NİSAN 1977


MEVLÂNA’yım ben!

Yüz göz gönülden olsa
Her kulu vereni bilse
Olanı olduğu yerde görse
Aydın denilen günde olunur
Huzur öyle bulunur
Cümlenize selam olsun
Her alan bilsin
Kainata kapısını açsın
Yerde toprağı
Dalda yaprağı görsün

Güzellik elele olanda
Cümleyi sevendedir
Gönül ile aldım
Güzel ile buldum dedi
YUNUS’um söze girdi:

Çam dalına diken deme
Acı dediğin aşı yeme
Sorduğun yerde durma
Yalan diyenle helva karma
YUNUS adına geldim
Adında sözünü bildim diyene
Üç sözüm var;

(?)Yanında olana
Darda olanı gördün
Eline güğüm verdin, unut onu
Serde olana uydun
Yumuşak yola girdin, dönme
Çağıranda duyandan olma
Duyan nedir? denilir
Yoluna uymayanı duyma
Yeniye yol açan
Yerinde sözü bilene de ki;
Duyan değilim
Dayandığım Yüce’dir
Söze söz katma
Yoruma geleni dağıtma
Aydına yol aldın
Karanlığı unutma
Elbet geçer karanlık

Niyetten alınan
Söz ile bağlanan
Günde yorulur
Gelen günde karılır
Gedik açılacak
Karanlık olanın yargısı
Nasıl açılır kaygusu? denilir
Karanlıkta olana de ki;
Meydan açılacak
Konu deşilecek
Gelen güne şaşılacak

NUMAN der ki;

(Soru: HACI BAYRAM VELİ mi?) Eyvallah
Yargıya NUMAN’ın
Olduğu yerde bakılacak
Kayguyu silelim
Hakk, Hak ile beraber olanındır bilelim
Sevgiye tekme gönlünü yıkmadır
Yuyan elinde
Hak gönlünde

(?) Yanında olana
NUMAN günün yorumuna
Yanımızda olanın sorgusu karışır
Gönlünde gelen giden çatışır
Ayır gelen gideni

YUNUS’um der ki;
Sözde özde bulalım
Dizde izde silelim
Dağdan aşan
Yoldan koşan
Seninle midir?
Elbet
Şüpheni silesin
Doğduğum gün dedikte
Dünyaya gözünü açtıkta
Gördüğün ne yoldur ne hal
Kainatı bildikte
Çirkini güzeli bir ettikte
Doğuşum odur derim
Güzel nedir? Çirkin kimdir?
Gelenin yorumu
Bağlamaz kolumu
Yuyan nedir bilirsin
Duman neden sorarsın?
Doğuşu bildi isen
Nasıl güzel çirkin ararsın?
Gerçeği bulalım
Hataları silelim
Hep güzeli görelim
Olaylara rağmen mi? dendi
Daha önce verdik
Denizin dalgaları
Güzel gelmese de
Özelliği vardır
Kendi kendini temizler
Olaylar budur
Dağdan taştan akıp gelen
Çöpünü de temizler
Kar denilir buz sanılır
Dağlar dahi öyle yıkanır
Denen zahmet olan rahmettir

Geleni gideni almazsam
Olanı biteni sormazsam
Olacağa gönül koymazsam
Yolumu nasıl bulurum? dersin
Elbet soracaksın
Ne var ki bal ile biberi karmayasın
Güzel mi? Çirkin mi? sormayasın
Her yaratılan güzeldir hatalı olsa bile
Huyun çirkini dendi
Öyle oldukta söze söz katmayız
Elde olanı dilemeyene atmayız
Almam dediğini satmayız
Öyle olduğu zaman
Huyun çirkinine dahi bakmayız

Düzelir dediğimiz yerde düzelen
Sadece Hakk’a yönelendir
Yönelmeyene
Ne söz gerekir ne koz
Allah’ıma havale edilir

Genişlik görülecek
Diliniz döndüğünce
Gönlünüz yettiğince söyleyiniz, seviniz
Yayılacak, dayanışma gerçek yüzünü gösterecek
 



Doyumsuzluk uyumsuzluktan gelir
Kumun olduğu yerde
Elbet kuma gömülür
Onun için birliğe uyalım
Kum misali dağılanı toplayalım

Görgü kimde? derseniz
Dolanda, bilende, sevendedir
Kuru ağaç yakılır
Kuru yaprak dökülür
Toprağı rahmeti yağdıkta ekilir
Bekleyiniz olacak
Güzel güç olanı yıkayacak
Güzel güç olanı nasıl yıkar? dendi
Güzel olan birliği bulandır
Birliği bulan cemiyete uyandır
Uydu ise sevendir
Seven güzeldir
Güzel çirkini yok eder
Gününü karanlık geçirir denilene de ki;
Gün doğacak
Saydığı gün gelecek
Gücünü aşmaz
Yanılıp şaşmaz
Yemediği aşa el uzatmaz
Olanı olmayanla aldatmaz
Elbet aşacak
Gelecek konuşacak

(?) Yanında olana
Selamım ona olsun
Senden iletilsin dedi
YUNUS’um selamladı

Benim gibi hür olsun
Adı gibi çağırsın
Aşkım diye bağırsın
Selameti merhamette bilsin
Hamuru öyle yoğrulmuştur

Çaydan aldım dize durdum
Suyun akışından bildim dediğin
Günde aldığındır
Yerden gökten gördüğündür
Sahipsiz kalan olmaz
Söze düşen bilmez
Söze düşen nedir? denildi
Sözün değeri
Gönül kırmayandadır
Gönül kırmayan olmaz diye yormayandadır
Sözümüz gideyim diyenedir

Dolu olanı gördüm
Boş olanı derdim dediğin
Günde uyduğundur
Söz ile veresin
Dumanı gönülden silesin
YUNUS’um elde dildedir bilesin
Kundak dumana yol vermez
Şüphe asla silmez
Şüpheyi silelim
Dumanı öylece dağıtalım


(Resim verildi: RABİA SULTAN)

Gedik açıldı dedik
Daha önce verdik
Yoğun çalışanın yargısı
Hak diyenin sorgusu gönlümüzdedir
Resim sorulur
RABİA HATUN

Güçlük geçilir
Engin denilir
Güzele dönülür
Yamalar yer bulur
Açık yerler kapanır
Çirkin denen örtülür
RABİA SULTAN denilir
Yavrunun yardımcısıdır
Yüzde açık görülen
Yavruya benzetilendir

Doyum uyumdur
Saz ile söz ile vereceğiz
Cümleye aşkımızı duyuracağız
Duysa duymasa uyacak
Uydukça doyacak
O zaman uyumsuzluk silinecek
Günün yorumuna gelendenim
RABİA

Esen yelden
Taştan selden kaçmayız
İten ile dürten ile düşmeyiz
Allah’ıma dayandık
Korkuyu bilmeyiz
Eyvallah diyelim
YUNUS adına gelene
YUNUS misali selam diyelim
YUNUS misali selam nedir? dendi
YUNUS’um dalda gördüğü kuşa
Çiçekte gördüğü kelebeğe
Arıya selam olsun der
Elini göğsüne koyar

Yeğdir solan yaprağı bilelim
Solan yaprakta dahi
Hakk’ın tecellisini görelim
Solan yaprağı bile
İncitmemeye çalışalım
Öyle oldukta
Birbirimize alışalım diyelim
Her gelene elimizi verelim
Elini vermese de sevelim
Sevmese de sevelim
Sevmeye mecbur edelim


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

 

18nisan1977

SOHBETLER

25nisan1977(2)