1970


MEVLÂNA’yım ben!

Nimetini her kul bir elden alır
Bazı kul dilden alır
Üstü altı olmaz
Dünya kula kalamaz
Sarayın sahibi de olsa
Sefaletin yetimi de olsa
Geldiği gibi gider
Gönüldeki güder

MEVLÂNA’nın sözünü
Gönüldeki yerini bilsen
Sevincini günün ardına koysan...
Yolun üstüne koyma taş
Yolun sonuna koyma baş
Taşın gediği olmaz
Ya çekersin, ya düşersin

Şüphe etmesin
Korkuya düşmesin
Yumuşak gönlü
Sert dili uyuşmaz
Her kulun yolunda taş olur
Yumuşak olursan
Gönülden dilersen
Taş ağır çekemedim deme, yardımcı dile
Anında gelir, yardımcı olur
Diledim gelmedin dersin, yanılırsın
Geldim, yardımcı oldum
Haksızlık oldu
Ağızdan döküldü deme
Her şeyde hayır bekle
Olay aleyhine değil
Günde sana öyle gelir
Çözümü kulun gücünde değil

Asmayı budamak kolay dersen, yanılırsın
Her yolun yolcusu
Asmanın budayıcısı olur
Bilmeyeni bağına koyarsan
Ya asmadan ya üzümden olursun
Derinden makas vurursa kurutur
Üstünden alırsa verimsiz olur
Ummak güzel, bulmak zor
Yumuşak olmak güzel, kötüye uymak zor

Senden umdum
Umduğumu buldum Allah’ım dedim
Umdu buldur, yanıldığını bildir demeyin
Yanılmasın.
Andığı gibi olsun.
Olacağı sorarsın
Allah’ım bilir
İzni gelince verir

Dönüş yok
Yürürüz düzde
Uyandığın an, su dizde
Deme, boğulursa
Yanında varım
Yüzmeyi öğretenim
Neden geldim, kalemi verdim
Gelişi dönüşü bildirdim?
Sana bir sözüm var
Şüphesiz inan
Olacak dediği olur

Yumurta;
Beyazın en beyazı
Sarının en sarısı
Yumurta tavuğun yavrusu
Neden dedin?
Rengini söyledin? derseniz anlatayım;
Müsavi şartlar
Bir yumurtada dahi görülür
Sarısından ayrı besin
Beyazından ayrı besin alınır
Kabuğu dahi verimlidir
Anlattığım budur
Renkler, görünüşü
Yaratılan, verilişi gösterir
Tümünü alaydın
Kolayı bulaydın
Verimin yetersiz olurdu
Hangi yönden? dersen
Dünya gidişi, mesleğinin alınışı

Aydınız, yolumuz, gönlümüz hep bir
Yavrumuz, gayemiz
Olmuşu bulduk
Olacağa güldük
Yumağı doğuştan
Hak yolunda sardık
Hak yolunda saranlara el verdik
Şüpheniz olmasın
Olacaktan kaygu duymasın
Yavruların cümlesinin yardımını
Anında yolunda veririm
Gönülden söylerim
Yardımım anındadır
Gelişim Allah’ımın iznindedir
Yanılma, gelirim
Şüphesiz çağırdığın an, gösteririm
Çağırışın şüpheli olur
Dersin; MEVLÂNA nasıl gelir?
Şüphesiz inanıldığı an
Gelişim ayan beyan görülür
Gelişim fani gibi olmaz
Kapı vurup gelmez
Olaylar gösterir
Düğümler çözülür
Bu, Yüce Allah’ımın vergisidir
Ne benim kuvvetim
Ne GARİB’in gücüdür

Allah’ımın verişine
Gönülleri açışına vurgunum
Sebep sormadan
Kaygu duymadan yürüdüm
Amade oldum
Sizlere de geldim
Bu yolu verdim
Verişimi şüphesiz alın
Huzuru bulun

Gününüz hoş olsun
Yazınız hoş bitsin
Neşeniz sözsüz sonsuz olsun
MEVLÂNA geldi gitsin
Nereye? demeyin
Kalemi bıraksın
Anıldığım yerde
Anında orda burada, her yerde
Sevenlerin gönlünde

Allah’ım cümlenizden razı olsun
Affına cümle kulları nail olsun
Benim yalnız sevgim vardır
Yaratılanlara, iyilere, dönüklere
Dağına taşına, ağacına yaprağına
Ve cümlenize.
Kıvılcım verdim
Günde düşünür
Gelende uyanır
 



Düşündüğünü sorar
Sorduğunu alır
Yolumuz sözümüzün

Kimin bilgisi var
Mecliste söylensin
Tasavvuf dedin bildin mi?
Açarsan, yazan da bilir
Yazanın bilgisi yok
Veren bilinir, anılır
Mecliste olanın
Benimle bilgisi derecesi görülmedi
Günümde yazılanın hakikati açılmadı

Koluna yoluna
Allah kuvvet versin
Olayın Yuva’da oluşu
Aydınlanan kişi
Gelende görülür
Yazımız çözülür
Bilenin bilmeyenin ölçüsü verilir

Dünya sözü muamma değil
Dumanı alana
Mümin değil deme
Olayı yumuşak yol der

Dünya sözü dünyada kalır
Mümin kulun sözü havada kalır
Gönülden gelmez
Ağızdan her çıkan
Kötüyü almaz
Sabun köpüğünden ayrılmaz
Aynaya mümin kul baktırılır
Bakan görür
Bakmayan yürür

Kalmak yok dedim
Kalmak yok
Acele deme
Yavaş yavaş çıkılır
Acele edemezsin
Dünyayı silemezsin elbet
Günün olayından sıyrıl yeter
Oldu da merdivene varıldı

Gelenler dünyanın sırrını çözelim derler
Acele ederler
Sırrını alsalar
Dünya mı yaratırlar?

Yıldızlar sorulur
Alem var mı? denilir
Yolunu alan bilir
Alemden maksat kul mu?
Olay basit
Yıldız yolda, kul elde
Döneni varsa, kul orda
Sonsuzdan içeri giremedim
Sonunu bulamadım ki içini göreyim
Neyin? dersiniz
Bir şeyin bittiği yerde
Başka bir şey başlar
Yüzlerce senede
Sonuna varamadım
Ne demektir? Sonu yok
Olay açık, söz seçik
Dönen dedim anlamadın
Döneni görmedin
Yıldızda hayat var
Dünya gibi daha çok yıldız var
Görülmez, varılmaz
Fani için elbet

Olmuşu olmamışı
Elinden bırakmışı geçelim
Dünyanın ötesinde
Yıldızın tepesinde
Kulun fanisi vardır
Olmayan yok
Kulun aklından üstün, yıldızın kulu
Hayalden rüyadan açar
Olaya karışır, hakikatle karıştırır
Olmuşun yolunu sorarsın
Neyi merak edersin?
Masal mı istersin?
Aldığını bilen
Vaktini harcamayan
Yaşamak boş demeyen
Ahiretten kaçmayan kullardır
Ahiretten kaçmayan
Ahiretin varlığını düşünüp
Gücünü öyle harcayandır

Ne yapsınlar dilersin
Haber sorarsın?
Sordum haber istedim, anlatayım;
Dünyanın ölçüsü, telefon
Bizim ölçümüz, nefes. Size göre.
Her katın buraya bağlı oluşu
Her katın öbürü ile haberleşmesi
Anında mümkündür
Evet her kat birbirine bağlı
Ne var ki,
Alt katın yukarıya söz hakkı yok
Ölçüyü kimden kime sorarsın?
Sorulan derinde değil
Serinde değil
Gönülde olandan müstait
Kuraldan uzak kaldı
Gönül olayında
Uymaktan uzak kaldı
Kendi gönül yoluna uydu
Ne buldu, ne gördü?
Bulduğu gördüğü yetse
Ah dünyayı silseydim demez
Burada pişman olmazdı
Pişmanlığı cehennemden değil
Katın inişinden
Yukarı şimdi bakar
Dünyayı 'Ah!' der
Az oldu, tez gitti
Kalmak yetti
Kalmayı değil
Bulmayı düşünsünler
Aşağı inmesinler

Cehennem;
Kötülüğün sembolü
Elbet var
Boşluk, kapkaranlık bir hiçlik...

Elbet hak!
Yetim hakkı yiyen
Ahını alan
Allah’ın verdiği cana göz diken
Elbet gider
Temizlik olsun
Kul af dilesin
Ahını aldığı kul affetsin

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah