08 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Komşudan komşuya
Selam getirdik
Gönülde olan kavgayı bitirdik
Dağlara yüklendik
Ardına saklandık
Dilenen suya daldık, paklandık
Dost haline büründük
Sevgisine sarındık
Yaprak olduk
Toprakta süründük
Güzeli öyle belledik
YUNUS ile söyleşiriz
ADEM deriz halleşiriz
Gölgeyi siler
Gölgesiz kulu bekleşiriz

Bağlar üzüm verirse
Bakan yaprağı korursa
Gelen gidene selam olur
Bilen kendini
Güneşte bulur dedi
YUNUS’um selamladı

At aldım tayı ile
Kul sevdim huyu ile
Güzel dedim boyu ile
Gel elele olalım
Elde kumu bulalım
Her gelene gülelim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

İğne iplik dikmeye
Makas aldım sökmeye
Suyu buldum dökmeye
İndim kuyu başına
Oturdum yolun taşına
Ne gelenin sözünden
Ne duyanın özünden
Kaygunuz kalmasın
Huyu ile alanın
Konuda zoru vermesin dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Binayı kuracağız
Olumsuzu kıracağız
Yerli yersiz diyenden
Sorguyu alacağız
Silelim el terini
Bilelim uyumlu olan ser'ini
Giden gelenin turunu

Almayı dilediğin her varolan
YAHYA ile gür gelendir
Desteye su verelim
Olanda olmayanda
Hür olanı görelim
Aynayı bilmeyene sürelim
Bildiği her konuda
Resulü’nün selamını alır
Uyduğu her konuda
YAHYA ile beraber olur

Malik olan
Korkuyu sildiğiniz
Dayandığınız günden bilinir
Her nefeste geçen silinir
Gelene niyaz edilir dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

Duvarı öreceğiz
Çatısını göreceğiz
Uzak yakın olana
Anında güleceğiz
Ayda güzel sözüm var
Yıldızlarda özüm var diyene
HAMZA DOST ile güleceğiz
Adından söz ettiysek
Yardımını göreceğiz
Adım adım gelen bilir
Yudum yudum içen bulur
Allah Allah diyen
Kalır olduğu halde
Bulduğu Güldedir
Kaldığı yolda
Yol Hak yoludur
YUNUS ile MEVLÂNA değil
Cümlesi Hakk’ın kuludur dedi
HAMZA DOST dayandığı ağaçtan
Meyvesini dileyene
Selamını iletti


Akan su ile oluşan
Deryada buluşan
Bağlı atı çözelim
Güzel satırı çizelim
Her satırda güzeli görelim
Kavak ağacı diksem
Köküne suyu döksem
Ağaca mı
Kendime mi hizmetteyim?
Elbet hem ağaca
Hem kendime
Hem cümleye dedi
RABİA HATUN sözü aldı:

 



Bir bir ektim fidanı
Saymayı denemeden
Doğduğum günü bildim
Kimseyi sınamadan
Yoğurt yedik, sevdik dedik
Cümlede gayreti gördük
Hayretten yakayı sıyırdık
Kapalı kapıda durduk
Seven sevilen orda
Uymayan kalır zorda
Gümüş tabak dilersen
Günü gelir olur hurda
Altın tabak dileyelim
Elden ele gezdirelim
Gülmeyi gönülden bilelim
Doğruya kemer giyelim dedi
RABİA selamladı

Mevlâna’yım!..

Benden sözü dilerse
Kum alır elerse
Yar sözüne gülerse
Bildiğini alacak
Bulduğuna sevinecek
Dağlar izin verirse
Kul yolunu görürse
Tanrı’ya naz edilirse
Niyaza ses gelecek
Yollar açıktır bize
Dileyen her kulu
Gelir söze
Oturdu isek dize
Gönülde izi kalacak
Seni beni saklayan
Akan suda paklayan
Rabb’imin izni ile
Dost olalım
Dost bilelim
Her konuya
Dost girelim

Mevlâna
’yım!..

Ayna aldık elimize
Adını verdik dilinize
Hakk’ı koyduk gönlünüze
Selam ile girdik konumuza
Her varolan O’nundur
Varettiği senindir
Varlığında bilenden olursan
Olan her gün senindir

Doğuştan bahtım silik
Bekledim tahtım soluk
El oldum, güne doldum
Gölgeden ayrı kaldım denilir
Yüce Ağaç’tan
Ham meyve yenilir dedi
YESEVİ sözü aldı:

Dünü günü
Dünya günü
Kul bilirse
Alır yönü
Ne dünü
Ne bugünü
Kaderine ölçü alma
Alıp da darda kalma
Mayaladık hamuru
Güneşte bıraktık çamuru
Yerden değil
Yüce’den bekle
Gönülden geleni sakla
Gün güzeli açacak
Güneşe bakan
Gerçeği seçecek dedi
YESEVİ selamladı

Mevlâna’yım!..

Altın anahtar alalım
Altın kapıya varalım
Gönülde taş var ise
Sevgi ile kıralım
Kıralım ki kum olsun
Ele gelsin, yol bulsun
Cümleniz Allah’a emanet kalsın


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah