04 EKİM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Hayır dedik her olaya
Gönülden girdik kolaya
Cümlenize selam olsun
Komşudan komşuya sevabı kalsın.

Dost kapısı çalacağız
Dilenen sohbeti alacağız
Huzuru öyle bulacağız dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Gemiye direk olsam
Dalgalara göğüs gersem
Görevinden denir
Her sofrada
Niyette olan aş yenir
Sorguyu sildi isek
Olmayı bildi isek
Günde günü yaşarız
Duvarı öylece aşarız dedi
YUNUS’um selamladı

Denize ağı gerdim
Ağ içinde balık gördüm
Konuya güzel diye girdim dedi
YUNUS Aleyhisselam sözü aldı:


Sözü balığa bağladım
Deryanın güzelliğine ağladım
Kim dilerse gelsin
Nasibini alsın
Yar diye diye
Güzeli bulsun

Oymayı yerinde bilen
Kemendi peylediği ata savurana
Ayağından genişleyen
Attığını bağışlayan
Görgüsü ile
Gerçekten yerini bulana
Selam olsun dedi
Deryada, nehirde
Gölde, derede
Cümle balıklar ile halini paylaşan
Cümlenize selamı iletti

(Soru: ‘Ayağından genişleyen’ ne demek?)
Dost der, adımını atar

Yaprak yaprak üstüne gelse
Çiçeğini gönüllere serse
Her dileyene gerçeği gösterse dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü
Gönlünü açana bağladı:


Gönülden yaprak saydık
Dost sofrasına koyduk
İrfan fistanı giydik
Görenden görmeyenden
Derdine derman
Yüce Allah’ım dedik
Geleceğin değil
Olduğun anda
Güzeli bulasın
Elini dizine koyasın
Şifa senden Allah’ım diyesin
Üç öğünde gönlünü, aklını
Vardan oluşana bağlayasın
Dağdaki çiçek
Daldaki böcek
Nasıl ki her zerresinden
O’nu zikreder
Kumda dahi
Tek tek zikir vardır
Sen de kendinden kendine yönel
Tanrı’na her zerreni bağla
O zaman olacağa ağla
Öyle ağla ki
Sana birliği bulduran
Seninle seni olduran
Güzelden güzele döndürene ağla dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Gümüş altın bir olsa
Hepsi bir sepete dolsa
Güzeli olduran ile
Buldurana ne sorardık?
Dost sofrasında ne karardık?
Doğuştan bildik geldik
Sofraya durduk gördük
Selamı cümleye verdik dedi
HAMZA DOST selam ile geldi
Selamet dileyen her kuluna
Yardımcı oldu

Yerden aldığım kumda
Yerimi buldum Dost yanında
Postu aldık serelim
Her gelene soralım
Niyet ile mi, niyaz ile mi buluruz?
Hem niyet hem niyaz
Kula gerçeği buldurur
Niyet, kulun gerçeğini
Niyaz, verenin gerçeğini bildirir
Dayandığımız gerçeğin
Niyazını ediyorsak
Elbet niyetimiz olgundur
Selam olsun gelenlere
Selam olsun niyeti ile
Yaratana gülenlere
Gülümüz yar adına
Gülümüz niyetin erdiğine dedi
HAMZA DOST selamladı


Binbir kapıya durdum
Bir yoruma girdim
Kapıda olan Meleklere sordum
Ben miyim bilen?
Sen misin veren?
Dediler ki;
Binbir kapıya
Her kulu gelmez fani iken
Yer yer alırsınız
Gün gün bulursunuz
Her kapıda
Bir önceye gülersiniz
Bilgilerinizi öylece elersiniz
Anda yeriniz dedi
MERYEM sözü aldı
Dost adına
Yerden göğe sır olanı verdi

 



Meydan vereni bilir
Meydancı geleni görür
MERYEM’e, verdiği sır için izin geldi
Her kulu binbir kapıdan geçer
Ne var ki fani iken değil
Gayemiz çok çok kapıyı aşmaktır
Her kapıda gördüğümüz
Gerçeğe şaşmaktır
Duran suya bakarsan
Kendini görürsün
Akan suya bakarsan
Suyun verdiğini bulursun
Almayı dileyen kulları ile
Kapıları aşmaya çalışırız dedi

MERYEM cümlenizi selamladı

(Soru: Yardım mı ediyorlar?) Eyvallah

Oluyor diye geldik
Buluyor diye sevindik
Dost yuvasında
Huzur ile gerindik dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:


Benden YUNUS’a varsa
Her aldığı sözde dursa
Koşan ata gem vursa
Dilediği yoldan şaşmaz
Yoluna taş gelse düşmez
Yoğurt aldık, sütü sorduk
Güğümü verdik dolsun diye
Gönül verdik kainatta kalsın diye
Yoruldum diyen ile
Yargıyı silene
Gönülden yol bulduk
Sofrasında yoğurt yiyelim diye kaldık dedi
KAYGUSUZ, YUNUS ile bağını sorana anlattı
Dağdaki üzüm ile
Ovadaki üzüme benzer
(Soru: YUNUS ile KAYGUSUZ’un buluş farkı?)
Eyvallah
Konuk gelenden aldık
Cümleye gönül verdik
Sargıyı yerinde bulduk dedi
KAYGUSUZ selamladı

Çevreyi bağladım
Eteği topladım
Sofrayı katladım
Sevmeyi bilen ile
Bilmeyene yol verdim
Sonum dedim
Adım adım gezindim
Sarı mendile söz aldım dedi
SARI ANA geldi:

Durayım gelir misin?
Mendili verir misin? diyene de ki;
Durmayı değil
Dermeyi bileceksin
Dağılan her düzeni toplayacaksın
Güzelden güzel olacak
Gönülde gerçek yerini bulacak dedi
SARI ANA selamladı


Baktığım her damla su
Yaktığım her mum
Ayrı ayrı görünse de
Bilgide gerçeğe bürünse de
Kul gözünde
Su ayrı, alev ayrıdır
Birliği bilince gayrıdır
Günü geldikte
Gerçeği buldukta
Ayrıya değil
Birliğe yer veririz
Yolumuz Hak yoludur
Bilen ile bilmeyen ile
Karşı karşıyayız
Asıl olana yöneldi isek
Bilen bilmeyen kalmaz
Varolanı inkarda olmaz
Günün yorumunda
Güzel sadece çiçek ise
Bacanın kurumunda bulacağın
Çirkin midir?dedi
HACI BAYRAM sözü aldı
VEYSEL ile söze geldi:

Bağ, düzen veren ile anılır
Dağ, zirvesindeki kardan sorulur
Her yolda olana
Sofra kurulur
Dileyen gelir
Dileyen yürür
Sarılalım Rabb’imin
Nasip ettiği rahmete
Geçelim getirdiği zahmete
Zahmette hikmet vardır
Gölgeni dağıtır
Gönlünü eğitir
Bütünde yerini bildirir dedi
HACI BAYRAM selamladı;
VEYSEL ile durana
Dünü günü sorana selamını iletti

Mevlâna’yım!..

Üç öğünde
Andığı ile olsun
Gönlünde kalan ile bulsun
Resulü’ne selam versin
Desin ki;
Rabb’im senden aldığım ile doldum
Resulü’nden aldığım ile doyayım
Gerçek olanı duyayım
Senden gelene  uyayım
Boş gelen dolacak
Güzel olanı bulacak


ALLAH’ıma emanet olunuz
Açılan her kapıdan
Gerçeğe bir adım daha yakın kalınız


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah