18 MART 1977


MEVLÂNA’yım ben!

Yolun açığında
Yenin geçiğinde gördük
Cümlede bulduk
Eyvallah dedik
Candan Canan’a yol açtık YM

Genişlik görülür
Uzak denilene örülür
YUNUS adı dile getirilir
MEVLÂNA dilden söze ulaştırılır
Allah’ım cümleden razı olsun
Cevheri her kul kendinde bilsin
Cümlede bulsun
Razı olan rızasına
Gelmiş geçmiş gelecek olanı katsın
Yad ettim diyen yadında
Öze girsin, özünden versin
Tadı onda bulsun
Muhtar olan
İhtiyarında kendini ceme katsın

Sorumsuzluk;
Kainatı ne yakar ne yıkar
Sonsuz;
Yeniye katılana kadardır
Sonsuz denilende
Kainatın sonunu değil
Kulun görgüsünü verir
Kul sonsuzu duyar
Ne var ki
Kendi sonuna uyar
Sanılmasın sıra savar
Gelecek vazifesini görecek
dönecektir
Her kul kainata
Bir zerre verecektir
Miyar müdafadan gelir
Koruyandan alınır
Doğuşu bilenin
Koruyana sığınanın yari demektir
Sağım solum dedikte
Selamını verdikte
Kimi düşünürsün?


(Soru: Melekleri mi?)
Eyvallah

Hay denildikte

(Soru: Allah mı?)
Eyvallah

And ettim dersen
Yemine dönersen
Asla derim
Yemine ne hacet?
Allah’ım görücüdür bilicidir
Niyaz;
Suyun akışına yön vermez
Kulun bakışına yön verir
Suyunu berrak gösterir
Taşını toprağını dile getirir
Çöpünü bile sevdirir

YUNUS denildi
Sohbete gelse diye anıldı
YUNUS’um yolun düzünde
YUNUS’um kulun gönlünde
YUNUS’um kendi halimde
Anıldım geldim
Sevildim bildim
Allah’ım cümleden razı olsun dedim

Katıl karlı geçite
Katıl yarlı sohbete
Katıl cümle hasrete
Yar ile bir olalım
Yari her gönülde bulalım
Duyandan aldık
Sevenden bildik
Uyanı gördük
Elhamdülillah dedik
Cümlede olumlu hali bulduk
Sağ ile sol denildi
Selamdan soruldu
Sağımı gördüm
Solumu duydum dersen
Gözünden kulağına
Köprü kurarsın
Öyle oldukta kötü nerde?
Nede ararsın?
Sağ ile solda
Kainatın temeli vardır
Denmesin; Kainat ne kadar dardır
Darlık bilmeyendedir
Genişlik silmeyendedir
Allah’ım cümleden razı olsun
Her selam veren kainatı bulsun

YM diyelim
Sohbetimize söz edileni verelim
MEVLÂNA yola gelmez
Sohbete katılmaz diyene de ki;
Allah’ımın dediği olur
Seçilen yerde
MEVLÂNA vazife alır
Seçilen kuldan değil Hak’tandır
 



Ona de ki;
Yazımızı yazan
GARİB’tir deseydik
Ne denirdi?
Sözümüzün başına
MEVLÂNA’yım ben dedikte
Yazımız inkara gelir mi?
Yazan bilenden değilse
Yazdığı neredendir?
Eyvallah
Yazılan günahı olmayandır denilen
Her gün günah yüklenilendir
Eyvallah


Günah yüklenilen kimdir? denildi
Şeytan diye anıldı
Allah’ım kullarını aydınlatmaya
Şeytanı değil
Seçilen kullarını vazifelendirir
Şeytanın vazifesi
Kulu aydınlatmak değil
Günahlarını paylaşmaktır
Daha önce dedik;
Niyaz suyun akışını değiştirmez
Kulun görüşünü açar
İşte yazımıza edilen söz budur
Vazifemiz onu da güzel görmek
Ördüğümüz süsüdür demek
Asla hata aramayın
Yanıldılar demeyin
Suyun akışını görmediyse
Arayıp bulacak
Dönüp dolanacak
Suyumuza katılacak

MEVLÂNA adında gördüğün
Sohbetin tadında bulduğundur
Daha önce verdim
Ne cahili kına
Ne alimi ünle
Sana her veren verebilen sendendir
Sen ki Hak’tansın
Daha önce verdik
Sorana söyledik
Sorulan şeytanı gördün mü? sorusu idi
Dedik ki;
Görmedim bilmedim
Allah’ımla arama sokmadım
Allah’ım diyene
Allah’ım sözcü gönderir
Şeytan günahını paylaşan
Tarafından çağırılır
Allah’ım cümlenize
Yardımcılarınızı Daim göndersin
Yumuşak yolu onlarla buldursun
Yanılma yok
Bilmeyen nasıl vazife alır? denilmesin
Vazifeyi veren Hak’tır
Yanılmayan Hak’tır
Bilmeyen bilenden olur
Doğruyu eğriden bulur
Gezer durur
Unutulmasın HÜSEYİN ona elini verir
Allah’ıma emanet olunuz

Yolumuz bilenin
Gönlümüz cümlenin
Geldik gördük hoşnut olduk
Yoldan gelenle hep bir olduk
(SÜLEYMAN HAYATİ DEDE)
Hep bir bulduk
Sevdik sevindik
Yuvamız burada dedik
Orası? diyene; Makamdır diyelim


(Soru: Konya mı?)
Eyvallah

Orada burada bağlandık
Kainatta eğlendik
Eğlenmekten maksat dolandık
Ananlarla bir olduk
Cümlenize selam olsun
Sohbetimizden soluk alan
Yavrumdan haber diyen
Anaya seslendik
Gönülden müsterih olsun
Samanyolu’nda karşılaştık bilsin
Doğuşu gibi geldi
Geldiği gibi buldu

Allah’ıma emanet olsunlar
Sabırda selamet bulsunlar


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
 

11mart1977

SOHBETLER

21mart1977