|
MEVLÂNA’yım ben!
Güzelin en güzeli
Yuva’nın temeli
Mimarın yapısı
Allah ise kapısı
Meydan yola bağlanır
Suyunu gönül verir
Beden, suyuna göre gelişir
Aklık paklık ondadır
Sunmak bana verildi
Kurtarmak GARİB’e
Mümin kulun
sofrası açık
Aşı bol veren kol
Alan el;
Yaratan Yüce Allah'ımın
Aşı yiyen
başı
Çatan kaşı olmaz
Allah’ıma sevgimiz
Yolunda övgümüz
Ağacın
toprağına
Yaprağın damarına su gerek
Suyu kökünden vermek gerek
Yaşamak
zayıf kaldı
Gönül bedeni terk etti
Yazılan bedene aitti
Olmuşu bildin
Bir yolu aldın
Dünyayı sevdin
Allah’ım verdi dedin
Suyunu içene
Yolum gelene şifa versin
Adım anılsın
Yardım denilsin
Gelen gülsün, sevinç bulsun
Suyum içsen
Ne hoş desen
Tatlı su akar
Ağaçta bülbül öter
Olduğum taşta
Seherde bir gül açar
Görene sözüm, orası
yerim
Gülden geçilmez
Duygu ölçülmez
Aşk şarabından içen
Bir daha
ayılmaz
Gül fidanı bilende
Oniki yolcu görende
Fidanın yanında
Söğüt dalında büyüyen midir?
Yol müsait, yürüyen midir?
Aşk masalı diyene
Sözünü söyleyene desen
Bir daha yaz
Daha
güzelini yazayım der
Geçmişi demeyin
Geleni karşılayın
Derim size,
yazıya başladık
O günle bugün farkını verdik
Beden sarsılır
Gücünün
üstünde yer alır
Söz Yüce’den gelir
Nuruyla yoğrulur
Olmuyor dersen
Yolun doğrusu budur
Gün gelecek
GARİB’in ağzından
MESNEVİ dökülecek
Sizlere dinlemek düşecek
Küçümseme;
ZERKUBİ de dinledi
Dinlerken buldu
Layık olmak güzel
Layık olana yakın olmak da güzel
Günden olmaz
Gelen
vermez
Madde durmaz
Kulun sorusu
Mimar yapısı değil
Kundak, mümin kulun
bohçası
Bohçada durur gönül akçası
Akçanı bozarsın
Yerine koyarsın
Gönül bozarsan
Neyle ödersin?
Olmuşun varmışıyım
Kalmışın ermişi değil
Meyveyi düşün
Ağacında olan
Erip ele gelen
Ağaçta olan
Olup toprağa
düşen
Aydınlık olacak
İki taraf bitecek
Görülüp açılacak
Aranan bulunacak
Asmanın üzümü
Uzatmam sözümü
MEVLÂM’a kavuştum
Kuluyla konuştum
Layık oldum
Olanı buldum
Ne mutlu bana
Ne mutlu sana
Dünyanın derinliği;
Yaratanı biliş
Yarattığını görüş
Ne varlığa gülüş
Ne yokluğa ağlayış
Sessizlik derin, hava serin
Güneş doğar,
Gül açar, bülbül öter
Neden?
Dünyanın derinliğine
Yol bulduğundan
Kendini bulmaya
Yolunu almaya bak
Umut, olacağın sözcüsüdür
Allah’ım kulunun gönlünü yoklar
Olmayacağı
gönlüne koymaz
Kusursuz kul olmaz
Küçük hatalara
Allah’ım günah yazmaz
Küçük hata nedir? derseniz
Kulu incitmeden
Kalbini kırmadan
Hak yemeden
olan hatalar
Hz.OMAR der ki;
Yolunu kula veren Allah’ım
Kulunu
yola koyan Allah’ım
Men dil desin, kul bilsin
Deme;
Dilimi tutamam
Kötüyü yutamam
MEVLÂNA bilir
Olanı görür dersen
Sevdiğim bilinir
Kan mı var? deme
Kan değil can var
Yayılsın sözümüz
Bilinsin özümüz
GARİB kızımız
Açık yolumuz
Görmek bilmek bana sır değil
Olaylar olacak asır değil
Güzel gün gelecek kısır değil
Er veya geç olur
Umut yerini
bulur
Hüküm asla değişmez
Başkasını tenkit ediyorsa
Seni methetmez
Amma
öylesinin yolunu
Taş kaplar
Dünyanın yolunu
Açık görüş
Kim olsa sırtına
basar geçer
Sizde dünyayı düz eder
Asmayı veren Allah
Üzümü erdiren Allah
Koruğa söz etmeyin
Ekşi
diye atmayın
Olması, ermesi var
Destiye girmesi var
Cennet mi?
Cehennem
mi? deme
Akıla kötü koyma
O kadar dönük mü ki?
Katma deme, izine
uymaz
O da görevden uzak kalmaz
Hz.OMAR der ki;
Yanımda kul varsa,
yanık
Bil ki öyle kul, mideden kanık
Mideye nimet gerek
Söz dileyen
dünyadan
Dilesin Allah’ımdan
Ne yolun kurucusu
Ne kulun vericisiyim
Yalnız Allah’ımın izni ile
Yol göstericisiyim
Sözün başı ve sonu,
Allah’ımdır
Sığınmak, yolun selametini bulmaktır
Yasak denmesin
Yolumuza taş konmasın
Gelene elimiz
Gülene sözümüz
Bilene sözümüz
sakınılmasın
Sakınan, yolunu bulmaz
Ulunun yoluna taş koymaz
|
Onun için
dedim
ÇAKIR’ı uyardım
Vurma değil, kırma değil
Gönül yolu sırma değil
Yolunu dedim, karanlık değil
Dünyada çalışmalı
Görevi oradan almalı
Cenneti, cehennemi
Kazanlı, pastalı düşünmeyin
Cennet-i Ala’dayım
Tarifini
sordunuz
Yüce’nin huzurundayım
Bundan iyi tarif mi olur?
Cennet, cümle
mümin kulların olduğu yerdir
Cennet-i Ala, Allah'ımın huzurudur
Mümin
demekte amaç;
Namaza duran
Kul önünde
Allah diye diye feryat edeni
düşünmeyin
Allah’ımın verdiğini kul bilsin
Olay, gün için değil
ADEM’in
yaratılışından verilmiş
Hz.OMAR der ki;
Elden alma, elden de olma
Elindeki ile kanaat et
Elinde olanın değerini bil
Yoldan kuldan bilme
Gelse diye üstüne varma
Günü gelir, Allah'ım izin verir
O seni bulur
Rüzgar eser, koş kut
Tutamazsın elbet
Olsa olsa rüzgarın attığı yaprak
elinde kalır
Olmazsa bağda üzüm
Olmaz orada gözüm
Üzümün suyu şarap
olmalı
Sarhoş etmeli
Dünya şarabı acı gelir
Kulun bağını koparır
MEYREM
çekildi
Nafakası kucağına verildi
Ömür yolunu öyle harcadı
Kula yol
gösterilmiş
Kula sorsan kendi bulmuş
Yolu yürüyen bilir
Allah’ım rehber
gönderir
Nasıl ki geldim, elimi verdim
Cümlenize yolun doğrusunu
gösterdim
Demeyin ‘Eğri miydi?’ Değil.
Allah’ımın yolunu hatasız bilmeli
Kula öyle eğilmeli
Uyduğu gibi olur
Geldiği gibi bulur
Duyduğu gibi
kalır
Allah’ımın her işi hayırlıdır
Dünya günümde yanımda olanlardan
Daha
şanslı olduğunuzu bildireyim
Günümde, yanıma gelen
Meclisi kuranlara, fani
olarak
Günümüze, vakıf olarak veririm
Allah’a varmak için
Sesini duyurmak için
Cami mi gerek?
Boş gönül
camide olsa
Allah diye bağırsa
Ağıza dolsa ne gezer?
Yolu münasip
olmayan kula
Ne mertebe verilir?
Camiye girdi diye af mı edilir?
Olaya
‘Hayır’
Gelene ‘Hayır’ deyin
Tevekkül ile bekleyin
Manayı görürsünüz
Maddeyi silersiniz
Yürüyen kul
Durmadan yürümekten yorulmasın
Yönünü çevirmesin
Şanımdan düşürmesin
Düşündüğü ersin
Hak olanı görsün
Birdir Allah’ım
desin
Giden gitsin
Daha çok gelsin
Dünya zengini
Ahiret zengini olur mu?
Elbet olur, neden olmasın?
Allah’ımın verdiği
Vereceği bilinir mi?
Allah’la
kul arasına girilir mi?
Geçirdiğin gününde
Özlediğin yönünde
Yardım
dilediğin
Geldim, gördüm, danıştım
Dendi ki;
Her şeyin vakti de yazılı,
saati de
Özleyiş güzel
Bekleyiş zor
Ne var ki,
Bekleyişe ekleyiş olursa
Aranan bulunursa
Şaşkınlık olmaz
Kul yanılmaz
Sevincinden deliye dönmez
MEVLÂNA’yım geldim
Emaneti aldım.
Sanmayın sözdür
Dünyada gözdür
Adımda bir şey yok
Ananlar çok
Allah’ımın aciz kulunun adı
Aciz kulunun
adını doldurur
Olay bundan ibaret
Yazdığınız sevabınız ola
Ömrünüzü
doldura. Amin.
Yüze gülene
Arkadan söz edene ne denir?
Allah’ıma havale
edilir
Kulak üstü yatılır
Dert gönülden atılır
Sözü aldım YUNUS’tan
Almışım gönlü kalmıştan
Mümin kulunun elinden
Sahip midir dilinden?
Hayatın öncesi sonrası yok
Doğum ile ölüm birdir
Bozuk düzen gidiyor
Ondan buna, benden sana deniyor
Olacağı çok,
biteceği yok
Üzme canını
Engeli sorma
Andığını yorma
Dünya merhamet
dilemek için değil
Layık olmaya çalışmak içindir
Hayvana üstünlük
gerekmez
Çünkü karakteri bulunmaz
Can yolunda savaşır
Canan bilmez.
İnsan, Cananına koşar
Candan geçtim
Dünyayı düşündüm
Kulu pişirdim
Dünyanın yolunu
Yoluna bağlamasın
Gidene Pir’im diye ağlamasın
Gönlünü dünya hüznü ile dağlamasın
Ölçüsü sorulan
Nasıldır? denilen
Mümin olmuş
Yola bakmış
Ermiş, dalında kalmış
Ele gelse, güzel
Ölçüsünü
Allah’ım vermiş
Bilmek yetmez
Yürümek bitmez
Buraya kadar desen,
yanılırsın
Yolun yarısında kalırsın
Allah’ımın her kulu sevgilidir
Yalnız her kulun sevgisi Allah değildir
Doymadım dersin
Hayata
bağlanırsın
Doysan, ne alırsın?
MEVLÂNA’yım geldim
YUNUS’a dedim
Yuva, Yuvamız
Gönül, yolumuz
GARİB, sözcümüz
Daktilo YUNUS’a gelmez
ÇAKIR’a el vermez
Hz.OMAR der
ki;
Yolunu Allah çizer
Kul geleni seçer
Düşünmek boş, hangisi hoş?
Almak, vermek, sözü yermek,
Yanlış düşünmek kul işi
Doğru yolun gidişi
Allah’ımın kaderi çizişi
Kulun aklı ermez
Olmaya demeyin
Gençtir diye
acımayın
Alnında yazılan değişmez
Karışmayan erişmez
Yolunu bağlama
Gideyim diye ağlama
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|