|
MEVLÂNA'yım ben!
Komşudan komşuya
Selam getirdik
Gönülde olan kavgayı bitirdik
Dağlara yüklendik
Ardına saklandık
Dilenen suya daldık,
paklandık
Dost haline büründük
Sevgisine sarındık
Yaprak olduk
Toprakta süründük
Güzeli öyle belledik
YUNUS ile söyleşiriz
ADEM deriz halleşiriz
Gölgeyi siler
Gölgesiz kulu bekleşiriz
Bağlar üzüm verirse
Bakan yaprağı korursa
Gelen gidene selam
olur
Bilen kendini
Güneşte bulur dedi
YUNUS’um selamladı
At aldım tayı ile
Kul sevdim huyu ile
Güzel dedim boyu ile
Gel
elele olalım
Elde kumu bulalım
Her gelene gülelim dedi
PİR
SULTAN ABDAL sözü aldı:
İğne iplik dikmeye
Makas aldım sökmeye
Suyu buldum dökmeye
İndim kuyu başına
Oturdum yolun taşına
Ne gelenin sözünden
Ne
duyanın özünden
Kaygunuz kalmasın
Huyu ile alanın
Konuda zoru
vermesin dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Binayı kuracağız
Olumsuzu kıracağız
Yerli yersiz diyenden
Sorguyu alacağız
Silelim el terini
Bilelim uyumlu olan ser'ini
Giden gelenin turunu
Almayı dilediğin her varolan
YAHYA ile gür
gelendir
Desteye su verelim
Olanda olmayanda
Hür olanı görelim
Aynayı bilmeyene sürelim
Bildiği her konuda
Resulü’nün selamını
alır
Uyduğu her konuda
YAHYA ile beraber olur
Malik olan
Korkuyu sildiğiniz
Dayandığınız günden bilinir
Her nefeste geçen
silinir
Gelene niyaz edilir dedi
YAHYA EFENDİ selamladı
Duvarı öreceğiz
Çatısını göreceğiz
Uzak yakın olana
Anında
güleceğiz
Ayda güzel sözüm var
Yıldızlarda özüm var diyene
HAMZA DOST ile güleceğiz
Adından söz ettiysek
Yardımını
göreceğiz
Adım adım gelen bilir
Yudum yudum içen bulur
Allah
Allah diyen
Kalır olduğu halde
Bulduğu Güldedir
Kaldığı
yolda
Yol Hak yoludur
YUNUS ile MEVLÂNA değil
Cümlesi Hakk’ın
kuludur dedi
HAMZA DOST dayandığı ağaçtan
Meyvesini dileyene
Selamını iletti
Akan su ile oluşan
Deryada buluşan
Bağlı atı çözelim
Güzel
satırı çizelim
Her satırda güzeli görelim
Kavak ağacı diksem
Köküne suyu döksem
Ağaca mı
Kendime mi hizmetteyim?
Elbet hem
ağaca
Hem kendime
Hem cümleye dedi
RABİA HATUN sözü aldı:
|
Bir bir ektim fidanı
Saymayı denemeden
Doğduğum günü bildim
Kimseyi sınamadan
Yoğurt yedik, sevdik dedik
Cümlede gayreti
gördük
Hayretten yakayı sıyırdık
Kapalı kapıda durduk
Seven
sevilen orda
Uymayan kalır zorda
Gümüş tabak dilersen
Günü
gelir olur hurda
Altın tabak dileyelim
Elden ele gezdirelim
Gülmeyi gönülden bilelim
Doğruya kemer giyelim dedi
RABİA selamladı
Mevlâna’yım!..
Benden sözü dilerse
Kum alır elerse
Yar sözüne gülerse
Bildiğini alacak
Bulduğuna sevinecek
Dağlar izin verirse
Kul
yolunu görürse
Tanrı’ya naz edilirse
Niyaza ses gelecek
Yollar
açıktır bize
Dileyen her kulu
Gelir söze
Oturdu isek dize
Gönülde izi kalacak
Seni beni saklayan
Akan suda paklayan
Rabb’imin izni ile
Dost olalım
Dost bilelim
Her konuya
Dost girelim
Mevlâna’yım!..
Ayna aldık elimize
Adını verdik dilinize
Hakk’ı koyduk
gönlünüze
Selam ile girdik konumuza
Her varolan O’nundur
Varettiği senindir
Varlığında bilenden olursan
Olan her gün senindir
Doğuştan bahtım silik
Bekledim tahtım soluk
El oldum, güne
doldum
Gölgeden ayrı kaldım denilir
Yüce Ağaç’tan
Ham meyve
yenilir dedi
YESEVİ sözü aldı:
Dünü günü
Dünya günü
Kul bilirse
Alır yönü
Ne dünü
Ne bugünü
Kaderine ölçü alma
Alıp da darda kalma
Mayaladık hamuru
Güneşte bıraktık çamuru
Yerden değil
Yüce’den bekle
Gönülden
geleni sakla
Gün güzeli açacak
Güneşe bakan
Gerçeği seçecek
dedi
YESEVİ selamladı
Mevlâna’yım!..
Altın anahtar alalım
Altın kapıya varalım
Gönülde taş var ise
Sevgi ile kıralım
Kıralım ki kum olsun
Ele gelsin, yol bulsun
Cümleniz Allah’a emanet kalsın
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür
Resulullah
|