19 EYLÜL 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Konuk gelen her kula
Gönülden söyleyelim
Doğruda olan her halini peyleyelim
Zatı ile gerçeğin sıfatlarında gördüğümüz
Erdiğimiz, her dileyene verdiğimiz
Bir zerreden binbir zerreye böldüğümüz bilgiyi
Alanlara, bilenlere, sevenlere selam olsun
Kumda attığı her adımın sesini duysun

Kendimi sorguya çektiğimde
Aldığım cevap;
Birliğe uyasın dedi
Dostun ile geleni duyasın dedi
YUNUS'um erliğe girdi
Sohbette gürlüğü gördü
Ya Rab senden geldik biliriz
Senin ile dost kalırız da
Özünü bilmeyene niye darılırız?
Kimi arayacak, kimi tarayacak
Kimi örülmüş duvarı devirecek
Kimi destisini tersine çevirecek
Ne halde olursa olsun
Senin verdiğin güç ile
Kendinde kendini bulacak
Yıktığı duvarı yeniden örecek
Destisini doldurup dileyene verecek
Uyandığım uykudan şükre vardım
Allah'ım gönül yapıma denktir
Aklımdaki silahım dedi
YUNUS'um selamladı

Üç yiğit yola dursa
Her biri gelenin koluna girse
YUNUS'um ile söyleşirdi
HACI BAYRAM der bekleşirdi
Tutam tutam topladığım her yaprak
Ayağa geldiyse toprak
Geç olanı silelim
Güç geleni bilelim dedi
MERKEZ'im sözü aldı
HACI BAYRAM ile sohbete daldı:

Yaprağın şifasına sözümüz yeterlidir
Ne var ki ayak toprak ile tutarlıdır
HACI BAYRAM dedi ki;
Yerden göğe yaratılmış
Her zerresi gözetilmiş
Alimden aleme çevre çevre söz edilmiş
Seyran bildiğimiz yöndür
Devran girdiğimiz handır
Kâinat bildiğin kadarı gerçek
Ötesi zandır dedi
MERKEZ'im ile HACI BAYRAM selamladı

Kainatın başı da sonu da
Bilinen de bilinmeyen de
Senin yorumundur
Rabb'im varlığı yumuşak olanın gözündedir
Sevgi dolanın sözünde dedi
MERYEM sözü aldı:

Yedi renk iplik aldım
Birbirine doladım
Denenmiş düzen olsun
Her taşta adını bulsun
Desteyi sıraya getirsin
Gönlünde kayguyu bitirsin dedi
MERYEM selamladı

Koyun sürüsüne daldım
Kuzuları ele aldım
Çobanına sordum;
Emek sende mi
Yoksa sana emanet edende mi?
Ne bende, ne onda
Toprağı canlı tutanda dedi
Çoban sürüsünün yanına gitti
PİR SULTAN ABDAL görgüsüne gelenden hoşnut oldu

Müymin olan her kuluna
Çiçeklerden sunarız
Allah Allah dedikçe bulduğunu umarız
Dost kapısı açıktır sormadan gel
Gönüller cümle ile, sen de gir
Tende ayrı gelse de
Son, her yaratılmışa bir dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

 



YAHYA'yı yerden göğe ulaştıran
Her zerreyi birbiri ile buluşturan
Sevgisi oldu dedi
Suyun aktığı yerde ilâhi söyledi
Yerden göğe ulaşalım
Cümlemiz gerçekte buluşalım dedi
YAHYA selamladı

Zaman seni sana bildirir
Beni sana buldurur
Aşk bağına girdikte
Bardağına Kevser Şarabı doldurur dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Yemen'den yolumu aldım
Her seven ile güldüm
KAYGUSUZ ile geldim
Elinde dilenen gülü gördüm
Vereceğim dedim
Eyvallah dedi
Dikeceğim fidan olsun
Her dileyen alsın dedim
Her varışta dikerim
Niyaz ile suyunu dökerim dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı

Yemeni giyen gelir
Yargıda olanın sorgusunu bilir
Azdan çoktan aşınmaz
Vergisine üşenmez
Güzel olanı, güzel vereni alalım
Her olayda hayır diyeni bilelim dedi
HAMZA DOST selamladı

HACI BEKTAŞ geldi yola
Cümle ile verdi mola
Açtı bohçayı elden
Dedi; Ne varsa dilden
Rabb'im korusun cahilden
Serdiğimiz sevgidir
Ördüğümüz saygıdır
Sildiğimiz yargıdır
Bilmediğimiz Rabb'imden sorgudur
Bohçamız açık seçik dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Güller açıldı günde
Gönüller bir yolunda
Hak ile Hakk'ı bulduk
Resulü'nün kolunda
Bensiz sensiz olalım
Birde gerçeği bulalım
Uğradı isek su başına
Güzel deyip kalalım
Rabb'im rahmetin senin
Rabb'im imanım benim
Rabb'im, senden benden geçmeden
Ruhum bedenimden göçmeden
Benliğimi sileyim
Sen olanı bileyim

Mevlâna'yım!..

Her sözde, her gözde
Rabb'im kaydını verir

(Resim verildi: SULTAN ALPASLAN)

Gök mavi, derya mavi
Zaman ile mekan ile makam buldu
Doğu'dan Batı'ya geldi
(Soru: Alpaslan mı?) Eyvallah
Dayanmayı dünya hali
Uymayı gerçek diye bildi
Cümlenize selam olsun
 

ALLAH’ıma emanet olunuz

ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah