|
MEVLÂNA’yım ben!
Hatır, yumak için sorulur
Hoş musun? denir
Aydın gönül sohbet ile anılır
Hummalı olmayın
Yeter deyip yerinmeyin
Gölden su alanla
Deryaya varmayı dileyenleri
YM. dedim
Suyun olduğu
yer değil
Konulduğu yerdir mühim olan
Denizin verdiğini
Ağza alamazsın
Membaın verdiğini
Batak deyip kurutamazsın
Her verileni yerince
kullanırsın
Gelenin, yol alanın da
Yolunu çeviremezsin
Aşıyı niye yaparsınız?
Meyvesini hatasız alayım diye
Ağacı
köklemezsin
Ocakta yakayım diye
Ocağa kuru dal gereklidir
Ağacı kökleyen
Elbet Allah’ıma isyan edendir
Nafakamı bulayım diyen
değil
Ocak hem ısıtır
Hem aşını pişirir
Ne var ki ocağa
Kuru dal gereklidir
Dumanın çokluğu
Yaş dalı yakandadır
Resim alırsın
Çerçeveye koyarsın, niye?
Asmayı budarsın
Dibini
kazarsın, niye?
Mahsul verir elbet
Nasibin ise.
Geç kalan kulun
Nasibi kıt
olur denir
Kul gönlünce karar verilir
Ne geç kalmada
Ne erken dönmede
Nasibi bulmak
Bulduğunu aramak, yersizdir
Yorgunluk ona olsa
Senden önce
biz düşünürüz
Masayı yerde kurarız
Kaide bozulmaz
Mihverinden ayrılmaz
Açayım;
Mevlevi dersiniz
Döneni görürsünüz
Dönüşe şaşarsınız
Ne dönen
yorulur
Ne birbirine sarılır
Her kul Allah’ına yakındır
Umduğundan çok
Balık denizi bırakmaz
Huzuru dışarda bulamaz
Denizde onu yiyen
Daha
büyük balık olduğu halde
Kulun da, olduğu gibi yaşayışını
Kabul etmesi
gerekir
Nereye getireyim
Balık olsan oltaya alayım
Oltaya ne hacet
Meclisi kurduk
Beraber olduk
Gönülden gönüle akım vardır
Yardan sordun
Yumağına bağladın
İki yüce dağın arasındaki geçit
Yüce
dağın bir ucundan
Öbür ucuna seslenirsin
Unutma,
İki ayrı yüce dağ gibi
görünse de
Arada yar olsa da
Bir elmanın yarısı kadar yakındır iki dağ
Geçemem deme
Elele verilir, ses arada kalır
Sahibi olduğun gönülle
Dilediğin yere varılır
Gönülle konuşuruz
Dünyayı sildik
Dilediği ile
halleşiriz
Halkın halka vereceği nedir?
İki halkayı bir etmedir
Atmaca niye
savaşır?
Bir lokma ekmeğe
Serçe niye dalaşır?
O da bir lokma ekmeğe
Öyle
ise niye savaşır?
Birinin güçlülüğü
Onu zorbalığa götürür
Serçe niye sakin
dolaşır?
Gücüne güvenmez de ondan
Halbuki, ne biri ne öbürü aç kalır
Gel
seninle içelim
Kendimizden geçelim
Bir lokma aş için
Sözümüze gölge
düşürmeyelim
|
Gölge gereksiz mi?
Ne var ki dinlenmek için
Bitap düşünceye
kadar
Sohbet sürdürelim
Öylece gölgeyi aramaya çıkalım
Gölge öyle olunca
Allah’ımdan gelir
Aramak gerekmez
Sana sağnağı göstermez
Sohbetin
değiştiği değil
Kulun değiştiği görülür
Ne bilmece, ne görmece
Gönül
kapısına bekçi koymaca
Anahtar kilit için yapılır
Elimde anahtar gezmem
Açık olan için geçit gerekmez
Çeken sen değilsin, beden
Göçen beden değil, sensin
Yetersiz kalan
her şey
Bedene mal edilmez
Dünyanın dönüşü
Bahane edilmesin
Dönen yalnız dünya mı?
Geçit
dediğimiz
Her kulun geçiti değil mi?
Neden ‘Sana mı? Bana mı?’ diye
sorulur
Dünya haline yorulur
Ortaya konulan bir tepsi aşa
Her kol uzanır
Midesi aldığı kadar alır
Dileyen alsın
Çok şükür desin
AKŞEMSETTİN der ki;
Ulu olduğum dendi
Dendiği yerde kaldı
Dediğimi
dünya günümde
Bir kul aldı, onun da adı kaldı
Neden yalnız o aldı?
Ben
ortaya sundum
Bir kulda kalsa mıydı?
Suyun aktığı yer değil
Aktığı yere
gelendedir
Arayan bulur
Üzüntüye yer verme
Mide ile gönülü karıştırma
Düşünce ile olsa
Gittiğin yolu bulsa
Yetersiz derim
Gidişe
mendil sallarım
Attığın sende kalsın
Bedene gönül yansın
İman dedin
düşündün
Onu neyle harcadın?
Ne ahiret pazarlığa
Ne iman hovardalığa
girmez
Aç mide taş ile dolmaz
Ya Allah, Ya Muhammed dedik
Kainatı yaratana duacı olduk
Her
yarattığını ‘Biz’ dedik
Bizi Allah’a bağladık
Bizden seni ayırmadık
Duanı aldık, duacı olduk
Duanı alandan
MERYEM deyip gelenden
Şefaat MUHAMMED’den
Gelsen de bir
Gelmesen de..... bedenle
Geldiğin görülür gönül ile
İçsen
de bir
İçmesen de..... midenle
Aldığın görülür kalbinle
Her geleni alandır
Kulunu yaratandır
Yolunu gözetendir
İman,
elbet ağlayıp
Diz bükmek ile değil
Aşkına düşmek iledir
Hz.MERYEM
namaz ile mi vardı?
Hz.ADEM gözü ile mi gördü?
Öğreten mi oldu?
Gönül
gözü açık olan
Aklına koyduğunu silen
Dünya dediğinden çözülür
Diyeceğim şudur;
Ne yolun imtihanı kula
Ne kulun imtihanı bana düşer
Her
kul Allah’ım der coşar
Coştuğu kadar koşar
Geçtiğin kadar git
Geriye dönüş yok
Aldığın kadar iç
Ömre ölçü
değil
Alsam mı, almasam mı? desen boş
Coşsam mı, coşmasam mı? de, yeter
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|