|
MEVLÂNA’yım ben!
Güzellik ile dolan
Güzellik ile bulandır
Çiçeğin güzeline
Kulunun özeline denmesin
Güzellik her olayda
Her dolayda görülsün
Cümlenize selam olsun
Yerde taş
Kulda baş denildikte
Ayağını sakınasın
Etrafına bakınasın demektir
Geçitten söz verdik
Söylenen güne geldik
Sahilde gemi gördük
Dilenen yola dedik
Saz ile söz ile
YUNUS’um dürdü göz ile:
Gelsem demedim geldim
Sohbete girdim
Dalı yaprağı çevirdim
Ağacın kökünden sevdim
Kökünden sevdim
Dalına vardım
Meyvesini her dileyene verdim
Yolum uzun diyene sözüm;
Yol ömür boyu gider
Gelen giden olanı güder
Ne var ki
Güttüğünü sevginle götür
Aşkınla bitir
Daha önce verdik
Sevgi sıfatına,
Aşk zatınadır
Yerden aldık
Yüce verdi dedik
Sevdik sevdik
Sevene sevgimizi sunduk
Sevmeyene denilir
Seven sevilir
Sevenin sevmeyeni yoktur
Mevlâna’yım!..
Yedeğin varlığı
Gecenin darlığıdır
Darda kaldım diyen
Ayağa kalksın
Kainata göz atsın
Desin ki;
Darlık bende
Açılmayan gönlümde
Doyumsuzluk varsa
Uyumsuzluğa denktir
Çünkü kulda sevgi
Kainata ahenktir
Öyle oldukta
Ne doyumsuzluk
Ne uyumsuzluk görülür
Elbet olaylarla
Kul ömrü örülür örülür
Kayıt olan yerde
Şahit aranmaz
YUNUS’um der ki;
Yaprağı toprağa sahit mi diyeyim?
Toprakta suya eğit mi diyeyim?
Eğittiğini öğüt mü diyeyim?
Demeye ne hacet
Bekleyim göreyim
Gördükçe seveyim
Sevdikçe yayılayım
Sevgi yayılır
Kimsede kalmaz
Yeni denilen odur
Sevgiye dönüştür
Daha önce verdik
Deryayı sadece dalgalar temizler
Dalga büyük olduğu nispette
Çöpünü kenara atar
Günün olayları da öyledir
Aynayı ele aldıkmı
Sade kendi yüzümüze bakarsak
Darda kalırız
Elden ele tutarsak
Yerden alır
Yüce’den veririz
Ne demek? dendi
Yerden alınan nedir?
Gördüğün
Yüce’den verdiğin nedir?
Uyduğun
Uyduk vereceğiz
Kainata sevgi ile ağımızı öreceğiz
Aç denilen yerini bilmeyen midir?
Asla
Her kulun yeri vardır
Yerini bilen, yolum budur diyen
Bilmeyene el verendir
Vermediyse yerini darda görsün
Çiğdem rengine
Gül dengine anılır
Ne var ki
Her çiçek yerinde güzeldir
Kul sevgisini verebiliyorsa özeldir
Mevlâna’yım!..
Ummayı kul bilir
Bildiği kendinde kalır
Çünkü umduğu ya olur ya kalır
Kalan yanılan mıdır?
Niyazımız cümle ile cümle için olmalı
Yediğin her lokmada
Gönlünü taramalı
Yemeyeni aramalı
Lokmanın tatlısı acısı oldukta
Kul midesine geldikte hepsi birdir
Elbet paylaşılan tatlıdır
Soğuk sıcağı aratır
Üşüyende kuluna yol açılır
Nasıl? denildi
Vergiye daldık
Halde kulunu gördük
Elele verdik ısındık desen
Yolun açıktır
Gerçek sizlerle beraberdir
Görebilene, var olanı sayabilene
Doğuşta hikmet vardır
Oluşta himmet
Mevlâna’yım!..
Az diyene çok versen dağılır
Çok diyene az versen eğilir
YUNUS’um der ki;
Ne dağılandan
Ne eğilenden olalım
Her birimiz öbürü ile dolalım
Yeğdir bilene az aşı
Yoklukta bulur taşı
Taş ile öğütür
Vura vura eritir
|
Eriyen nedir? denilir
Kulun kum misali olması gerekir
Taş oldukta
Taşı kuma vurursan eritemezsin
Taşı taş ile erittiğinde
Kendini kum ettiğinde
Ceza dediğin sana sefadır
Kucağın dolu ise
Gönlünün yolu ise
Dumanı dağıt ki
Olacağın hali
Kuracağın yolu bilesin
Niyazımız çok olanla beraber
Az alanla beraber olmak olsun
Çok olan nedir?
Az alan kimdir? denilir
Çok olan;
Dağınık düzeni benimseyene dur diyen
Az alan çok olanın yargısına düşen
Yanılma yok
Düzeyde görülen
Yeniye yönelinen budur
Yudum yudum içelim
Her içelim diyenle paylaşalım
OMAR der ki;
Yediye el koyma
Altıda bol görme
Bir alanı hor görme
Gördü isen dengini bul
Dengin ile kal
Daha önce verdik
Kendini bulmak
Her hali bilmekle olur
Bilmeden bulamazsın
Bulmadan olamazsın
Olmadan sevemezsin
Ben sen değil,
Biz deyiniz
Bizde birliği bulunuz
Birlikte selamet vardır
Bir oldukta
Kainatta keramet vardır
Doğan ölene bakmaz
Ölenden gözyaşı akmaz
Suyun aktığı yerde
Kulun sözü gitmez
Eyledik diyene de ki;
Yerim serimde olsa
Sesim cümleye gelse
Bir olun diye bağırırım
Her kulunu çağırırım
Ne var ki bekleyiş
Günü güne ekleyiştir
Elbet beklenen gün doğacak
Her köprü
Birinden öbürüne bağlanacak
Aydın olsun, çabuk gelsin denilir
Daha önce verdik
Kainata ağ misali örülür
Dernek değil örnek gerektir
Soyunmayı elbet sona değil
Öne almak gerektir
Vazife verildi ise
Gereğe uyulduğu görüldüğündendir
Yanılma asla yok
(Resim verilir: YUNUS EMRE)
Selam ile geldi
YUNUS’um söze girdi;
Verdiği cümleye dedi
Yardan dedim
Yardan verdim
Can diye bağırdım
Canan diye sarıldım
Sanılmasın yoruldum
Ne eğri gördüm
Ne doğrudan şaşana uydum
Doğrudan şaşan kimdir? denilirse
Dumandan arınmayandır
Eğlen geldi isen
Öğren doğdu isen
Nimet ondadır
Aldığını bil
Gölgede dumanı sil
Güneşi o zaman göreceksin
Kar da olsan buz da olsan eriyeceksin
Kul kendini su bilirse
Kar buz hali donukluktur elbet
Ne var ki
Aslı yine de sudur
Onun için,
Güneşe dönelim eriyelim
Akar suya katılalım ki
Deryaya varalım
Cümlenize selam olsun
Gönüller aşk ile dolsun
Zengin fakiri bilsin
Fakir haline uysun
Neden nasıl demesin
Yelden selden sormasın
Güneş zengini de fakiri de ısıtır
Yeter ki dönmesini bilelim
Allah’ıma emanet olunuz
O’ndan cümleyi biliniz
Cümleyi O’nda görünüz
Güzellik odur
Allah’a ısmarladık
(Soru: Resim kimin?)
YUNUS’um geldi
Kendisini verdi
(Soru: Bana yazdırılan şarkının bestesi için yardım edilecek mi?)
Vermeyi yoldan dedik
El ele olsun
Yerinde dolsun
Olduğu gibi gelecek
Gül bülbül ile bilinir
Öyle sevilir
Gül halde
Bülbül dildedir
Şarkımız elele yoldadır YM
Oyulandan diyene de ki;
Denilendendir
Gönülden verilendendir
Sahip olanın dileği
Cümle ile bir oldukta
Yardım bizdendir
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |