08 MART 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Hoş gördüm
Biz bize müsaade mi dilersin?
Suyumuz mu alınır?
Yolumuz mu bilinir?
Geçmek midir?
Asıl olan, olmaktır
Maggamına müstahmak
Makamı yüksek
Müstahmak, farsça asilane
Gayreti çok, marifeti çok

Müsaade üzere geldim
Yuva’ya postu serdim
Sultanım dedim
GARİB’i sevdim
Ağmadan değmeden
Allah’ımın izni ile korudum
Masun oldu her türlü kötülükten
GARİB’i üzen her şey masundur
Yol münasip, nimet duası kabul

Vücudun atom gücünün
Az veya çokluğu, kuvveti arttırır
Havadan değil gönülden
Mastar eklense çokluk olur
Mastar bilmez misin?
Mastar ektir, ek olan çok olur

Söz eden eder, dilini sürter
Yol diyen söyler, ayağı burkar
Onun için, demeyin
Kimseye söylemeyin
İyiye kötüye söz düşürmeyin
Mümin kulun korkusu yok
Yalnız kulu yanlış düşünmeye atan
Olay değil huyunun basitliğidir
Münakaşaya yol vermek
Yol münasip olanı üzer.

YUNUS’um geldim
Özledim dedi, günler geçti,
GARİB sustu, yazı durdu
Üzülme GARİB’im dedim sana
YUNUS her yazıda olmaz
Her meclise girmez
Münasip gün der
Bu gece söz ister
Duydum sesini
ÇAKIR dediğini
Madenin sesine kulak verdim
Masanın kuvvetini denedim
Kaldırır dedim

YUNUS’um geldim
Susmak değil söylemek
Boş laf değil yumuşak olmak
Masanın etrafına gelenleri
Yuğmak diledim
Gördüm ki coşalar
Allah’ına koşalar
Sözün üstüne denk
Kulun yoluna cenk değil dedim
Sözümü seve seve verdim
Elden ele gezen
Yol münasip diyene sözüm
Elbet münasip
Suyum Allah’ımdan
Sözüm gönlümden dedim
Suyun olduğu yerde güller büyür
Olmayan yerde toprak kuru kalır
Onun için, Ulu’nun suyumdan vereyim dediğini
boş almayın
Bende iman var
Senden alacak değilim demeyin
Benzeyiş bu.
Toprakta hayat olmasa
Suyu verince yeşermez
Gönül suyu da budur
Özleyiş güzel
Ermeye delil değil sanma

Gönlüm yanarken
Allah’ımı anarken
Bilmedim nedir?
Sormadım kimdir?
Var ya, beni yaratmış ya
Gideceğim işte O'dur
Yardan büyük canım
Canım kim? Allah’ım
O'nun oldurduğu
Kemale erdirdiği
Cemal’inden verdiği
Tadını tattırdığı yârim kim?
Çok mu uzak, çok mu yakın?
Gönüllerin ölçüsüne göre

İt ürür GARİB güler
Müstahak olduğun mertebeni
Bu dünyadan aldın
ÇAKIR’ım Ulu’num
Yalnız, kula bulma hatayı
Yumuşak yolu aldınmı
Düşünme dünyayı
Uyduğun gün görürsün
Karşına geleni,
Yumuşak GARİB’i görmez misin?
Yumuşaklık çok yöndür
Uymak, duymamak
Görmek, dememek
Sevmek, dövmemek
Almak, yolmamak
Kötüye uymamak
Kalbinden atmamak
Bilmek, silmemek
Daha deyim mi?
Kötü dersin silersin
Ya dönerse, iyiyi bulursa?
Çünkü o da senin Yaratanının kulu
Duyarsın almazsın
Senin sözünü eden
Belki de kötü diyen
Yanılıp da söylemiş
Daha sonra kahretmiş olur
Böyledir.
Yolumuz uygun, ayrılma
Araya öfke koyma

ÇAKIR’ın gönlünden şüphe edilmez
Her kulda öyle gönül bulunmaz
Yeter ki diline uymasın
Gönül kırmasın
Geçti o günler yumuşadın
Bu hale geldin
Yumuşamanın bir yolu da bu
Kul için değil
Allah’ın için yap
Kul her zaman memnun olmaz
Yalnız Allah’ına tevekkül ol, havale et
Seven sevdiğini bekler
Sözünü gönüle ekler
 



Sebepsiz olmaz
Allah’ın emrinden çıkılmaz
Saray olsa kristal misali
Kırmaktan değil
Güzelliğinden kıyılmaz
Yeniden yaparım dersen
Allah’tan izin gelmez
Kırdığının yerine oturmaz
Kırık tamir edilmez

Olaya sebep, dünya sesi
Yolun perdesi, kulun öfkesi
Geçin dünya sözünü
Örtün gamın üstünü
Ben dünyayı ölçmedim
Kaç karıştır? demedim
Demeyin;
Şaşkın olma, dünyayı karışla ölçme
Dünyayı karışlamak
Hep gamın içine girmektir
Dünden günden geç
Güzel günü seç

Günümde yaşımın yirmisinde
Dünya dedim tadı yok
Ahiret desen adı yok
Yanımda oturur, derdimi paylaşır
Arkadaş olduğum
Aşımı paylaştığım
Yaşı bana uygun değil
Amma gönlü zengin
Her yaşa uygun
Derdin ne? dedi
Ne beklediğimi bilmem dedim
Akşamın sabahını
Sabahın akşamını beklerim
Günü güne eklerim
Ne uydum ne duydum
Hastayı gördüm
Dünya kötüymüş dedim
Abalıyı gördüm
Sabırsız dedim
Olsa sabırlı, demez sıcağa soğuğa söz
Ne dense bilmez boş
Münasip olduğu gibi verilmiş
Kula ne sözü düşmüş
Arkadaşım dedi
Sözün güzel, havaya uyar
Neden görmezsin?
Etrafına bakmazsın?
Sıcağa suyundan almazsın?
Soğuğa karından yemezsin?
Dedim; Güzelsin
Geceyi gündüzü ayırma
Ayırana söz etme
Güzellik ara gör
Yaşamayı bil
Ayağını yoluna uydur
Uydum sanırım
Yumağımı sardığım
O günden sonra
Gamdan uzak durdum
Nasıl? derseniz
Dertli gördüm ortak oldum
Hafiflettim ben de rahatladım
Hastaya el uzattım
Yol münasip olsun diye
Sözümü yolundan ettim
Hummalı gördüğüme dur dedim
Hummalı; yok yere telâşa düşen
Yardımcı olmaya lüzum yok
Çünkü telâşı boş
Anlattım uyandırdım
Dünyayı ölçmekten kurtuldum
Böyle işte.
Allah’ım her şeyi düzenlemiş
Görmeyi duymayı da nasip etsin, Amin.
Kullarını oldursun, Amin
YUNUS geldi gitsin

MEVLÂNA’yım ben!

Allah’ımın bileceği ömür
Kula bağlı değil
Kulun üzüntüsü yersiz
Gamına yeter de, gönülü sustur
Allah’ına güç gelir
Allah’ım sözünü söze bağlamaz
Ağlayan yanık olup
Gönül dağlamaz
Nazını sevdiğine eder
Müstahak olur, alır; döner, unutur
Gamını sil, yuvana öyle geleyim
Şüpheni kaldır, sözümü sana vereyim
Dert dert, gönül mert
Bilirim amma Allah’ımdan dilerim
Dualardan iyilik
Olmuşa söz göz atma
Gönüle duman katma
Yolların en güzelini seçtin
Bir sözü dert etme
Varlık yuvanızda olsun
Gamı silin, Dedeniz gelsin
Hasta şifa dilesin
Allah’ımdan, ya kimden?
Maniyi kaldırmak Allah’ımın elinde
Ağamın aldığı dualar
Ona katını hazırlar
Kuvvetini Allah’ım versin
Dünyada kuldan bekletmesin. Amin.

(Resim verilir)

Bildiniz güldünüz
Allah’ım güldürsün
Yolunuzu Allah’ım açsın

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah 

MEVLÂNA’yım ben!

Dargınlığa yorgunluk ekler
Sabrımı, yoklarım suyumu
YM yargıya düşsen
Bilene danışsan
Vicdanına el atsan
Allah’ın adını ansan
Yolumu yakın görsen
Dünyada gönül kırmanın
Cürmünü silker
Gönül almaya bakarsın
Ana kalbi kırana
Allah ferahlık vermez
Ananın duasını al
Sana demedi mi
Kaderine sen düşme
Kaderin sana ne hazırlar bilmezsin
Yalnız, sevindirmeden sevinme
Dönüş, Allah’ım için kolaydır.