28 TEMMUZ 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Güzelin en güzeli
Yuva’nın temeli
Mimarın yapısı
Allah ise kapısı

Meydan yola bağlanır
Suyunu gönül verir
Beden, suyuna göre gelişir
Aklık paklık ondadır
Sunmak bana verildi
Kurtarmak GARİB’e
Mümin kulun sofrası açık
Aşı bol veren kol
Alan el;
Yaratan Yüce Allah'ımın
Aşı yiyen başı
Çatan kaşı olmaz
Allah’ıma sevgimiz
Yolunda övgümüz
Ağacın toprağına
Yaprağın damarına su gerek
Suyu kökünden vermek gerek
Yaşamak zayıf kaldı
Gönül bedeni terk etti
Yazılan bedene aitti

Olmuşu bildin
Bir yolu aldın
Dünyayı sevdin
Allah’ım verdi dedin
Suyunu içene
Yolum gelene şifa versin
Adım anılsın
Yardım denilsin
Gelen gülsün, sevinç bulsun
Suyum içsen
Ne hoş desen
Tatlı su akar
Ağaçta bülbül öter
Olduğum taşta
Seherde bir gül açar
Görene sözüm, orası yerim
Gülden geçilmez
Duygu ölçülmez
Aşk şarabından içen
Bir daha ayılmaz
Gül fidanı bilende
Oniki yolcu görende
Fidanın yanında
Söğüt dalında büyüyen midir?
Yol müsait, yürüyen midir?

Aşk masalı diyene
Sözünü söyleyene desen
Bir daha yaz
Daha güzelini yazayım der
Geçmişi demeyin
Geleni karşılayın
Derim size, yazıya başladık
O günle bugün farkını verdik
Beden sarsılır
Gücünün üstünde yer alır
Söz Yüce’den gelir
Nuruyla yoğrulur
Olmuyor dersen
Yolun doğrusu budur
Gün gelecek
GARİB’in ağzından
MESNEVİ dökülecek
Sizlere dinlemek düşecek
Küçümseme;
ZERKUBİ de dinledi
Dinlerken buldu
Layık olmak güzel
Layık olana yakın olmak da güzel
Günden olmaz
Gelen vermez
Madde durmaz
Kulun sorusu
Mimar yapısı değil
Kundak, mümin kulun bohçası
Bohçada durur gönül akçası
Akçanı bozarsın
Yerine koyarsın
Gönül bozarsan
Neyle ödersin?
Olmuşun varmışıyım
Kalmışın ermişi değil
Meyveyi düşün
Ağacında olan
Erip ele gelen
Ağaçta olan
Olup toprağa düşen
Aydınlık olacak
İki taraf bitecek
Görülüp açılacak
Aranan bulunacak

Asmanın üzümü
Uzatmam sözümü
MEVLÂM’a kavuştum
Kuluyla konuştum
Layık oldum
Olanı buldum
Ne mutlu bana
Ne mutlu sana
Dünyanın derinliği;
Yaratanı biliş
Yarattığını görüş
Ne varlığa gülüş
Ne yokluğa ağlayış
Sessizlik derin, hava serin
Güneş doğar,
Gül açar, bülbül öter
Neden?
Dünyanın derinliğine
Yol bulduğundan
Kendini bulmaya
Yolunu almaya bak
Umut, olacağın sözcüsüdür
Allah’ım kulunun gönlünü yoklar
Olmayacağı gönlüne koymaz
Kusursuz kul olmaz
Küçük hatalara
Allah’ım günah yazmaz
Küçük hata nedir? derseniz
Kulu incitmeden
Kalbini kırmadan
Hak yemeden olan hatalar

Hz.OMAR der ki;
Yolunu kula veren Allah’ım
Kulunu yola koyan Allah’ım
Men dil desin, kul bilsin
Deme;
Dilimi tutamam
Kötüyü yutamam
MEVLÂNA bilir
Olanı görür dersen
Sevdiğim bilinir
Kan mı var? deme
Kan değil can var
Yayılsın sözümüz
Bilinsin özümüz
GARİB kızımız
Açık yolumuz
Görmek bilmek bana sır değil
Olaylar olacak asır değil
Güzel gün gelecek kısır değil
Er veya geç olur
Umut yerini bulur
Hüküm asla değişmez
Başkasını tenkit ediyorsa
Seni methetmez
Amma öylesinin yolunu
Taş kaplar
Dünyanın yolunu
Açık görüş
Kim olsa sırtına basar geçer
Sizde dünyayı düz eder

Asmayı veren Allah
Üzümü erdiren Allah
Koruğa söz etmeyin
Ekşi diye atmayın
Olması, ermesi var
Destiye girmesi var
Cennet mi? Cehennem mi? deme
Akıla kötü koyma
O kadar dönük mü ki?
Katma deme, izine uymaz
O da görevden uzak kalmaz
Hz.OMAR der ki;
Yanımda kul varsa, yanık
Bil ki öyle kul, mideden kanık
Mideye nimet gerek
Söz dileyen dünyadan
Dilesin Allah’ımdan
Ne yolun kurucusu
Ne kulun vericisiyim
Yalnız Allah’ımın izni ile
Yol göstericisiyim
Sözün başı ve sonu, Allah’ımdır
Sığınmak, yolun selametini bulmaktır
Yasak denmesin
Yolumuza taş konmasın
Gelene elimiz
Gülene sözümüz
Bilene sözümüz sakınılmasın
Sakınan, yolunu bulmaz
Ulunun yoluna taş koymaz



Onun için dedim
ÇAKIR’ı uyardım
Vurma değil, kırma değil
Gönül yolu sırma değil
Yolunu dedim, karanlık değil
Dünyada çalışmalı
Görevi oradan almalı

Cenneti, cehennemi
Kazanlı, pastalı düşünmeyin
Cennet-i Ala’dayım
Tarifini sordunuz
Yüce’nin huzurundayım
Bundan iyi tarif mi olur?
Cennet, cümle mümin kulların olduğu yerdir
Cennet-i Ala, Allah'ımın huzurudur
Mümin demekte amaç;
Namaza duran
Kul önünde
Allah diye diye feryat edeni düşünmeyin
Allah’ımın verdiğini kul bilsin
Olay, gün için değil
ADEM’in yaratılışından verilmiş
Hz.OMAR der ki;
Elden alma, elden de olma
Elindeki ile kanaat et
Elinde olanın değerini bil
Yoldan kuldan bilme
Gelse diye üstüne varma
Günü gelir, Allah'ım izin verir
O seni bulur
Rüzgar eser, koş kut
Tutamazsın elbet
Olsa olsa rüzgarın attığı yaprak elinde kalır
Olmazsa bağda üzüm
Olmaz orada gözüm
Üzümün suyu şarap olmalı
Sarhoş etmeli
Dünya şarabı acı gelir
Kulun bağını koparır
MEYREM çekildi
Nafakası kucağına verildi
Ömür yolunu öyle harcadı
Kula yol gösterilmiş
Kula sorsan kendi bulmuş
Yolu yürüyen bilir
Allah’ım rehber gönderir
Nasıl ki geldim, elimi verdim
Cümlenize yolun doğrusunu gösterdim
Demeyin ‘Eğri miydi?’ Değil.
Allah’ımın yolunu hatasız bilmeli
Kula öyle eğilmeli
Uyduğu gibi olur
Geldiği gibi bulur
Duyduğu gibi kalır
Allah’ımın her işi hayırlıdır
Dünya günümde yanımda olanlardan
Daha şanslı olduğunuzu bildireyim
Günümde, yanıma gelen
Meclisi kuranlara, fani olarak
Günümüze, vakıf olarak veririm

Allah’a varmak için
Sesini duyurmak için
Cami mi gerek?
Boş gönül camide olsa
Allah diye bağırsa
Ağıza dolsa ne gezer?
Yolu münasip olmayan kula
Ne mertebe verilir?
Camiye girdi diye af mı edilir?
Olaya ‘Hayır’
Gelene ‘Hayır’ deyin
Tevekkül ile bekleyin
Manayı görürsünüz
Maddeyi silersiniz

Yürüyen kul
Durmadan yürümekten yorulmasın
Yönünü çevirmesin
Şanımdan düşürmesin
Düşündüğü ersin
Hak olanı görsün
Birdir Allah’ım desin
Giden gitsin
Daha çok gelsin
Dünya zengini
Ahiret zengini olur mu?
Elbet olur, neden olmasın?
Allah’ımın verdiği
Vereceği bilinir mi?
Allah’la kul arasına girilir mi?
Geçirdiğin gününde
Özlediğin yönünde
Yardım dilediğin
Geldim, gördüm, danıştım
Dendi ki;
Her şeyin vakti de yazılı, saati de
Özleyiş güzel
Bekleyiş zor
Ne var ki,
Bekleyişe ekleyiş olursa
Aranan bulunursa
Şaşkınlık olmaz
Kul yanılmaz
Sevincinden deliye dönmez

MEVLÂNA’yım geldim
Emaneti aldım.
Sanmayın sözdür
Dünyada gözdür
Adımda bir şey yok
Ananlar çok
Allah’ımın aciz kulunun adı
Aciz kulunun adını doldurur
Olay bundan ibaret
Yazdığınız sevabınız ola
Ömrünüzü doldura. Amin.
Yüze gülene
Arkadan söz edene ne denir?
Allah’ıma havale edilir
Kulak üstü yatılır
Dert gönülden atılır

Sözü aldım YUNUS’tan
Almışım gönlü kalmıştan
Mümin kulunun elinden
Sahip midir dilinden?
Hayatın öncesi sonrası yok
Doğum ile ölüm birdir
Bozuk düzen gidiyor
Ondan buna, benden sana deniyor
Olacağı çok, biteceği yok
Üzme canını
Engeli sorma
Andığını yorma
Dünya merhamet dilemek için değil
Layık olmaya çalışmak içindir
Hayvana üstünlük gerekmez
Çünkü karakteri bulunmaz
Can yolunda savaşır
Canan bilmez.
İnsan, Cananına koşar
Candan geçtim
Dünyayı düşündüm
Kulu pişirdim
Dünyanın yolunu
Yoluna bağlamasın
Gidene Pir’im diye ağlamasın
Gönlünü dünya hüznü ile dağlamasın
Ölçüsü sorulan
Nasıldır? denilen
Mümin olmuş
Yola bakmış
Ermiş, dalında kalmış
Ele gelse, güzel
Ölçüsünü Allah’ım vermiş
Bilmek yetmez
Yürümek bitmez
Buraya kadar desen, yanılırsın
Yolun yarısında kalırsın
Allah’ımın her kulu sevgilidir
Yalnız her kulun sevgisi Allah değildir
Doymadım dersin
Hayata bağlanırsın
Doysan, ne alırsın?
MEVLÂNA’yım geldim
YUNUS’a dedim
Yuva, Yuvamız
Gönül, yolumuz
GARİB, sözcümüz
Daktilo YUNUS’a gelmez
ÇAKIR’a el vermez
Hz.OMAR der ki;
Yolunu Allah çizer
Kul geleni seçer
Düşünmek boş, hangisi hoş?
Almak, vermek, sözü yermek,
Yanlış düşünmek kul işi
Doğru yolun gidişi
Allah’ımın kaderi çizişi
Kulun aklı ermez
Olmaya demeyin
Gençtir diye acımayın
Alnında yazılan değişmez
Karışmayan erişmez
Yolunu bağlama
Gideyim diye ağlama

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah