27 MART 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hummayı kendine mal etmek
Olayları küçümsemektir
Ne olaylar küçülür
Ne gelecek daralır
Her olay genişliğinedir
Sahip olmak sözdedir
Sahibi sadece Yüce’dir
Yolunu şaşana
Bütün ömür gecedir
Ne sabahı bilir
Ne güneşi görür

Kulun niyeti, olayı ayıklamaktır
Unutulmasın,
Olay ne elde fasulye ne de pirinçtir
Pişirilir, kulun önüne kotarılır
Ne var ki, nasibi ise yiyebilir

Geldin de bildin sanma
Gelmeden aldın
Nasibin buldun
Kimden değil
Gelenden, din oyunu sorandan
Danıştığı gibi olsa
Gönüldekini atar
Ne attığın senin
Ne dilediğin benim
Benim vereceğim yoldur, han değil
Sen yolcu, ben hancı
Hanımız; Canımız, Cananımız
Allah’ımın kapısı
Elbet benim elimde değil
Seni o kapıdan geçirmek
Yoluna ışık tutmaktır vazifem
Konuşulan duyuldu
Anında alındı
Komisyon denildi
Ne kulun
Ne Allah’ımın
Aracıya elbet ihtiyacı yok
Kul zaten Allah’ımın
Nurundan yarattığıdır
Ne var ki, yolun karanlık ise
Allah’ım yoluna rehber gönderir
Işık verir, aracı değil

Kulun kula hizmeti nedir?
Her kulun dünyada bir vazifesi vardır
Onu yapar
Senin için benim için
Olayın görüntüsüdür bu
Yaptığın senden mi?
Dilediğini yapar mısın?
İzin olmasa parmağın oynamaz
Kalemin yazmaz
Yumağını her saran
Her Allah’ım diyen
Allahını bilen midir?
Allah’ımın kimliği değil, Varlığı.
Hislerin ölçüsü,
Ne sende ne bende
Varıp bulanda
Hissin yüceliği nedir?
Yardımcı kimdir?
Kalbine verendir
Elbet Allah’ım
Unutulmasın,
Allah’ım hiçbir kulunu
Yardımcısız bırakmaz
Tesadüf dediğin her olay
Senin gücünün yetmeyeceği
Hesaba dahildir
Ve bu tesadüfü sana
Ulun vasıtası ile gösterir
İnsanın bulmasına ne hacet
Yüce Allah’ım gönderir
Seçim, ne kulun ne Ulunundur
Sadece Allah’ımdandır

Dediği doğrudur
Din yolu, gönüldedir

Sahifeyi çevir
Kitabı devir
Okuduğun yetmez
Ömür asrı geçse bilmez
Adını vereyim
Telaşını durdurayım
YAHYA EFENDİ Hazretlerine gittin mi?
Gönülden aldın mı?
Yeri değil mühim, varlığıdır
Toprak yerde Ulu Yüce’de
Onun için, neden Müslümanlık dedin?
Müslümanlık kalıpta değil gönüldedir
Allah’ımın varlığını şekilsiz bilmek
Gönülde görmek
O’ndan geleni her hal ile kabul etmek

Kul kötü olaya kulu karıştırır
Halbuki kötü olay yoktur
Her olayın bir sebebi vardır
Her kötü denen olay
Bir hayır kapısına açılır
Bunu bilen,
Allah’ımın verdiğini
Kayıtsız şartsız seven
Her ‘Çirkin’ denende
Güzellik arayan; Müslümandır.

Sanat, Allah’ımın kuluna lütfudur
Lütuf alan kul, layık olan kuldur
Aşkı içinde duymasa veremez
Aşkı olmasa alamaz
Sanatı yumuşak olan
Sert çizgi vurandır
Çizgiden kasıt nedir?
Yumuşak dediğim, ifadedir
Sert çizer, yumuşak ifade verir

Yuyanını vereyim dedim
Adını anmayı ihmal etme ki
Yardımını görebilesin
Yardımı mevcut
Ne var ki, görebilmek

Her kul kendi hayatını çizer
Kimseninki öbürüne uymaz.

Şans yanlız senin değil
Allah’ımın yarattığı cümle kulların
Ne var ki, kul dilesin
 



Kul kula ne verir?
Ödünç para veren, sahibi midir?

Saadet, kulun kendi güzel duygusudur
Dünya aşkı Allah aşkının küçücük bir misalidir
Gün geçer dünyanın masalı olur
Amma Allah aşkı asla masal olamaz

Denenmeye değil
Sohbete yol verdik
Gelsen bile bulamazsın
Görsen bile çözemezsin
İnsen bile bakamazsın
Ne yol kuldan uzak
Ne kul yoldan
Allah’ımın dediğinde
Kulunun sevdiğinde isen
Elbet yolunu almışsın
Seven, sevilir
Daha önce sorulan sorunun cevabı budur
Komisyoncu dediğin
Bunun için gönderilir
Allah’ımın verdiği
O kullarca gösterilir
Bu demektir ki;
Allah’ım kulu
Ne olursa olsun
Sever, sever, sever
Baba yavrusundan
Geçer mi ki, emanetçidir
Ya Yaratan?
Kendi nurundan olanı sevmez mi?

Meydan’ın genişliği
Ölçü ile değil
Aradığı derinliğe inmede
Verileni az bulmada
Bulmak, gönüldedir
Bulan söylemezse
O bulmuş demek değildir
Kabul ettirmek değildir asıl olan?
Zorla kabul edilemez
Zaten Allah’ım izin vermez
Eğer Allah’ım kendini
Kabul ettirmek isteseydi
Gücünün haricinde değildi
Allah’ım verdi
Ayağının altına serdi
Görebilen varır
Verilen kulu içindir
Verilen ne olursa olsun
Allah’ımın vergisidir
Nasıl kıyılır?
Allah’ımın vergisine kötü denilir?
Cümleye derim
Yağmura söz eden
Verilene nazar edendir. Cümleye
Allah’ıma dayandığın seferin senindir
şüphesiz çıkarsan
Oymayı verenle
Saymayı bilene
Yol açmak ne güzeldir
Nazanı nazlandıran, sevendir
Sevenin sevgisi ölçüye vurulsa
Yaprak sayısı yetmez
Zamana değil hayıra yor
Olacağı bekle

Yeşilden geçilmez, neden?
Gönüle verdiği huzurdan
Gönüle verdiği huzur neden?
Ahiret rengidir de ondan
Siyah neden huzur vermez?
Ahirete girmez de onun için

Asma budanmadan üzüm beklenmez
Allah’ım kuluna
Akıl, mantık verir, kullansın diye
Yolunu göstermiş, yürüsün diye
Yürümem dersen, beklersin
Sevmekle ölçü verilse
Kendini merdivende bulursun
Unutma, sevmeyi bilenle berabersin
Ne aşması güçtür, ne geçmesi
Geç deme, güçlüğe gönül koyma
Ne geçeni say, ne defteri aç
Geçen örtülür, gelen sayılır
Allah’ım dileyenle beraber denmesin
Dilemeyenle değil mi?
Ne var ki dileyen bulur

Sevdiğin kadar alırsın
Yerle bir olsam bile, yaratılanım
Allah’ımdan gelenim
Aşk ile yandım
Aşkına vardım da kandım
Dünyada aşkımı ilan ettim
Mesnevi’yi verdim
Vardım, geldim
Size ateş verdim
Aşkımın ateşi nedir?
Sönmezse demeyin
Ne bende, ne sende
Ne cümlede sönmez
Kâinat bize verdikçe.
Kendini ara
Bulmak için kâinata ne hacet?
Kâinat ispatı değil
Dünya kâinatın kaçta biri ki
İspatına virgül olsun?
Dünyayı virgül dedim, kâinat içinde
Onun için,
Dünyanın verdiğinde
Arayamadığın zaman
Kendinde olana bak
Kâinat kul için yaratılmıştır
Boşluk senin bildiğin
Bizlerin varlığı nedir?
Gelişim görülür mü?
Kimler var bilinir mi aranızda?
Kâinat da öylece doludur
Senin gelmene
Ne lüzum olduysa
Ruhun varlığı da
Aynı hizmete var oldu


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah