09 MAYIS 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Kaide, dünyayı bile çevresine aldı
Buna atmosfer dendi

Aynayı versem
Yüzüne tutsam
Yüzünden gelen
Aynaya ne verdi?
Var olan görünür
Görünmeyen aranır
Arandıkça bulunur
Neden dendi; ‘Ara, bul’
Çünkü Allah’ım kuluna serdi
Aramaya lüzum görülmese
Aradığını bulamazdın
Bir adım atamazdın
Meydan kulun, kul yolun
Meydan’da durmak ne verir?
Yolu arayan görür
Aydın olan gün
Kulunu sevindirir
Aydına sevinen
Karanlığa niye yerinir?

Yer yerindir
Su serindir
Gönül senindir.Cümlenize.
Asmayı budayan
Koruğu bekleyenlere
Can senin, Canan senin,
Gönül senin, aşk senin
Senden gelen benim
Senden ne gelse
Benim kabulüm
Adından ne gelir?
Gelse de ne verir?
Allah’la dolu olanın
Neresinde yer bulur?
Beden O'nun
Can senin
Sen sadece canının sahibisin
Ona dilediğin yönü verebilirsin
Vermeyi dilediğin yön
Senin dünyadaki dileğindir
Gayen, dileğinin eleğidir
Dilersen,
Allah’ım dersen
Elekten geçirir
Gayeni ‘Kötü’ der ayırırsın

Ahiret ne el bağlayanın
Ne diz bükenindir
Ahiret, gönülden Allah’ım diyenindir
El bağlamak, diz bükmek;
Bedenin selameti
Gönlünü Allah’ıma açmak;
Canının selametidir
Borcunu ödersen
Gönlünü açarsan
Hem bedenini
Hem gönlünü
Selamete götürmüş olursun
Ağaca niye çıkarsın?
Ya budamak için
Ya meyve toplamak için
Çıkarken, hem bedenini
Hem canını düşünürsün
Düşmeyim diye sıkı tutunursun

Aşından kesme
Düşünden kalma
Asmanın verdiğine söz etme
Sana zararı olsa bile
Eğer sana zarar vermişse
O senin hatandır
O, kaderdir
Verdiğine dedim
Üzüm olunca
Şarap erince içene dedim
Elbet aşırı içersen
Zararını görürsün
Yerinde kalsın dersen
Kararını bulursun

Ne sana
Ne senden gelene
Ne O'na
Ne O'ndan gelene
Sözüm haddim değildir
Sizler Allah’ımdan gelenlersiniz
Onun için sözüm
Ne kuluna, ne yolunadır
Sözüm sadece yola fenerdir
Allah’ım cümleden razı olsun

Sevdim, geldim demeyin
Gelişim emirdendir
Sevdiğim aşkımdandır
Ne verdi ise sevdim
Aşkı ile yandım
Volkan oldum aktım
Etrafıma dağıldım
Yanan ile bir oldum
Ne dağdan yüceye
Ne denizden derine inmeyen
Emir olanı bilmeyene
Yol göstermeye geldim
Yolunu bilenle elele verip
Yardımcı olayım dedim
Elbet Allahımın izni ile

Kul olur Allah’ım der
Sonra döner dövünür
Başına geleni kulun zararı bilir
Allah’ım dediğinde
Neden olayın iyisini Allah’tan
Kötüsünü kuldan bilirsin?
Her verilen olay hayırdır
Sana şer gelse bile
Mana şer olan kulun dilinde
Hayır olan Allah’ımın elindedir

Yumuşak yol dilediysen
Allah’ımdan istediysen
Vermez mi sana?
Nasibim dersen
Dünyayı dilersen
Onu da verir
Amma, senin dediğin gibi değil
Kendi bildiği gibi
Miyarım, Yaratandan

Özüm ile geldim
Sözüm ile dedim
Her gün sandık doldurdum
Kapağını kapama
Antika olsun deme
Her şey kullanıldığı devrede güzeldir
Güzellik, niyetin oluşunda değil
Olaya uyuluşundadır
Söz ile şaka güzeldir
Bedene mal olmadıkça

Men edilen, yumağın cefa görmemesi
Her kulun hayatı kıymetlidir
Kıymeti kulun kendindedir
Sen senden sorana eziyet edersen
O senin sorundur elbet

Allah’ımın sözcüsü
Zamanı vermiş
Zamana uyulsun demiş
Kulun kaygusu neymiş?
Günde devletine uyulur
Kanun emrine kulun uyması gereklidir
 



Hummalı olanla
Yolunu soran danışır
Yeni gelen geç oldu demesin
Umudunu kırmasın
Dünya olayı küçük
Dönüşe yer vermesin
Danıştığın gibi olsa
YM.Yumurta misali destek ararsın
Desteğim yakınımda olsun dersin
Esas desteğini unutursun
Kula güvenme
Kötü mü? deme
Ne var ki, kulun desteği
Bir rüzgara dayanmaz
Allah’ımın desteği
Bin fırtınadan yıkılmaz
Kuldan değil
Allah’ından dile
O'ndan bekle
Sebep halk eder
Kul buna tesadüf der
Şüphesiz beklersen görürsün
Fistana yamayı dikersin
Geç değil. Düşünme
Olanın tarifini sorma

Yayılan sürü ot diler
Yürüyen kul set diler
Durup dinlenmeye
Ağaçtan beklenen verimidir
Meyvesi olmasa da
Verdiği gine kulun hayrınadır
Yaprağı, toprağı
Gövdesi, kökü
Her şeyi ile kulun hizmetindedir
Ağacın verişini
Kulunun görüşü alamaz
Çünkü verdiği havayı bilemez
Öyle bir ağaç vardır ki
Havası kanserin tedavisindedir
Her ağaç havası
Bir hastalığın şifasıdır
Allah’ımın izin verdiği ağaca, git dur
Verilecek, az kaldı görülecek
(Kanserin ilacı mı?) Evet
Türkiye’de. GARİB’e
İsterse dinlemesin
Günü hazırlanır
Planı çizilir, elbet görülür
Meraka yer yok, geç olmaz
Evet. Yurt dışına
Yurt içine her yere yayılacak

Bizde gömmek nedendir?
Unutmak için
Yemediğin aşı ne yaparsın?
Yumuşak yol arandı
Yoldan çıkıldı
Çıkış yersiz değildir
Şöyle tarlaya girildi
O da gereklidir
Dünya yaşamak için
Ölümü düşünmek içindir
Yaşamak için tarlaya girip
Ağacına çiçeğine
Göz atmak gerek
Gine yola düzülürsün
Yürürsün yürürsün..

Sabahın oluşunu nerden bilirsin?
Güneşin doğuşundan
Neden doğduğu rengi
Battığı renge uymaz?
Çünkü doğuş rengi olgunluğun
Batış rengi erginliğin timsalidir
Olgunluğu her kul idrak eder
Erginlik her kula nasip olmaz
Güneş doğuşta
Başlı başına aydınlatır
Batışı dahi aydınlatıcılara yardımcıdır

Vazifenizi unutmayın
Vermek
Meydan kulunu görmek
Meydanı aydınlatmak için
Ne bir, ne bin fener yetmez
Eshot oldum
Size vazife verdim
Elbet ben değil
Allah’ım verir

Tüyden mahrum olan kuş uçamaz
Havalansa kaçamaz
Allah’ıma dayanan
Ne korkar ne şaşar

ALLAH’a ısmarladık

Kulunu ayırmam
Kulu kula kayırmam
Meyvesi eren ağaç
Yaprağı bol olsun dersen
Bolluğundandır meyvesinin ermesi
Çünkü yaprağıdır kökünün gübresi
Olmayı dileyen
Vermeyi bilendir
Verdiği kadar alandır
Verdiğim gider deme, yeri dolar
Veresiye mal satılır
Amma gönül alınmaz
Mal sergiye konur
Amma gönülü koyamazsın
Gel, sen de gör diyemezsin
Gönlünün ölçüsüne
Kulu şahit alamazsın
Kulun gönlüne kefil olamazsın

Ne yaşadığın günü say
Ne elma diye soy
Yaşadığın günü sayarsan
Saydığın kadar harcamış olursun
Soyulmuş elma gibi atılırsın
Elma, eğer kabuğu gerekli olmasaydı
Kabuksuz yaratılırdı elbet
Soyulduğu an
Ya yenmeli ya atılmalı
Elma kabuğu misal değildir, masal
Kabuğundun soyulan elma
Tanrı’sından uzak kalan kula benzer.
Elbet, börter

LOKMAN geldi
Ağaçları dedi
Şifasını söyledi
LOKMAN’ın tanışması
Ne çay ne kahve iledir
Dediği şifa yoluyladır

Mümin olan alır
Ulu'su verilir
Duacı olunsun
İBN-İ SİNA’yı bilsin


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah