25 TEMMUZ 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hatır, yumak için sorulur
Hoş musun? denir
Aydın gönül sohbet ile anılır
Hummalı olmayın
Yeter deyip yerinmeyin

Gölden su alanla
Deryaya varmayı dileyenleri
YM. dedim
Suyun olduğu yer değil
Konulduğu yerdir mühim olan
Denizin verdiğini
Ağza alamazsın
Membaın verdiğini
Batak deyip kurutamazsın
Her verileni yerince kullanırsın
Gelenin, yol alanın da
Yolunu çeviremezsin

Aşıyı niye yaparsınız?
Meyvesini hatasız alayım diye
Ağacı köklemezsin
Ocakta yakayım diye
Ocağa kuru dal gereklidir
Ağacı kökleyen
Elbet Allah’ıma isyan edendir
Nafakamı bulayım diyen değil
Ocak hem ısıtır
Hem aşını pişirir
Ne var ki ocağa
Kuru dal gereklidir
Dumanın çokluğu
Yaş dalı yakandadır

Resim alırsın
Çerçeveye koyarsın, niye?
Asmayı budarsın
Dibini kazarsın, niye?
Mahsul verir elbet
Nasibin ise.
Geç kalan kulun
Nasibi kıt olur denir
Kul gönlünce karar verilir
Ne geç kalmada
Ne erken dönmede
Nasibi bulmak
Bulduğunu aramak, yersizdir
Yorgunluk ona olsa
Senden önce biz düşünürüz
Masayı yerde kurarız
Kaide bozulmaz
Mihverinden ayrılmaz
Açayım;
Mevlevi dersiniz
Döneni görürsünüz
Dönüşe şaşarsınız
Ne dönen yorulur
Ne birbirine sarılır
Her kul Allah’ına yakındır
Umduğundan çok

Balık denizi bırakmaz
Huzuru dışarda bulamaz
Denizde onu yiyen
Daha büyük balık olduğu halde
Kulun da, olduğu gibi yaşayışını
Kabul etmesi gerekir
Nereye getireyim
Balık olsan oltaya alayım
Oltaya ne hacet
Meclisi kurduk
Beraber olduk
Gönülden gönüle akım vardır

Yardan sordun
Yumağına bağladın
İki yüce dağın arasındaki geçit
Yüce dağın bir ucundan
Öbür ucuna seslenirsin
Unutma,
İki ayrı yüce dağ gibi görünse de
Arada yar olsa da
Bir elmanın yarısı kadar yakındır iki dağ
Geçemem deme
Elele verilir, ses arada kalır
Sahibi olduğun gönülle
Dilediğin yere varılır
Gönülle konuşuruz
Dünyayı sildik
Dilediği ile halleşiriz

Halkın halka vereceği nedir?
İki halkayı bir etmedir
Atmaca niye savaşır?
Bir lokma ekmeğe
Serçe niye dalaşır?
O da bir lokma ekmeğe
Öyle ise niye savaşır?
Birinin güçlülüğü
Onu zorbalığa götürür
Serçe niye sakin dolaşır?
Gücüne güvenmez de ondan
Halbuki, ne biri ne öbürü aç kalır
Gel seninle içelim
Kendimizden geçelim
Bir lokma aş için
Sözümüze gölge düşürmeyelim
 



Gölge gereksiz mi?
Ne var ki dinlenmek için
Bitap düşünceye kadar
Sohbet sürdürelim
Öylece gölgeyi aramaya çıkalım
Gölge öyle olunca
Allah’ımdan gelir
Aramak gerekmez
Sana sağnağı göstermez
Sohbetin değiştiği değil
Kulun değiştiği görülür
Ne bilmece, ne görmece
Gönül kapısına bekçi koymaca
Anahtar kilit için yapılır
Elimde anahtar gezmem
Açık olan için geçit gerekmez

Çeken sen değilsin, beden
Göçen beden değil, sensin
Yetersiz kalan her şey
Bedene mal edilmez

Dünyanın dönüşü
Bahane edilmesin
Dönen yalnız dünya mı?
Geçit dediğimiz
Her kulun geçiti değil mi?
Neden ‘Sana mı? Bana mı?’ diye sorulur
Dünya haline yorulur
Ortaya konulan bir tepsi aşa
Her kol uzanır
Midesi aldığı kadar alır
Dileyen alsın
Çok şükür desin

AKŞEMSETTİN der ki;
Ulu olduğum dendi
Dendiği yerde kaldı
Dediğimi dünya günümde
Bir kul aldı, onun da adı kaldı
Neden yalnız o aldı?
Ben ortaya sundum
Bir kulda kalsa mıydı?
Suyun aktığı yer değil
Aktığı yere gelendedir
Arayan bulur

Üzüntüye yer verme
Mide ile gönülü karıştırma

Düşünce ile olsa
Gittiğin yolu bulsa
Yetersiz derim
Gidişe mendil sallarım
Attığın sende kalsın
Bedene gönül yansın
İman dedin düşündün
Onu neyle harcadın?
Ne ahiret pazarlığa
Ne iman hovardalığa girmez
Aç mide taş ile dolmaz

Ya Allah, Ya Muhammed dedik
Kainatı yaratana duacı olduk
Her yarattığını ‘Biz’ dedik
Bizi Allah’a bağladık
Bizden seni ayırmadık
Duanı aldık, duacı olduk
Duanı alandan
MERYEM deyip gelenden
Şefaat MUHAMMED’den

Gelsen de bir
Gelmesen de..... bedenle
Geldiğin görülür gönül ile
İçsen de bir
İçmesen de..... midenle
Aldığın görülür kalbinle

Her geleni alandır
Kulunu yaratandır
Yolunu gözetendir
İman, elbet ağlayıp
Diz bükmek ile değil
Aşkına düşmek iledir
Hz.MERYEM namaz ile mi vardı?
Hz.ADEM gözü ile mi gördü?
Öğreten mi oldu?
Gönül gözü açık olan
Aklına koyduğunu silen
Dünya dediğinden çözülür
Diyeceğim şudur;
Ne yolun imtihanı kula
Ne kulun imtihanı bana düşer
Her kul Allah’ım der coşar
Coştuğu kadar koşar

Geçtiğin kadar git
Geriye dönüş yok
Aldığın kadar iç
Ömre ölçü değil
Alsam mı, almasam mı? desen boş
Coşsam mı, coşmasam mı? de, yeter


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah