|
MEVLÂNA’yım ben!
Nimetini her kul bir elden alır
Bazı kul dilden alır
Üstü altı olmaz
Dünya kula kalamaz
Sarayın sahibi de olsa
Sefaletin yetimi de olsa
Geldiği gibi gider
Gönüldeki güder
MEVLÂNA’nın sözünü
Gönüldeki yerini bilsen
Sevincini günün ardına
koysan...
Yolun üstüne koyma taş
Yolun sonuna koyma baş
Taşın gediği
olmaz
Ya çekersin, ya düşersin
Şüphe etmesin
Korkuya düşmesin
Yumuşak gönlü
Sert dili uyuşmaz
Her kulun
yolunda taş olur
Yumuşak olursan
Gönülden dilersen
Taş ağır çekemedim
deme,
yardımcı dile
Anında gelir, yardımcı olur
Diledim gelmedin
dersin, yanılırsın
Geldim, yardımcı oldum
Haksızlık oldu
Ağızdan
döküldü deme
Her şeyde hayır bekle
Olay aleyhine değil
Günde sana öyle
gelir
Çözümü kulun gücünde değil
Asmayı budamak kolay dersen,
yanılırsın
Her yolun yolcusu
Asmanın budayıcısı olur
Bilmeyeni bağına
koyarsan
Ya asmadan ya üzümden olursun
Derinden makas vurursa kurutur
Üstünden alırsa verimsiz olur
Ummak güzel, bulmak zor
Yumuşak olmak güzel, kötüye uymak zor
Senden umdum
Umduğumu buldum Allah’ım dedim
Umdu buldur, yanıldığını
bildir demeyin
Yanılmasın.
Andığı gibi olsun.
Olacağı sorarsın
Allah’ım bilir
İzni gelince verir
Dönüş yok
Yürürüz düzde
Uyandığın an, su dizde
Deme, boğulursa
Yanında
varım
Yüzmeyi öğretenim
Neden geldim, kalemi verdim
Gelişi dönüşü
bildirdim?
Sana bir sözüm var
Şüphesiz inan
Olacak dediği olur
Yumurta;
Beyazın en beyazı
Sarının en sarısı
Yumurta tavuğun yavrusu
Neden dedin?
Rengini söyledin? derseniz anlatayım;
Müsavi şartlar
Bir
yumurtada dahi görülür
Sarısından ayrı besin
Beyazından ayrı besin alınır
Kabuğu dahi verimlidir
Anlattığım budur
Renkler, görünüşü
Yaratılan,
verilişi gösterir
Tümünü alaydın
Kolayı bulaydın
Verimin yetersiz olurdu
Hangi yönden? dersen
Dünya gidişi, mesleğinin alınışı
Aydınız, yolumuz, gönlümüz hep bir
Yavrumuz, gayemiz
Olmuşu bulduk
Olacağa güldük
Yumağı doğuştan
Hak yolunda sardık
Hak yolunda saranlara el verdik
Şüpheniz olmasın
Olacaktan kaygu
duymasın
Yavruların cümlesinin yardımını
Anında yolunda veririm
Gönülden
söylerim
Yardımım anındadır
Gelişim Allah’ımın iznindedir
Yanılma,
gelirim
Şüphesiz çağırdığın an, gösteririm
Çağırışın şüpheli olur
Dersin; MEVLÂNA nasıl gelir?
Şüphesiz inanıldığı an
Gelişim ayan beyan görülür
Gelişim fani gibi olmaz
Kapı vurup gelmez
Olaylar gösterir
Düğümler
çözülür
Bu, Yüce Allah’ımın vergisidir
Ne benim kuvvetim
Ne GARİB’in gücüdür
Allah’ımın verişine
Gönülleri açışına vurgunum
Sebep sormadan
Kaygu
duymadan yürüdüm
Amade oldum
Sizlere de geldim
Bu yolu verdim
Verişimi
şüphesiz alın
Huzuru bulun
Gününüz hoş olsun
Yazınız hoş bitsin
Neşeniz sözsüz sonsuz olsun
MEVLÂNA
geldi gitsin
Nereye? demeyin
Kalemi bıraksın
Anıldığım yerde
Anında
orda burada, her yerde
Sevenlerin gönlünde
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Affına cümle kulları nail olsun
Benim
yalnız sevgim vardır
Yaratılanlara, iyilere, dönüklere
Dağına taşına,
ağacına yaprağına
Ve cümlenize.
Kıvılcım verdim
Günde düşünür
Gelende
uyanır
|
Düşündüğünü sorar
Sorduğunu alır
Yolumuz sözümüzün
Kimin bilgisi var
Mecliste söylensin
Tasavvuf dedin bildin mi?
Açarsan, yazan da bilir
Yazanın bilgisi yok
Veren bilinir, anılır
Mecliste olanın
Benimle bilgisi derecesi görülmedi
Günümde yazılanın hakikati açılmadı
Koluna yoluna
Allah kuvvet versin
Olayın Yuva’da oluşu
Aydınlanan kişi
Gelende görülür
Yazımız çözülür
Bilenin bilmeyenin ölçüsü verilir
Dünya sözü muamma değil
Dumanı alana
Mümin değil deme
Olayı yumuşak yol der
Dünya sözü dünyada kalır
Mümin kulun sözü havada kalır
Gönülden gelmez
Ağızdan her çıkan
Kötüyü almaz
Sabun köpüğünden ayrılmaz
Aynaya mümin kul
baktırılır
Bakan görür
Bakmayan yürür
Kalmak yok dedim
Kalmak yok
Acele deme
Yavaş yavaş çıkılır
Acele
edemezsin
Dünyayı silemezsin elbet
Günün olayından sıyrıl yeter
Oldu da merdivene varıldı
Gelenler dünyanın sırrını çözelim derler
Acele ederler
Sırrını alsalar
Dünya mı yaratırlar?
Yıldızlar sorulur
Alem var mı? denilir
Yolunu alan bilir
Alemden maksat
kul mu?
Olay basit
Yıldız yolda, kul elde
Döneni varsa, kul orda
Sonsuzdan içeri giremedim
Sonunu bulamadım ki içini göreyim
Neyin?
dersiniz
Bir şeyin bittiği yerde
Başka bir şey başlar
Yüzlerce senede
Sonuna varamadım
Ne demektir? Sonu yok
Olay açık, söz seçik
Dönen
dedim anlamadın
Döneni görmedin
Yıldızda hayat var
Dünya gibi daha çok
yıldız var
Görülmez, varılmaz
Fani için elbet
Olmuşu olmamışı
Elinden bırakmışı geçelim
Dünyanın ötesinde
Yıldızın tepesinde
Kulun fanisi vardır
Olmayan yok
Kulun aklından üstün,
yıldızın kulu
Hayalden rüyadan açar
Olaya karışır, hakikatle karıştırır
Olmuşun yolunu sorarsın
Neyi merak edersin?
Masal mı istersin?
Aldığını
bilen
Vaktini harcamayan
Yaşamak boş demeyen
Ahiretten kaçmayan
kullardır
Ahiretten kaçmayan
Ahiretin varlığını düşünüp
Gücünü öyle harcayandır
Ne yapsınlar dilersin
Haber sorarsın?
Sordum haber istedim, anlatayım;
Dünyanın ölçüsü, telefon
Bizim ölçümüz, nefes. Size göre.
Her katın buraya
bağlı oluşu
Her katın öbürü ile haberleşmesi
Anında mümkündür
Evet her
kat birbirine bağlı
Ne var ki,
Alt katın yukarıya söz hakkı yok
Ölçüyü
kimden kime sorarsın?
Sorulan derinde değil
Serinde değil
Gönülde olandan
müstait
Kuraldan uzak kaldı
Gönül olayında
Uymaktan uzak kaldı
Kendi
gönül yoluna uydu
Ne buldu, ne gördü?
Bulduğu gördüğü yetse
Ah dünyayı
silseydim demez
Burada pişman olmazdı
Pişmanlığı cehennemden değil
Katın inişinden
Yukarı şimdi bakar
Dünyayı 'Ah!' der
Az oldu, tez
gitti
Kalmak yetti
Kalmayı değil
Bulmayı düşünsünler
Aşağı inmesinler
Cehennem;
Kötülüğün sembolü
Elbet var
Boşluk, kapkaranlık bir hiçlik...
Elbet hak!
Yetim hakkı yiyen
Ahını alan
Allah’ın verdiği cana göz diken
Elbet gider
Temizlik olsun
Kul af dilesin
Ahını aldığı kul affetsin
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|