02 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Koyun ile kuzuya
Yolu sorduk tazıya
Geldik durduk yazıya
Cümlenize selam olsun
Kayıtta olana gönlünüz gülsün

Meydan bizimdir, gelirsek
Güzel bizimdir, bilirsek
Kainat bizimdir, bulursak
Gel dedim cümlesine
Geldik durduk niyaza
Kamer yüzüme güldü
Selam güzele dedi
At yolunu verecek
Sırtına alıp götürecek
Dağdan dağa aşıracak
Gerçeği bilginde taşıracak
MERYEM ile aldığını
Sofranıza kotaracak
MERYEM sözümüz aldı
Her yolun başında durdu
Altın sahana
Altın kapağı sordu
Dediler ki;
Gönüller Bir'den Bir’e
Emeller yerden göğe
Açılan her kapıya
Dost sesimiz vereceğiz
Dostu yuvamızda göreceğiz
Kum üstüne
Kilim aldık sereceğiz
Elde yazma, kulda süzme
Balıkta yüzme geçerlidir
Eşikte duracağız
Beşikte göreceğiz
Yolumuz gölgesiz
Kaygusuz kalacağız dedi
MERYEM cümlenizi selamladı

Altın halkayı alsan
Beline altın kemeri taksan
Niyazına denktir
Niyetine ahenktir dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Yün aldım bükeceğim
Fidana suyunu dökeceğim
Deryaya ağı gerdim
Balığı çekeceğim
Her sayıya denk gelirse
Her renkte ahenk görürse
Ayna misali olur
Aynayı eline alan
Kendini görür dedi
MERKEZ’im selamladı


YUNUS ile söyleşirsen
HAMZA ile paylaşırsan
Elde bütüne bakar
Çerağı öyle yakarsın
Bir bir kelama daldık
Bir bir adını saydık
Nefsimizi gerçeğe soyduk
Meydan’a gönülde olanı koyduk
HAMZA’nın adı ile
Yolunu bulana selam olsun
Kapalı kapıyı aşsın
Dört erden geleni
Ser'inde bilsin
YUNUS’a darda diyen
Kendini zordan ayırsın dedi
HAMZA ile YUNUS’um selamladı

BAYRAM’dan selam aldık
Her öğünde niyaza daldık
Gelenden gidenden
Allah’ım razı olsun
Dağlara yük verirsem, yarışamam
Dağlardan yük alırsam, karışamam
Zor ile kolayı bölmeli
Ortasında kalanı bilmeli
Niyaz ile bulmalı
Gerçek olanda
Dizini yere koymalı dedi
HACI BAYRAM selamladı


Bağ ile bağcıyı ayıramazsın
Yemeyi bilmeyeni doyuramazsın
Hak ne verdi ise uyarsan
Ayıranı kayıramazsın dedi
RABİA selam ile söze geldi:

Sözden özden varacağız
Uymayanda duracağız
Gelmez ise soracağız
Bilenden mi uydun?
Bilmeyenden mi duydun?
Sarı elmayı soydun
Meyveyi elinde saydın
Dalına güvendin mi?
Köküne inandın mı?
Bütün ile gönendin mi?
Yar yolumu açacak
Yar gönlüme geçecek
Yari kulu seçecek dedi
RABİA selamladı

Her bağın üzümünü tattım
Her sofraya adı’nı kattım dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:


Arı dalda gezer de
Arı çiçekten süzer de
Aldığını vermez mi?
Dileyeni Rabb’im görmez mi?
Altın kapıya elini sürmez mi?
Oymayı ele aldı isen
Sürmeyi gözde buldu isen
Gelip geçene
Varlığını sordu isen
Alacaksın bileceksin
Dünden güne güleceksin dedi
HACI BAYRAM sözü
HACI BEKTAŞ ile birledi

 



Mevlâna’yım!..

Yerde kuru yapraklar
Su beklerse topraklar
Verelim desek
Yeterince olmaz
Rabb’imin verdiğine uymaz
MERYEM ile dört yolda
Yeter olsun dert kulda
Rahmetini bekledik
Toprağa gelsin dedik
Ekeceğiz, rahmet aldık
Dilediğiniz kadar dökeceğiz
Elele geldik güne
Nazarlık takacağız
Benden yol sorana
Yolun Hakk’a diyeceğiz
Yerden göğe oluşan
Niyaz ile her konuda buluşana
MERYEM’in selamını getirdik
Kayguyu gönlünde bitirdik
Gerçeğin aynasında
Sorduğunu gösterdik.

Mevlâna
’yım!..

Ağaca çıkıp otursam, dalı eğilir
Dumana takılsam, gönül kırılır
Her kulun bilgisine, sofra kurulur
MERYEM kime verdi? denilir
Dağlar gibi yük alıp
Öteye aşana
Aştığı hale şaşana
Gün gün dalgalanıp
Gün gün koşana…

Mevlâna’yım!..

AYİŞE adına çorba aldım sofraya
YUNUS ile geldim
Saymayı bilen ile oldum
Heybesine dilediğince sevgi koydum
Ayağına gelecek
Sofrasında sevgi çorbasını yiyecek
Dağılana eğilecek
Gerçek bilgiye gülecek
Aldığı elinde
Bildiği gönlünde kalacak
Sevgimiz onunla
Sevgisi cümle ile paylaşılacak
Hayır denen her olaya
Sefer doğudan batıya
Kement attık
Atı tuttuk
Katıyı sildik
Dost adına sohbeti kurduk
Nerden, nereye? demeden bekleyelim
Ele aldığımız konuyu paklayalım!

Okuduk yazıyı
Düne selam verdik
Gün ile konuya girdik
Üç aşamaya girecek
Her aşamada
Birbirini serecek
Yerini öylece
KAYGUSUZ’ca görecek dedi
KAYGUSUZ yularsız ata semer vurdu
Karşımızda olana

Mayasız yoğurt olmaz
Sütü almayan gelmez
Rabb’ini bildi isen
Olumsuza kanmaz
Güzele uyacak
Gönülden duyacak dedi
KAYGUSUZ selamladı


BAYRAM geldi dedikte
Bir somunu yedikte
Zeytin dalı aldık mı?
Tanesini saydık mı?
Bir tabağa koyduk mu?
SARI ANA söze gelse
Sözü alıp dize dursa
Her kumun tanesini saysa
Görgüsünü böler miydi?
Gelenlere güler miydi?
Ayağına gelen taşı
Bir nefeste siler miydi?
Adına oğul dedik
Oğul ile sevene güldük
Bir tepsiye sedef koyduk
Bir tepsiye yemiş saydık
Selam olsun
Selamı gerçekte bulsun dedi
SARI ANA selamladı

BAYRAM adını verdik
HACI BAYRAM’dan geleni sorduk
Dedi ki:
Bohçanın dört ucunu
Birbirine katlasın
Yaprak yaprak açacak
Fidanını beklesin
Geçen günde kaygu veren
Düşünceyi köklesin


(Resim verilir: HALLAÇ MANSUR)

Beklediği halkada
Kendi kendini buldu
Deryadaki dalgada
Hakk’ın sözüne geldi
Dört duvar örüldükte
Kerameti görüldükte
Çevresini sildi
Aldığı bilgiyi
Dileyenlere böldü
MANSUR adı ile geldi
HALLAÇ görevini aldı

ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah