11 MART 1977


MEVLÂNA’yım ben!

Günümüz hayır olsun
Gönüller yolunu bilsin dedi
YUNUS’um anda geldi:

Cümlenize selam olsun
Günün yorumu kulda kalsın
Yeniye yol dileyenle
Geçenden yol soranın
Yoluna hayır dilensin
Denizden gelsen
Dalgaları sayarsın
Ağacı görsen
Meyveyi soyarsın
Yerden göğe
Cümleye gönül koyarsın derseniz
Eyvallah derim
Cümlede aynı sevgiyi görürüm
Göç gidene tatlı
Kalana acıdır
Miyar yoluna kum serer
Kumu su ile karar
Niyaza gelenler
Niyaz ile bulurlar dedi
YUNUS’um yürüdü

Şahin yüce dağlarda yuvasını kurar
Niyette bulduğuna yorar
Olumu serttir
Niyetten değil
Kayıtta yazıldığı gibi
Cürmüne ortak aramaz
Kimsede kendini bulmaz
Cemden sorumlu olmaz
Öyle oldukta
Sorgusu yargısı
Kendindedir der
Kendi kendine sorar

Doyanın lokması büyük
Bakanın görgüsü küçüktür
Ne demek? dendi
Doyanın yiyeceği olmaz elbet
Bakan lokmayı küçük görür
Umudu büyüktedir
Ozandan sorsanız
Dünya deseniz
Boşluğunu söyler
Dünyanın boşluğu
Kulun taşlığını giderir
Öyle oldukta;
Dünyanın boşluğu değil
Hoşluğu diyelim
Kendimizi dünyada eğitelim
Hem eğitelim hem öğütelim
Hem öğüttüğümüzü dağıtalım
O zaman benlikten sıyrılırız
Nimet dünyaya geliştir
Ziynet dünyayı biliştir
Kıymet dünyada oluştur
Dünyayı buluştur
Dünyada uyuştur
Öylece dönüştür
Can ile savaştım diyenin
Savaşı nefsinedir
Ney nefes alır ses verir

YUNUS’um der ki;
Misafir candan
Yolum Canan’dan olsun
Her duyan gelsin
Sesimi alan bilsin
Kayda gerek yok
Olana olduğu gibi uysun

Olumu gelişten bilen
Bildiğini verendir
Sırtına yük alan
Kaldırdığı kadar alır
Kaldıramadığı kalır
Allah’ım kuluna
Kaldıramayacağı yükü vermez YM

Yaprak dalda çiçek yolda
Meyve halde bilinir
Çağlayan suda
Sadece sese kulak verilir
Sesten umut beklenir
Seste değil olan akıştadır
Yerden aldığın sana
Daldan aldığın bana mı kalır?
Elbet yerdeki de
Daldaki de senin
Sadece verdiğim benimdir
Benim aldığımdır
Aldım veresiye
Sevdim ölesiye diyene sözüm;
Allah’ım senden razı olsun
Kapımız cümleye açık
Gelenin yoluna dursun denildi
 



Cahilden alamam
Alime veremem diyene de ki;
İlmin kaydı yok
Nereden vereyim diyesin
Cehlin şartı yok
Neyi alayım diyesin
Duyan ne kadar cahil olsa
Duyarlılığını verir
Sevgisi gönlünü yönetir
Aşkı cümleyi donatır


(Soru: Duymak nedir?)

Duyan bilmeden uyandır
Gördüğünü bilmeyen
Bildiğini çözmeyendir
Aşkı ile dönen
Aşkında kainatı bulandır
Ne var ki
Bulduğunu bilmeden uyandır

Her yaprağı açtıkta
Göreceğimiz hayırdır diyelim
Gelecek yaprağı düşünmeyelim


(Kehanet üzerine)

Gelecek yazılmıştır
Görmeyi dilemeyin
Öreceğiz ördükçe göreceğiz deyiniz
Kuşak belde yumuşak halde
Ördüğün sende
Gelenin oluşu
Günde çözülmez
Çözülse sevilmez
Neden? dendi
Allah’ım kuluna yazdığını
Gününde bildirir
Gününde sevdirir
Doğramayı başlarken bilirsin
Bittikte görürsün
Arada olanı
Günden güne oyarsın
Kulun ömrü de budur
Ağaçtan kesilir
Doğrama misali yontulur
Kapıya pencereye oturtulur
Olduğu yerini bulduğu zaman güzeldir
Kulun doğuşu da öyle değil mi?
Doğar yetişir itişir
Her olaya katışır
Yerini buldukta
Gayeyi bildikte
Oluşur bilişir
Miyar odur yerini alıştır
Değer ne saray kapısı
Ne kulübe kapısı olmaktır
Sadece kapı olmak
Olduğu yerde yerini bulmak
Yanan da yerindedir
Basılan da, tavana asılan da
Her var olanın yeri vardır
Değeri vardır
Her hizmet en değerlidir
Ölçüsü olmaz
Ölçü kendini bilendedir
Var olana uyandadır

Uyuyan nedir? dendi
Oymayı bilenin oymadığıdır
Var olana uymadığıdır
Elbet özü gönlündeki gözü
Misafir yerinde mi? diyene sözüm;
Serinde olsun
Duyandan gelsin
Allah’ıma emanet olsun


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

 

 

 

 

02mart1977

SOHBETLER

18mart1977