|
MEVLÁNA'yım ben!
Seyre daldık güzeli
Gölgesiz kaldık
Dost adını gönülde
bildik
Cümlenize selam olsun
Aradığım sofranıza gelsin
Yumuşak oldum diyen
Bostanda yaprağı
İncitmeden
yürüyendir
Gayrette eteğini sürüyendir dedi
YUNUS’um sözü
aldı:
Kendimden gayrıya emir vermedim
Hiçbir sofrada somun
sormadım
Ne verirler aldım
Nerde dururlar güldüm
Saydığım
nefeslerde
Dost sesini duydum dedi
YUNUS’um selamladı
Çiçek çiçek fistanım
Elde yazılı destanım
Dağlara örnek
oldum
Yollarda sevgiliyi sordum dedi
SARI ANA destisi ile su
başına geldi
Yaprak bütüne hizmet için çırpınır
Gölge olayım
kuluna
Selam vereyim yoluna diye
Kuzulara çoban olmuş KAYGUSUZ
Geldiği yönü
bile bile
Aldığı konuya güle güle
Su başına geldi de
SARI
ANA’ya gönülden gelen selamını verdi
Adım adım yürüsem
Ben o hana varacağım
Hancıya gelen
var mı? soracağım
Ben de geleyim dedi
KAYGUSUZ, SARI ANA
ile yola koyuldu
Kuzular Hakk’ın emaneti sayıldı
Dost arayan orda burda bulur
Kendinden kendine geleni
bilir dedi
KAYGUSUZ ile SARI ANA
Sürünün başında kaldı
Cümleye
selam verdi
Dört ucunda adım yazılı
mendile
Su koysam almaz
Çünkü mendil su ile dolmaz dedi
HACI
BAYRAM söze geldi:
Ayrı dilden söyleyen
Aynı hali alırsa
Senden benden gayrı değil
Aynı dili söyler de
Seni beni yererse
Dost adına sahip değil
Var git dedim tarlana
Buğdaylar boy boy olmuş
Güneşte cümlesi
Hak rengini sarmış
Kağıt kalem verseler
Dilinde
olanı söylemiş dedi
HACI BAYRAM selamladı
Meram yolumuz
Mekan durağımız
Makam muradımız
Korkuya yer vermeden çıkalım yola
Diyelim; Cümlemiz uyalım Gül’e dedi
ŞEMS sözünü yerden göğe dağıttı
At ile deveyi birde sarmayız
Birinin
verdiğini öbürüne sormayız
Karlı yollardan geldik
Çamurlarda
izimizi serdik
Cümlesine sorduk;
Yolun kimin yoludur?
Denildi
ki;
Rabb’imin
Aş diledik, baş verdik
Aşk diledik, düş gördük
Dağda yolda cümle taşlara sorduk
Gelenden mi alırsın?
Gidenden
mi bulursun?
Kendin kendinle mi olursun?
Cümlesi Eyvallah
dediler
Kendi özlerine kendileri katıldılar
Gittiğimiz yollarda
Her adımımıza atıldılar dedi
ŞEMS selamladı
Ay doğdu güneşe selam verdi
Yıldızlara
selam iletti
Her dalda öten kuşa
Duyduğum O’ndan dedi
MERYEM sözü aldı:
|
Korkuya düşmeden
Verdiğine uydum
Gönlümde
Rabb’imin sesini duydum
O ses bana dedi ki;
Sana kötü diyenin
Dostluğunu kayırma
Sana katı diyenin
Yargısına katılma
Seni
bilen yarattı
TOKTAY ile bezetti
Yönünü gününü tez etti
Gülesin
her gününe
Selam veresin her yönüne
Yamaya dikiş vurdum
Açık
olanı sırladım
Gönlümü cümle ile birledim dedi
MERYEM selamladı
(Soru: Açık olanı sırlamak nedir?)
Doğumda oyun diyenlerin
Gördüğüne selam verenlerin
Gözlerine perde verdim Eyvallah
Selam olsun cümleye
Selam
olsun
Her kadın kendinde olan
Latif hale uysun dedi
MERYEM selamladı
Kavgayı dağdan taştan gelen bilir
Taşlar
ile, çalılar ile savaşı olur
Güzeli seyirde bulur dedi
SARI
SALTUK sözü aldı:
İğde dalı verimlidir
Çiçeğinde güzellik
sorunludur
Miyyar var mı? diyene sözümüz
Kendi kendini
bulmakla zorunludur
İğdenin çiçeğini tütsü yapıp yaksınlar
Kuyuya söz edenler
Dönüp deryaya baksınlar
Yemen’den sözü aldık
Yar adına size verdik dedi
SARI SALTUK selamladı
(Soru: İğde çiçeğinin tütsüsü neyin şifası olarak verildi?)
Bunalım giderir
Bol iğde yersen
Baş dönmesini giderir
Günümüz
sayıyadır
Gönlümüz konuyadır
Yumuşak geldik yola
RABİA ile
girdik kola
Çanak çömlek topladım
Çamaşırı katladım
Gönül senden sanadır
Hak adını güzelden güzele topladım
Bakmaya kıyamadım
Taşa toprağa koyamadım
Kulu oldum, varettiğine
doyamadım
Rabb’im sana sığındım
Gölgede duramadım dedi
RABİA selamladı
Fakir zengin bir lokmayla doyarlar
Fakir
zengin bir hırkayı giyerler
Fakir zengin Hak adını bilirler
Hak yoluna hep el ele gelirler dedi
HAMZA DOST sözünün tartısını
cümlenize serdi:
Dört duvar bir mekandır
Dört hal de bir
makamdır
Dört Gül de bir zamandır
MUHAMMED hem evvel hem son
zamandır
Dostluğa misal değirmende akan sulardır
Bir bir
aşırır, akan suda taşırır
Mayasını bilenin
Gönlünde Rabb’ini
bulanın
Eşiğine getirir, beşiğinde bitirir dedi
HAMZA DOST
selamladı
(Soru: 6 Eylül 1985 tarihli tebliğde verilen;
“Dört kapının birlediği, dört kadı’nın zorladığı, dört nehirin
gürlediği dumansız günün eşiğindeyiz, hayra gelen olayın
beşiğindeyiz, elden ele bağlanan düzenin kuşağındayız” paragrafın
açıklaması mıdır?) Eyvallah
Dört hal:
1) O’ndan geldiğini bilmek
2) O’nun ile olmak
3) O’nun ile dolmak
4) O’na gideceğini bilmek
.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah
Muhammedür Resulullah
|