|
MEVLÂNA’yım ben!
Hoş gördüm
Biz bize müsaade mi dilersin?
Suyumuz mu
alınır?
Yolumuz mu bilinir?
Geçmek midir?
Asıl olan, olmaktır
Maggamına
müstahmak
Makamı yüksek
Müstahmak, farsça asilane
Gayreti çok, marifeti çok
Müsaade üzere geldim
Yuva’ya postu serdim
Sultanım dedim
GARİB’i sevdim
Ağmadan değmeden
Allah’ımın izni ile
korudum
Masun oldu her türlü kötülükten
GARİB’i üzen her şey masundur
Yol münasip, nimet duası kabul
Vücudun atom gücünün
Az veya çokluğu, kuvveti
arttırır
Havadan değil gönülden
Mastar eklense çokluk olur
Mastar bilmez
misin?
Mastar ektir, ek olan çok olur
Söz eden eder, dilini sürter
Yol diyen söyler,
ayağı burkar
Onun için, demeyin
Kimseye söylemeyin
İyiye kötüye söz
düşürmeyin
Mümin kulun korkusu yok
Yalnız kulu yanlış düşünmeye atan
Olay
değil huyunun basitliğidir
Münakaşaya yol vermek
Yol münasip olanı üzer.
YUNUS’um geldim
Özledim dedi, günler geçti,
GARİB sustu, yazı durdu
Üzülme GARİB’im dedim sana
YUNUS her yazıda
olmaz
Her meclise girmez
Münasip gün der
Bu gece söz ister
Duydum
sesini
ÇAKIR dediğini
Madenin sesine kulak verdim
Masanın kuvvetini
denedim
Kaldırır dedim
YUNUS’um geldim
Susmak değil söylemek
Boş laf
değil yumuşak olmak
Masanın etrafına gelenleri
Yuğmak diledim
Gördüm ki
coşalar
Allah’ına koşalar
Sözün üstüne denk
Kulun yoluna cenk değil
dedim
Sözümü seve seve verdim
Elden ele gezen
Yol münasip diyene sözüm
Elbet münasip
Suyum Allah’ımdan
Sözüm gönlümden dedim
Suyun olduğu yerde
güller büyür
Olmayan yerde toprak kuru kalır
Onun için, Ulu’nun suyumdan
vereyim dediğini
boş almayın
Bende iman var
Senden alacak değilim
demeyin
Benzeyiş bu.
Toprakta hayat olmasa
Suyu verince yeşermez
Gönül suyu da budur
Özleyiş güzel
Ermeye delil değil sanma
Gönlüm yanarken
Allah’ımı anarken
Bilmedim nedir?
Sormadım kimdir?
Var ya, beni yaratmış ya
Gideceğim işte O'dur
Yardan
büyük canım
Canım kim? Allah’ım
O'nun oldurduğu
Kemale erdirdiği
Cemal’inden verdiği
Tadını tattırdığı yârim kim?
Çok mu uzak, çok mu yakın?
Gönüllerin ölçüsüne göre
İt ürür GARİB güler
Müstahak olduğun mertebeni
Bu
dünyadan aldın
ÇAKIR’ım Ulu’num
Yalnız, kula bulma hatayı
Yumuşak yolu
aldınmı
Düşünme dünyayı
Uyduğun gün görürsün
Karşına geleni,
Yumuşak
GARİB’i görmez misin?
Yumuşaklık çok yöndür
Uymak, duymamak
Görmek, dememek
Sevmek, dövmemek
Almak, yolmamak
Kötüye uymamak
Kalbinden atmamak
Bilmek,
silmemek
Daha deyim mi?
Kötü dersin silersin
Ya dönerse, iyiyi bulursa?
Çünkü o da senin Yaratanının kulu
Duyarsın almazsın
Senin sözünü eden
Belki de kötü diyen
Yanılıp da söylemiş
Daha sonra kahretmiş olur
Böyledir.
