|
MEVLÂNA'yım ben!
Meydan’ı bize açarlar
Dar gelen yolu seçerler
Her yaratılanı
Gelişine uydu diye seçerler
Gel elele olalım
Gel gönülde birliği bulalım
Yerden göğe niyaza duralım
Cümlenize selam olsun
Yer ile gök arasında
Kul gerçeği bulsun
Gerçeğin yorumlu verildiği yer
(Soru: Bedenli dünya hali mi?)
Eyvallah
Yaprağın çözüme girdiği yön
Yerden göğe ulaştırır
Bilgisini bulaştırır
(Soru: Dünyaya gelişinin amacı mı?) Eyvallah
Görgüde, bilgide
Sevgide, saygıda
Yerini alırsın
Kendinde olana
Gönülden inanırsın
O zaman seni buluşturur dedi
YUNUS’um sözü aldı
Cümle ile konuya girdi:
Her sözümüz öğüttür
Dayandığımız söğüttür
Gün gelir öğütte söğütte
Kul kulluğuna eğilir
Geldiği günde bulduğundan
Cümle ile sevilir
Dost dedilerse inan
Gerçeği bilmeden de
Allah’ım dersin
Bilmeden dayandığın ile
Bilerek dayandığın
Rüya ile yerini verir
Yerden aldığın ile
Kendini gösterir
Bilmeden dayandığın
Ağaca benzer
Bildi isen kendini göster dedi
YUNUS’um selamladı
Sarayda otursam
Altın tepsiden
Baklava kotarsam
Ne yerinde
Ne serinde değişen olur
Yediğim bende
Sofra yerde kalır dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
Her noktayı denedim
Sönmeyen yıldız gibi
Her softaya yöneldim
Solmayan yıldız gibi
Güzeli vermediler
Ne var ki
Asla gönlümdeki güzeli silmediler
Kapanan her kapıda durdum
Niye kapattılar sordum
Cevap Hak sözü olamazdı
Hakk’ı bilen
Kendinde kapı kapayacak
Gücü bulamazdı
Geçtim güzü
Buldum yazı
Öylece çaldım sazı
Yöreye uydum
Dost diyen
Her kulunu duydum
Sevgilinin sohbetine
Günü günü doydum dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Bir avuç kumu aldım
Gönülden sevgiye daldım
Tane tane saysam
Her sayısına
Niyaza dursam
Bitmez dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
Kar oldu eriyecek
Söz verdi koruyacak
Yeşil rengi sarındı
Yorumsuz sürüyecek dedi
HAMZA DOST selamladı
Mevlâna’yım!..
Attığımız her adımda
Aşk nefesi alırdık
Her nefeste
İlahi güzelliği bulurduk
Her damlada
Kevser diye yaklaşır
Aşkı ile paklaşırdık
Deryalar bizden sana
Gerçekler senden bize Allah’ım der
Yana yana, döne döne
Sehre geçerdik
Şirki siler
Katlanan her bilgide
Uyumsuzluğu silerdik
Deryalar nedir? denildi
Her kulun gönlünü
Deryadan saydık
Ne bedende uymayana
Ne güdende duymayana
Aklı yormadık
Taş olan yerde durmadık
İzin ile yürüdük
Ayağı vurmadık
Balık aldım ele
Soluk verdim dile
Ocağı yakayım
Balığı dala sokayım
Pişsin yiyeyim
Ne güzel diyeyim
Balık pişsin dal olmaz
Ala geyik yol sormaz
Doğruya boyun eğdik
Yazan hataya gelmez dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Yardığım adım
Ayağıma gelmesin dersen
Yorumunu düzenli yaparsın
(Soru: Dikkatli
olmak) Eyvallah
Kopan ipe düğüm atayım
Gelecek atı tutayım dediysek
Düğümü güçlü atalım
Hak adına atın başını tutalım dedi
KAYGUSUZ selamladı
Kement attık
Gelen atı tuttuk
Pazara götürdük sattık dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Her göle dalamam
Soğuk suda kalamam
Isınmazsam ben
Kendimi bulamam
Dur yoruma geleyim
Gerçek vermeyeni sileyim
Dayanmayı bildi isem
Kendi yarattığıma güleyim
Gönlümü açtığımda
Gerçeği seçtiğimde
Kendi yarattığım güzeli bulmak
Arayanı sevindirdiği kadar
Yüce’yi de sevindirir
O zaman
Yaratan yaratılan arasındaki
Düğümler çözülür dedi
PİR SULTAN ABDAL övgü ile sevgi ile
Cümlenizi selamladı
|
Ocağa aşı koydum
Yastığa başı koydum
Nefesimi saydım
Nefsimi soydum
Akan ırmakta
Çamaşır yuğdum dedi
RABİA sözü aldı:
Dar yollar geniş oldu
Güller açtı gözüm seçti
Özüm ile dostluğa geçti
Ne tozumuz kaldı ne yozumuz
Dost geldi de elimizi tuttu
Aldığıma verdiğime
Nasibini kattı dedi
RABİA selamladı
Bağını belledin mi?
Gelini telledin mi?
Az vereni?
Çok diye zorladın mı? dedi
SARI ANA sözü aldı:
Çoğu dileyen alsın
Sevgisi bize kalsın
Yoğurt alsın bol yesin
Güneşe dursa erir
Gönlünden geçen
ile bulur
Korkuyu yer etmesin
Kar alıp bal satmasın
Kendinden yardım dilesin
Hak ile öyle söyleşsin
Kul kulun derdini bilmez
Bilmeyen kul bilene vermez
Asmayı budarsan gelişir
Bilgini budarsan dönüşür
Hataya düşmeyelim
Asma ile gerçeği deşmeyelim
Gölgeyi ağaçtan bildik
Güneş var ise sarmaşığı ektik
Kement attığımız yerde
Toprak asla kaymamalı
Bizi zora koymamalı dedi
SARI ANA selamladı
YAHYA söze geldi
Sözüm verdiği yerde durdu
İletilen her konuda
Cevap bekleyene sordu;
Gerçek, bir bilen ile
Bin bilene iletildiği zaman
Yemen’den sorulur
Anında iletilir
Açılan her sorgunun yeri
Gelişten tayin edilir
Yemen’den yazılan okunur
Yorum ile kul bilgisini dokur
Onun için yoruma açık verilir dedi
YAHYA selamladı
Dalgalar dizilidir
Yerinde verilir
Deniz dalgası değil, akım
Sözlü veride dağılmadan gelir
Onun için özdür
Yazılıda, her çizgi her satır
Aralıksız iletişini sürdürür
Noktaya bağ koyan
Usunuza ağ koyandır
Usunuz, orda yıkarız
Ağ, nurdan ağdır
Gönüldeki bağdır
(Soru: Cümlemiz dahil miyiz?) Eyvallah
MERYEM yolu aradı
Sevgi ile taradı
Günün verdiğini
Güzelin ördüğünü
Dost kapısı verir dedi
Yerden göğe niyaza durdu
Baktı isen düzene
Uydu isen yazana
Deme nedir, bedenini bozana
Gelmiş geçmiş söz olur
Sözde LOKMAN’ı bulur
Kaygu sende kalır
Silmeyi dene
Kondu ise dala kelebek
Bil ki kışın bitimidir
Deme kaderin yetimidir
İSA, MUSA ne dedi?
İBN-İ SİNA ne yedi?
Ayran içti
Sözün en güzelini seçti dedi
MERYEM selamladı
İBN-İ SİNA geldi de
Hak aşını yedi de
Bayrak aldı eline
Çıktı Tur’un yoluna
Bayram oldu diyecek
Sesini cümleye verecek
Dost kapısında durdu
Kapalı kapıya vurdu
Gölgeyi sildi geldi
Kapıyı açık gördü
Oymayı ele aldı
Dal dedik, derya senin
Hal dedik, güzel sende
Ne onda ne bunda
Yolun düzeni sevgide dedi
İBN-İ SİNA selamladı
Buyruğu sana bana değil cümleyedir
(Soru: Hakk’ın emri) Eyvallah
Korur kayırmaz
Sever ayırmaz
Zoru verse de
Kolayı çevirmez
ALLAH’ıma emanet olunuz!
YESEVİ geldi söze
Bir nasihat dedi size
Dağlara çıkayım ben, der sadece
İlk adımda niyetsiz kalmayınız
Niyet ettikten sonra
Şüpheye düşmeyiniz
(Soru: Cümleye mi?) Eyvallah
Nıgunahım;
Olumsuz güne ah ettirme Allah’ım, demektir.
OMAR der ki YESEVİ’ye;
Söz veren
YUNUS ile öz saran
Beklemekten kalmayan
Yerini yolda alır
ŞEMS-İ TEBRİZ’i bilir
Soğuk yerde durmasın
Ne olursa sormasın
Günde günü bulacak
Gerçek yolda duracak
Doğduğu yerde
Güneşin yorumunu bilecek dedi
Selamını iletti
Asya’nın ortasına nokta koyarsan
Verdiğimizi duyarsın
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür
Resulullah
|