|
MEVLÂNA'yım ben!
Hazır olduk her konuya
Kim geldi bu kanıya?
Selam dedik oturduk
Dost sofrasında
Kötü sözü bitirdik
Gel diyenle söyleştik
Sev diyenle paylaştık
Gerçek güne söz verdik
Her yaprakta adını okuduk
Gedik açsak dağ yolunda
Duvar çeksek dost evinde
Kim alır, kim
gelirdi?
Kimde yolu kalırdı? dedi
YUNUS’um söze geldi:
Ayağım set üstünde
Uyduğum her katında
Saydığım yerden göğe
Bulutlarla söyleşeyim
Rahmetini cümle ile paylaşayım dersem
Bulutlar güler bana
Rahmet, kayıtsız şartsız
Her varolana
gelendir
Kimden aldın?
Kim ile paylaştın? der de
Beni zorda
koyar
Cümlenin olan, paylaşılmaz
Paylaşılan;
Eldekidir,
dildekidir
Gönüldekidir, bağındakidir dedi
YUNUS’um her
satırda
Yerden göğe aldığınız
Her seferde
Yeniden sorduğunuz
konudan
Ayna misali
Kendinize dönmenizi
Rabb’imden niyaz ile diledi, selamladı
Ayıkladım pirincin taşını
Okşadım yetimin başını
Elden ayaktan
gelse
Cümle ile konuya girse
Yüce’nin selamına
Selam dururdu
Kendinden kendine
Niyaz ederdi dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Her emekte istek var ise
Tadı bütündür
Değişen desteyi elden
atan
Dayandığı desteği yerde bırakandır
Gelmeyi dileyen her
yolcu
Kendine sorsun;
Bağladığımı çözmeye mi niyetliyim?
Yoksa
ömrümü çizmeye mi?
Koşuya gideceğim
Atlara dilediğimce
yükleneceğim diyene sözüm;
Her at dilenen yükü almaz
Her at
dilenen yolda kalmaz
Her at dilenen kapıyı bulmaz
Dilediğin,
Rabb’inden istediğin olsun dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Kuşlardan yolu sordum
Uçtu da gidiverdi
Kaplumbağaya yolu
sordum
Gitti de duruverdi
Kuluna yolu sordum
Hem söyledi
Hem
de Neden? diye soruverdi
Kimden alayım Rabb’im? dedim
Niyaza durdum
NİYAZİ söze geldi de gülüverdi
(Soru: NİYAZİ EL MISRİ mi?) Eyvallah
Yeşil yaprak sallandıkça
Çiçekler bollandıkça
Her nefeste
kendinden kendine
Gerçek olanı kullandıkça
Ehil sözü alırsın
Yemen’den aldığını bilirsin
Sen güzel, ben güzel
Benden öte Dost
güzel
Dostu dost ile birleyen güzel
Gafleti çizen güzel
Nefsini eğitip çözen güzel
Boşlukta varolana
Varlığını duyuran
güzel dedi
NİYAZİ selamladı
Varettiğin bizlerle
Senden güzel sözlerle
Dağlar taşlar eğilir
Her damla su
Deryaya varmaya çalışır
|
Damla suya eremezsem
Güzelliğini görmezsem
Vah bana, eyvah bana diyelim
Bir damla
sudan ibret alalım
Alalım da
Damla damla dolalım
Kar tanesinde
Arılığı bilelim dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Yolda giden her kulu
Özgür olduğu halde
Duymayı dener
Kendi ile
kendini sınar
Az bildiğini toprağa
Çok bildiğini
Yaprağa sunar
dedi
KAYGUSUZ selamladı
Selam verdim ağaya
Baksın dedim doğaya
Ovada koşan boğaya
Aman demeden alsın
Zamandan bildiğini
Cümleye salsın
VEYSEL ile yoruma gelsin
(Soru: VEYSEL KARANİ Hazretleri mi?)
Eyvallah
Her yorumda
Karıncanın sözü vardır, kartala kadar
Kelebeğin süsü vardır, bülbüle kadar
Her yaratılanın yorumunda
Gerçek büyür daha büyür
Ya Allah dedik de
Sözünü aldık
Her
sohbette
Yoruma daldık
Dedik ki;
Ufuktan öteye geçelim
Kendi
kendimizden kaçalım
O öz var ya
Sende bende olan
Nereye kaçsan
Seni anında bulan
Dön VEYSEL kendine bak dedim
Kendinde
olana
Güzeli kat
Kat da, aradığın gerçeği
Kendin kadar yorasın
Özün bittiği yerde durasın dedi
VEYSEL’im selamladı
Çaylardan geldim geçtim
Elimle suyu içtim
Ocak başına düştüm
Odunlar sıra sıra
Suyu gitmiş dura dura
Çerağ aldım
Ocağa
daldım
Dileyen gelsin dizini koysun
Binbir kelam ile
Gönlünü
yunsun dedi
MERKEZ’im her dileyeni
Ocağına çağırdı
Yapraklara söz geçse
Her kulu özenirdi
Dallar güller ile
bezenirdi
Rabb’im, gülün güzelliğini
Dikenlerle belirtti
Sürünün
yeterini
Çobanlarla bildirdi dedi
MERKEZ’im selamladı
Mevlâna’yım!..
Her okuduğunu yazma
Her dumandan
Rahmet sezme
Bacanın dumanı
zahmettir
Dost kapısında dur da
Kimseye emretme diyene de
ki;
Varedenin emrine
Asla karşı koyamam
Baca dumanı gelse
Aman
nedir diyemem
Zahmetin rahmetine
Hayır dedik katıldık
Sözden
söze adım attık
Selam dedik
Her nefeste dostluğu güttük
ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|