ki
Uyumsuzluk kendiliğinden
Ortadan kalkacak

(Soru: Gerçekten kalkacak mı,
yoksa biz mi kalkmış göreceğiz?)
Koyan sizsiniz
Kaldıran da siz olacaksınız
Allah’ım her olayın
En güzelini sergiler
Kul sergide olanı yargılar
O sizin ile size güler
O sizin ile size ağlar
O sizin ile sizi bağlar
O sizde sizi bekler
O, sizin ile size ekler
Ne güzeldir
O’nun ile oluşmak
Ne güzeldir
O’nun ile gülüşmek, ağlaşmak
Ne güzeldir
Gelecek diye bekleşmek ve
Anda bende diye buluşmak
İşte gerçek an, o andır
O, gerçeğe artık açılır
Sevgi her gönülde mevcuttur
O sevgiye,
Kimde olursa olsun yaklaşınız
Hastahaneye, hapishaneye
Çocuk yuvalarına gidiniz diye
Onun için söyledik
Kıvılcım taşıyınız
Cümlesine aşı olacak
Sadece oralarda mı? denilir
Her birinize gerçek olanı verdik
Önce yuvalarınızda
Sonra komşularınızda
Sonra çevrenizde
Ve sıra sıra yazdık

Yumuşak olan kum işlenir
Sert olan taşlanır
Ayağına gelen taşı öpmezsin. 

Duyan ile beraberiz
Gören ile beraber olalım
Dilenen kumanda kuruldu bekleyelim
Ne demek? dendi
Aşamadık, güzele doğru taşamadık
Denilene sözümüz
Dar gelen sel ile açılır
Bol gelen yel ile kapanır
Asla kayguya yer yok
Allah’ım her niyazı alır
Aldığı kulu ile beraberdir
Çünkü niyazda O vardır
Aydın olan kulları
Yazıda vardır yerleri
Seherde gelişir
Seferde verişir
Her sohbette buluşur
Yol geçene
Kul seçene niyazdadır dedi
ALİ söze geldi:
 

Dağlar erimedi mi?
Yollar taşmadı mı? diye sorarlar
Yoğun kayda geleni
Söz ver, söz al diyeni
Erlikte sayamadım
Bilgide soyamadım diyene de ki;
Bilgiyi görgüyü ayıklamadan
Sadece olduğu gibi alalım
Ne güzel demeyi bilelim
Kemer dar gelse de
Sabır deyip bekleyelim
Alacağımız bilgi ise Eyvallah
Amma görgü, her kulun kendindedir
Bilgi ayrıya düşmez
Görgü, kişiden başkaya taşmaz
Biliyor isen gördüğüne şaşmaz
Her satır gerçektir
Karşılığı asla yoktur
Müsveddesi yapılmamıştır
Tek söz, tek satır, tek kelime, tek harf
Sayfayı çevirdiğin an
Olanı görürsün dedi
ALİ her gül yaprağında
Bir harfin okunduğunu söyledi
Selamını iletti yürüdü

Çevreyi açacağız
Köprüyü geçeceğiz
İşte o geçiş
Beklenen geçiştir, dönemezsin
Yola çıktı isen, kalamazsın
Dönüp baktığında göreceğin
Arkanda binlerce vereceğindir
Ne demek? dendi
Yolun gidişi her niyaza açıktır
Bir kıvılcım verdiğin
Bin kıvılcım ile arkandadır
Milyonlarca oluşur
Hepsi aynı gerçekte buluşur
Onun için 'Kayguyu siliniz’ dedik
Allah’ım murad ettiğini
Aydın kullarına diletir
Seven kullarına belletir
İşte onlar, arayan kullarının bekçileridir
Niyazımız öyle olsun ki;
Hak niyazın edelim mi?
Kul elinden tutalım mı?
Bileğimizi katalım mı?
Elbet Hak muradını
Muradımıza katacak
Eliniz ile tutacak
Ayağınız ile adım atacaktır
Sen O’na
O sana bakacaktır
Bilen ile bilmeyene
Bir oluruz

Meyhane, bilene
Sohbet, bilmeyene nedamettir
Neyden aldığın her ses
Sevene Rahmet
Sevmeyene zahmettir

(Soru: ‘Ney’ Mürşid-i Kamil mi?)

Ya Allah diyelim
Rahnetine zahmetine
Gönülden şükredelim
Sohbete girelim
Olumsuz her halimize
Nedamet getirelim


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah