29 TEMMUZ 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hasret uzakta olana
Kuğunun olduğu gölde değil
Deryanın durduğu yerdeyiz
Nehirlerin aktığı yoldayız
Her nehir etrafını sular
Hepsinin yolunu dileyen
Hiçbirine varamaz
Derya ise varmaya dilediğin
Bir nehir buldum şükür de, ona takıl

Selam sizlere
Gülen yüzlere
Seven gönüllere

Aşk diye yandım
Deryaya vardım
Varmayı dileyenlere nehir oldum
Geldiniz, ağacımıza yaprak oldunuz
Yanan kullara gölge verdiniz
Aşk ile aşkın tadını bulursun
Aşık olan aşığı tanır
Aşık olan aşığı bulur
Nerden geldin? denilmez
Zengin fakir bilinmez
Güzel çirkin ayrılmaz
Yumak düğümlü de olsa
Şikâyet edilmez

Suyun verdiği nedir?
Kulun bildiği kimdir?
Nasibini veren nerden verir?
Elbet hepsi Allah’ımdan
Madem öyle
Neden düğümü söz edersiniz?
Çözecek olan da Allah’ım
Verdiğin hayırdır, aldığın şer
Allah’ım, verdiğin her güzellik
Almayı bilene.
Kaderim kötü diyen
Her olaya tersi yüzünden bakandır
Nasıl ki aynanın parlak yüzünde
Aydınlığı görürsün
Arkasını çevirirsen
Kara yüzünü görürsün
Şer dediğin olaylar da
Çevirdiğiniz zaman
Aynanın parlak yüzüne benzer
Zahiri değil, vakıadır olay

Adalet günün konusu olmasa da
Yazının aynasıdır
Doğruyu aldığını bilirim
Hattını çizen sen değilsin
Allah’ım sana havale ettim, de
Göl duruluğunda olan olay
Gelende aynanın parlaklığını verecek
Aynaya bakan gülecek
Aynaya bakan yüz
Dilediği yüzü de görecek
Kaide bozulmaz
Karar senden değil
Allah’ımdan gelecek
Günde gelende
Ayrılık görülmez

Mermeri merdivene koyan da var
Üstüne basıp geçer
Kasayı el altına alan da var
Mermeri aş için kullanır
Demirin verdiği
Her kulun eline aldığına göredir
Mermer değerli midir? Hayır
Seni öyle düşünen
Merdiven diye sayan
Kul, verilendir
Dünyaya yaratılandır
Kul kula köle olmaz
Köle olsun diyenin
Sonda yüzü gülmez
Suyun akışı
Ters yola dönmez
Akan suda kir olmaz
Gidilen yol en güzelidir
Sorulan hayrın habercisi beklenir
Hazırı değil, huzuru arar.
Asmayı budamak, kulun işi
Verimi, Allah’ımdandır
Senin de aldığın
Meyve diye beklediğin, elbet erecek

Yolunu alanla yolunu soran
Kainat yerine kasayı düşünsün
Kasada ne durur?
Para kasası ise;
Değer verdiğin, saklayım dediğin
Kasada durur
 



Çok değerlidir düşündüğün
Çözeceksin, gelende göreceksin
Açanda, Allah’ıma emanet olsun
Kalbinin değeri
Kasanın kilidine eşit
Nasıl ki,
Fındık görünüşte sade kabuktur
Değeri açılanda görülür
Sen de üzüntü ettiğin değeri
Açılanda göreceksin
Müstesna gibi gönünse de
Yumağına düğümsüz katılır
Kanat takıp uçmaya lüzum yok
Eline gelecek
Gelende açılacak
Yol açanla,
Yolundaki taşı çeken birdir

Komşuluk;
Duvar yakınlığı ile değil
Gönül yakınlığı iledir
Serçeyi düşünün
Bir lokma kırıntıya kapında
Karganın aldığı lokma çatında
Yakın olan hangisi
Sana tepeden bakan mı?
Kapını çalan mı?
Düşündüğün de öyle
Danışılan görülür
Defter temiz yazılır
Yazan da okuyan da yolunu bilir
Dumanı sil
Görünen dağın ardında
Selamet bilinir
Dağı duman ardından görür
Duman yolunu kapatır
Dumanı sıyır ki dağı bulasın
Adına varasın
Selamet oradadır
Yanılma, uzakta değil
Umduğun gibi olsun
Sevincin seni bulsun

Cemal dendiği zaman
Güzellik zannedilir
Güzel yüz, çirkin yüz aramayın
Aşkın adını arayan
Mecnun olup yola koyulan
Yolda aramasın
Gönüle baksın

Kumun tanesini saysam
Günün olayına örtsem
Ne kum örter, ne olay biter
Yanlışlık yok, sevabı çok
Ne olacak? demesin
Geleceğe şüphe ile bakılmasın
Kader, yazılandır
Yazılan, olandır
Ne senden, ne ondan
Şah olsan
Kaderini çizemez
En güzeli bulamaz
Yazılanı bozamaz
Ağacın dalındasın
Çiçeğin elindesin
Yumuşak olmayı bildin
Akan suyun başındasın
Selam olsun alana
Yumağını sarana

Kalem alsa eline
Sözüm verse diline
Neler demezdik
Kullarına vermezdik der
YAHYA EFENDİ

Aşk dünyayı silmeye değil
Güzelliği görmeye yarar
Aşık dünyayı görmeye değil
Aşıkına varmaya çalışır
Sana can dedim
Canan ile bir oldum
Canan yolunu kendine saydım


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah