|
MEVLÂNA’yım ben!
Kumun olduğu yerde
Sözünü verdiği yerde alırız
Gönüllerde seyrini buluruz
Cümlenizi selamlarız
Selamlar sizlerle bizlerle bir olsun
Selamet O’ndandır densin
Dost bildiğine
Düşman dediğine selam de ki
Aradan tozu kaldırasın
Köprüyü geçenden
Yol sorulur
Doğruyu görenden
Yön alınır
Yumuşak yol bilenin
Kandili daim yanar
Gözünü nuru desek
Nuruna uyanın
Piri olduğunu görürüz
Eğer gözünü hak olandan ayırmazsan
Kulu kuldan kayırmazsan
Kandilin sönmez derim
Açılmadık kapıyı merak etme
Neden kapalı deme
Olmuyor dediğin her olayın
Olması hayır getirmediğinden
Olduğunu bilesiniz
Yardan geçemem dersen
Kulunun yolunu gözleme
Gözünün nurunu
Başka kulun yoluna harcama
Göz benim
Nuru benim
Göreceğim kendi yolumdur de
Oraya ver
Dünyayı bina bilen
Kendini ona bağlayandır
Bağımsız kal ki
Kendin bulasın
Hatalarını göresin
Çünkü dünya haline sarılan
Hatalara perde örtendir
Başka kulun hatasını gören
Kendi hatasını unutandır
Umut dünyayı hoş gösterir
Kuluna hizmeti olur
Sadece umutla yaşanır mı? derseniz
Umut yaşamanın değil
Hayalin pembe rengidir
Yaşamanın değişmeyeceği bilinir
Oymayı veren
Gönülleri doyurandır
Neden?
Göz nurdur
Meyveyi yemeden gördüğü
Yemeye hazırlandığı için
Meyveyi görmeden yersen
Çürüğünü bulabilir misin?
Suyun tadını dileyen
Pınarları dolaşandır
Her pınarın verdiği suyun tadı
Aynı değildir
Ne var ki tek pınar buldu isen
Ne verirse eyvallah demek gerekir
Ne yerde kaldığına
Ne sılaya verdiğine yerinme
Yelden haber sorarsın
Güne kumu serersin
Kum tanesi olaydım
Yoluna döküleydim desem yersiz midir?
Güneşte yanar
Soğukta donar
Deryada döner
Rüzgarda uçar
Gene de ne kırılır ne kırar
Yollara serilir
Kullara sırtını verir
Verdim diye sevinir
Kum tanesi olayım desem yersiz midir?
Geldim bilemedim
Gördüm bulamadım
Güneşinde yanamadım
Diyen kullarından olmayalım
Vardıkta hüzün ile dolmayalım
Ne cennette ne cehennemde
Gönlüm sadece O’na
Diyen YUNUS’um sözü aldı
Cümlenizi selamladı:
Dağları gezdim geldim
Yolunda tozdum geldim
Ne var ki yozan kullarına
Gönlümü açmayı diledim desem yersiz
|
O’nu ne cennette
Ne cehennemde aramayın
Gönüllerinize yozluk koymayın
Çünkü O’nun yeri gönüllerdedir
Senin gönlünde ne var ise
Onu bulacaksın
Hiçbir kulun gönlünde
Cehennem gördün mü ki
Cehennem korkusuna düşesin?
Denir ki; Kuran’da cennet cehennem vardır
Elbet
Kainatta her olay karşıtı iledir
Ak ile kara misali
Güzel ile çirkin
Çirkin yoktur dediğimize göre
Güzeli görmeye çalıştıkta
Cehennemi silmiş olursun
Kuran her kulun gönlüne göre yazılmıştır
Mesnevi;
Kuran’ın çiçeklerinden toplanmıştır
Çiçeklere su verdikte
Güne kadar gelmiştir
Ne var ki günde
Hem yol hem boy almıştır
Günümüzde Mesnevi’yi
Bir zümre alırdı
Günde cümleyi buldu
Sakın ola ki
Mesnevi’yi bana mal etmeyesiniz
Çünkü benden değil O’ndandır
Ağaç O’nun
Kök O’nun
Sadece topladığım çiçekleri benim
Ne var ki çiçekler de O’nun
Sadece toplaması benim
Günümde verdiğim dedim
Şahadet cümlenize hizmet etsin
Şahadet nedir?
Onun verdiğine
Senin aldığına
Şükrün şahittir
Kelime-i Şahadet odur
Allah’ım kainatta olan cümle varlığın
Şükrüme şahit olsun
Sen şahit istemezsin
Çünkü her şeyde O’sun
Benim görgüm de o olsun
Onlarda seni görebileyim
Resulünü senin ile bir bulabileyim
Aradan her yükü kaldırabileyim
Geceden şikayetçi olmayım
Günün yükünde
Kuluna hata bulmayayım
O cümlenizin gönlünde olsun
Gemiyi bulan
Bulmayana bildirsin
Yol münasip dedi
YUNUS’um sözü bize verdi:
Attan inmeyeyim diyen
Nasibe uymayandır
Attan günün sordun mu?
Yükünü hafiflettin mi?
Onun da sana emanet olduğunu
bildin mi?
Meşeye su versen de
Vermesen de değişmez
Çünkü senden beklemez
Olumsuzluk kaderin çizgisini bulmaz
Çünkü kader
Kulun niyetine uymaz
Sen ona uy ki
Olumsuzluğu silmiş olasın
Sudan geçenin
Alacağı nedir?
Her kulun niyeti
Gönlüne göre değişir
Kimi hasta olurum der
Sudan geçmekten korkar
Kimi düşer kalırım der
Bedene zahmetten korkar
Korku nedendir?
Kadere boyun eğmemekten
Çünkü hasta olacak isen
Sudan geçmeden de olursun
Bahaneyi suya bulursun
Onun için derim
Hatayı olaylarda değil
Kendinizde arayınız
Cümlenize selam olsun
Sözümüz burada kalsın
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|