12 OCAK 1970


MEVLÂNA’yım ben!

Mayanızın hamurunu yoğurduk
Maniyi ayırdık
Mümin kullarla meclisi kurduk
Meclisimiz mübarek olsun

Nuruna erdik
Kullarda gördük
Olmuşu hamdan ayırdık
Niyazına burayı bulmak için cevap verdik
MEVLÂNA’nın sözünü
Hz.MUSA’nın sesini
Amade olan bilir
Dünyanın gailesinden kulu sıyırır
Geldik ne günden
Dedik bu andan
Sunduk Yüce’den
Andık heceden
Allah dedik sarhoş olduk
Yuva’ya geldik bir hoş gördük
Olmuşa su verdik
Su olsa kanar
Cennet şarabı sunduk
Kanmak değil yandılar
Yandıkça andılar, andılar coştular
Allah’a koştular
Kimler mi? Sizleri derim
YUNUS’um gelir sözümü diler
Sözüm senin YUNUS’um
MEVLÂNA’yım,
YUNUS’uma söz versem
Kulu yola eğitsem mi? derim
Cümlenize sorarım
Sözüm bitmez
Sözüme yerler gökler yetmez
MEVLÂNA Yuva’dan gitmez
YUNUS’uma söz verelim
Bir nebze onu dinleyelim:

YUNUS’um ben!
Duanıza geldim
Sözüm çok dedim
Dedim, MEVLÂNA Hazretlerinden diledim
Söz mü saygı?
Sunduğu yol, aldığı yol
Gönlü dolu kaygı
Kaygılı, çünkü diler
Cümle kulu Allah’ına saygılı
Meclise geldim
Sözümü vereyim dedim
Dinleyenlerden de
Allah’ım razı olsun
Mucize alsaydım
Niyazıma cevap gelseydi
Dünyaya gelen her kul Veli olurdu
Dünyaya geldiği günden
Allah’ına varırdı dedim
Kulun her dileği olsa
Dünya bir o yana
Bir bu yana dönerdi
Dumanını dağıtan
Yuvayı ağartan kula ne mutlu
Gelelim söze, garib YUNUS’a

Sözümüzü tutalım
Ömürden bir yaprak atalım
DAPTUK derler Pir’ime
Yolumdaki terime
Kullar büyük sabır der
Sabır kula ne eder?
Ne edecek? demeyin
Ne ettiğini görün
Gittik yattık kaç yüzyıl
Kalktık baktık, sözü verdik
Yattık mı?
Öyle denir, kul avunur
Mezarın manası
Kulun misafirhanesi
Öyle ya, meyhane değil
İçip sarhoş olasın
Yolunda yan gidesin
Mayalı olanın
Hamuru burada yoğurulanın
Manisi meyhane değil
Gönülden alanın
Yolunu bulanın
Korkusu mezar değil
Meydan bulup geçene
Meydanda mert seçene
Mert kula söz edene
YUNUS ne desin?
Sözüne dönsün
Meclisimiz seçilmiş
Kullar gönülden ölçülmüş
Mümin denmiş sevilmiş
Yuva’ya MEVLÂNA Hazretleri
Postunu sermiş



Meclisimiz bahtiyar
Meclisi kuranlardan
Bize söz verenlerden
Allah’ım razı olsun

Nazar kıldım ovaya
Ovadaki yuvaya
Yuvayı kurdun
Yavruyu serdin
Maniyi koydun
Ya kuldan nasıl korudun? dedim
Merak ettim bir köşeye çekildim
Tarla kuşunu derim
Yuvasını söylerim
Ekinin kumunu açtı
Bir kenara kaçtı
Baktı bakındı
Alımını yavrusunu düşündü
Eşine danıştı,
Ben öyle sezdim,
Durumu görüştü
Yuvaya oturuştu
Yumurtayı bıraktı
Garip, ekinle örterim sandı
Olumu onu o kadar erdirir
Dünyasını bu kadar gördürür
Muhafaza eder amma
Ekinin sökümü denk gelmezse

Mevlâna’yım!..

Olmuşun adını
Nidanın sözünü etmeye değil
Kula yol vermeye geliriz
YUNUS’um anlatır yuvayı
Yuvadaki yavruyu
Yavrunun sesini
Anasının dünyasını düşünür durur
Allah’ına varır
Allah’ım varan kullarına erdir bizi
Nurunla paklandır bizi

Yanıma geldi uyudu
Uykuda beni diledi
Duasında beni andı
Ananlardan, adımı diyenlerden
Allah’ım razı olsun
Ayrımız yok,
Meclisimiz Allah’ımın emanetinde
Niyazın kuş yoluyla
Yüce kata yol aldı
Aydın olsun yuvalar
Dağılsın dumanlar
Olayı büyütenler
Sabırdan söz edenler
Sabrın yolunu arasınlar
Allah’tan dilesinler
 
Kul ömrü olaysız geçmez
Geçene söz edilmez
Günün yarının gelişi
Aydın yolun parlak oluşu
Kulun kendi aklıncadır
Allah’ın her günü parlaktır
Olay dersiniz
Dünya gailesini dert edinirsiniz
Dert yok mu? demeyin, elbet var
Dert için sabır da var
Dert için deva da var
Yeter ki yönelmeli
Her yönde Allah’ı aramalı
Başı da sonu da bu, söz yok
Olmayanı olduran
Vermeyeni durduran
Duymayanı döndüren
Almayanı sevdiren
Hangi kuvvetin kuvvetli yaratıcısı?
Tek söz; Allah derim
Gelişim yol,
Hal değil, halden söz.
Allah gene Allah
Ne desem Allah
Allah’ıma varalım
Durmadan O’nu analım
Her işi O'ndan bilelim
Gelenin hayrına inanalım
Bilin ki;
Sizin şer oldu deyip üzüldüğünüzün
Size ne büyük hayrı vardır
Yanılıp aldanmayın
Dert deyip kanmayın
Derdi üstünüze almayın
Allah’ım deyin...
..................................................................................................
(Bu günkü kayıtlara göre bu tebliğin sonu bulunamamıştır.)

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah