|
MEVLÂNA’yım ben!
Allah’ımın adıyla
Peygamberimin Şefaati
Üzerinize
olsun dedim
Söze başladım
Münasip yuvanın yolu
Kararsız Allah’ımın kulu
OMAR der ki;
Sen adaleti yolundan ayırma
Adaletsiz diye kahır edinme
Er geç yerini bulur
Allah’ımın adaleti şaşmaz
Oyalanır, yutmak gerek
Yutkunmak gerek
Mide zaten
kötüyü almaz
Mide Allah yapısı
Fırın kulun kapısı
Maya yumuşak ise
Ekmek hamura kalmaz
Kul midesine oturmaz
Mana sorarsınız açayım
Dedim
size; Mide Allah yapısı
Ekmek hamur kalırsa
Yani yolsuz iş olursa
Yersin,
mideni rahatsız edersin
Dünyada olan hatalı iş de
Kulu rahatsız eder
Mümasilin neticesi;
Haramdan kaçmak
Gününü hayıra açmak
Nüzhet, aslında
nimetten azadedir
Arayın, hazır yolun yolcusu olmayın
Arayan bulur
Oluma
niyeti kuran
Nüzhet olmaya
Allah’ın güzelliğine varmaya bakar
Yolunu
arayan her kul
Nüzhet değildir. Olmak.
Allah’ım der kul
Gece gündüz
ibadet eder
Allah’ına kendini adar
Kul vardır;
Allah’ın verdiği
güzelliklere yanar
Nüzhet ona denir
Elbet Allah’ımın verdiğine aşık olmak
Allah’ımın verdiğini
Her an ikrar etmektir
Ağızdan yetmez
Gönülle
anmaktır
Mescitte kılınan namazla
Camide kılınan namazın farkı olur mu?
Olmaz elbet
Namaz yerinden değil
Derinden olmalı
Yaratan, yumağın düğümüne
Nimetin deyimine asanlık verir
Asan, sokmamış içine kötü
Almış yüzüne
nuru
Olmuşun gelmişin seçimi
Sevginize değil
Ölçünüze göredir
Gelişim
kullara sevinç verir
Olmayanı dersiniz
Oyuna değil gönüle geliriz
Ses
muazzez, yazı mukaddes
Çünkü Allah’ımı anarız
Sözümüz, gelmişin değil
Günün konusu
Kulun Allah korkusu
Korku olan içinde
Bilsin yolu açıktır
Müstesna yol dilerse
Ayıldığı an, aradığı gün
Vardığını bilir
Her aşık dünyasına mı küstü?
Masanın ayağını mı
kırdı?
Dünyadan geçilmez
Acı söz edilmez
Kul hatası yüzüne vurulmaz
Sözüme alınma
Acı der deme
Acı demem
Yuvaya geldim
Sükunet gününü
sevdim
|
OMAR der ki;
Ömür kulun defteri
Yazı kulun terazisi
Ağırlığa
iyilik koy ki
Defterin iyi dürülsün
Dünyada kul hayırla anılsın
Ağzın yolu gümüşse
Söz de öyle çıkar
Yumuşak söz
Altın gönülden akar
Sözün güzeli
Yudumun alınışına
Yudumun güzeli
Gönüle
konuluşuna göredir
Yazımız, övmek
Allah’ımı görmekle değil
Verdiklerini sevmekle kabildir
Aştım yolun taşını
Geçtim köprü başını
Baktım geçen yoldaşını
Allah’ım sundun
Aldığımı verdim dedim sevindim
Allah’ım sundurdu
O'na
verdiğimi sen aldın
Ağıma andıma geldin
Ağ örgü ağ değil
Allah’ım
derim ağlarım
İçimi dağlarım
Sen benim
Allah’ıma ağım
Anında duyduğum
aşkım
Zamanında sordun
Duanı bana gönderdin
Anda aldım andım
Sana niyet
kurdum
Gelişini hazırladım
Gelişimiz senin
Aşk ile çağırışınadır
Ağmalı,
anmalı,
Allah’tan dilemeli
Gününü değil anını düşünmeli
Senin gönlün bana senden yakın
Benim gönlüm cümleye yakın
Vurmalı, kırmalı
Kararını bildirmeli
Dünya ile
ahireti ayırmalı
Dünya deyip ahiretten geçme
Ahirete dönüp dünyayı
silme
Nefsi silmek
Allah’ı bilmekle kaimdir
Allah’ını bilirsin
Yarınına
niye şüpheyle bakarsın?
Çünkü yanılırsın
Nefis denen kör düğüm
Sabır ile
çözülür
Bunu bilen cümle kul
Fena güne yumuşak girer
Günün fenası olmaz
Ne var ki,
Kul dileğine uymayan gününe
Kara gün der
Yumuşak girerse
Dumandan sıyrılır
Allah’ına iman ettiği an
Her günü güzel görür
Mustarip
misin?
Allah’ına sığın
Istırabını dindirir
Adama söz desen sana ne verir?
Aştın başı, yedin aşı
Gündüz yolu gece kulu sevindirdin
Allah’ımdan iyi gün aldın
....................................................................
(Bu tebliğin sonu henüz bulunamamıştır.)
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|