Yolumuz uygun, ayrılma
Araya öfke koyma
ÇAKIR’ın gönlünden şüphe edilmez
Her kulda öyle
gönül bulunmaz
Yeter ki diline uymasın
Gönül kırmasın
Geçti o günler
yumuşadın
Bu hale geldin
Yumuşamanın bir yolu da bu
Kul için değil
Allah’ın için yap
Kul her zaman memnun olmaz
Yalnız Allah’ına tevekkül ol,
havale et
Seven sevdiğini bekler
Sözünü gönüle ekler
|
Sebepsiz olmaz
Allah’ın emrinden çıkılmaz
Saray
olsa kristal misali
Kırmaktan değil
Güzelliğinden kıyılmaz
Yeniden
yaparım dersen
Allah’tan izin gelmez
Kırdığının yerine oturmaz
Kırık tamir edilmez
Olaya sebep, dünya sesi
Yolun perdesi, kulun
öfkesi
Geçin dünya sözünü
Örtün gamın üstünü
Ben dünyayı ölçmedim
Kaç
karıştır? demedim
Demeyin;
Şaşkın olma, dünyayı karışla ölçme
Dünyayı
karışlamak
Hep gamın içine girmektir
Dünden günden geç
Güzel günü seç
Günümde yaşımın yirmisinde
Dünya dedim tadı
yok
Ahiret desen adı yok
Yanımda oturur, derdimi paylaşır
Arkadaş
olduğum
Aşımı paylaştığım
Yaşı bana uygun değil
Amma gönlü zengin
Her
yaşa uygun
Derdin ne? dedi
Ne beklediğimi bilmem dedim
Akşamın
sabahını
Sabahın akşamını beklerim
Günü güne eklerim
Ne uydum ne duydum
Hastayı gördüm
Dünya kötüymüş dedim
Abalıyı gördüm
Sabırsız dedim
Olsa sabırlı, demez sıcağa soğuğa söz
Ne dense bilmez boş
Münasip olduğu
gibi verilmiş
Kula ne sözü düşmüş
Arkadaşım dedi
Sözün güzel, havaya
uyar
Neden görmezsin?
Etrafına bakmazsın?
Sıcağa suyundan almazsın?
Soğuğa
karından yemezsin?
Dedim; Güzelsin
Geceyi gündüzü ayırma
Ayırana söz etme
Güzellik ara gör
Yaşamayı bil
Ayağını yoluna uydur
Uydum sanırım
Yumağımı sardığım
O günden sonra
Gamdan uzak durdum
Nasıl?
derseniz
Dertli gördüm ortak oldum
Hafiflettim ben de rahatladım
Hastaya
el uzattım
Yol münasip olsun diye
Sözümü yolundan ettim
Hummalı gördüğüme dur dedim
Hummalı; yok yere telâşa düşen
Yardımcı olmaya lüzum yok
Çünkü telâşı boş
Anlattım uyandırdım
Dünyayı ölçmekten kurtuldum
Böyle
işte.
Allah’ım her şeyi düzenlemiş
Görmeyi duymayı da nasip etsin, Amin.
Kullarını oldursun, Amin
YUNUS geldi gitsin
MEVLÂNA’yım ben!
Allah’ımın bileceği ömür
Kula bağlı değil
Kulun
üzüntüsü yersiz
Gamına yeter de, gönülü sustur
Allah’ına güç gelir
Allah’ım sözünü söze bağlamaz
Ağlayan yanık olup
Gönül dağlamaz
Nazını
sevdiğine eder
Müstahak olur, alır; döner, unutur
Gamını sil, yuvana öyle
geleyim
Şüpheni kaldır, sözümü sana vereyim
Dert dert, gönül mert
Bilirim
amma Allah’ımdan dilerim
Dualardan iyilik
Olmuşa söz göz atma
Gönüle duman
katma
Yolların en güzelini seçtin
Bir sözü dert etme
Varlık yuvanızda
olsun
Gamı silin, Dedeniz gelsin
Hasta şifa dilesin
Allah’ımdan, ya
kimden?
Maniyi kaldırmak
Allah’ımın elinde
Ağamın aldığı dualar
Ona katını hazırlar
Kuvvetini Allah’ım versin
Dünyada kuldan
bekletmesin. Amin.
(Resim verilir)
Bildiniz güldünüz
Allah’ım güldürsün
Yolunuzu
Allah’ım açsın
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
MEVLÂNA’yım ben!
Dargınlığa yorgunluk ekler
Sabrımı, yoklarım
suyumu
YM yargıya düşsen
Bilene danışsan
Vicdanına el atsan
Allah’ın
adını ansan
Yolumu yakın görsen
Dünyada gönül kırmanın
Cürmünü silker
Gönül almaya bakarsın
Ana kalbi kırana
Allah ferahlık vermez
Ananın
duasını al
Sana demedi mi
Kaderine sen düşme
Kaderin sana ne hazırlar bilmezsin
Yalnız, sevindirmeden sevinme
Dönüş, Allah’ım için kolaydır.
|