|
MEVLÂNA’yım ben!
Bak göreceğin her yana
Bak bulacağın her yere
Derin kuyu ses verir
Serin suda kendini bulur
Yerden göğe
Kim ne dilerse görür
Cümlenize selam olsun
Akan suda kendini bulsun
Derin kuyu ses verir denildi
Sesin oluşu soruldu
Yerden yere bakarsan
Seninle olanı görürsün
Yerden göğe bakarsan
O’ndan geleni bilirsin
Kuyuya ne dersen
Onu alırsın
Dediğinizi değil
Dediğini alalım
Aldığımızı kainata verelim
Aşkı süzülmez
Almayandan sezilmez
Güzelin bilindiği yerde
Geçici diye yanılmaz
Düz duvara ayak atmam
Yeşil çayıra odun katmam
Düzene uydum
Çürük satmam dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Kaşığın elde kaldı
Yerini bilsen söze ne gerek?
Uyduğun yerde duyarsan
Kundak misali açarsın
Geleceğe uymak
Pazarlığa düşmektir
Gün anında yaşanır dedi
YUNUS’um yürüdü
Satın aldım elmayı
Dosta sordum kalmayı
Geldin kalasın
Oldun bilesin
Gelmediğim deme
Uymaza uyma
Altın tartıya
Sirke tortuya
Kendir çiçeğe vermez
Değirmene koysan çekmez
Ne var ki
Yersen mideye çökmez
Eler dokur
Gölgeye çekilenin
Toprağa çakıldığı söylenmesin
Güneş onu bulur
Her yaprak güne göre
Güneşten nasip alır
En üstte olan yapraklar
Her an güneşten nasip alır
Dağ yeri görür
Yer de dağdan nasip alır
Ayrıyı Allah’ım değil
Kullar görür
Yerini aldığı ile ölçer
Olumu bildiğimiz kadar
Anlatırız denilir
Asmayı dikerken
Salkımını bilemezsin
Almayı diledik
Gelmeye niyet kurduk
Nasibin önünde durduk
Aştığım yerde
Kendime düzen aradım
Kumdan taneyi gördüm
Saysam sayamam
Dursam göremem dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Lafı lafa bağlayan
Günü günden bekleyen
Yersiz kayguya düşer
Olana günde şaşar
Koruk rengi bulacak
Gönül aşk ile dolacak
Her arayan görecek
Dilediği yerde kalacak
Saymaya niyet kursan
Her yaprağa damla versen
Alacağım sende desen
Dağılana el verirdin
Çember dileyen olmaz
Dileyene hayır demez
Dostluk çemberi elbet
Geldim sevgi bağına
Döndüm aşkın ağına
Öğüt veren aradım
Her kapıyı zorladım
Kara bulut dediler
Rahmet diye gözledim
Sazı aldım elime
Ses verdim kalemime
Söz geçirdim gönlüme
Dedim; Yalan yaraşmaz
|
Dedim; Haram gelişmez
Dedim; Seven sürtüşmez
Dedi; Uyduğu gibi
Kara bulut denilen
Nefis ile yenilendir
Yediğin ile boğulursun
Her hale eğilirsin
Dost zahmete rahmet der
Her kulu pişmemiş aş yer
Yerini bulunca
Ocakta olunca
Elbet aşını pişirir
Bilmediğini aşırır
Meyhane derman ister
Sakiye ferman göster
Aldığım yeter dersen
Gönülden dileyene sor
Sevgini eleyene sor
Geçici olandan
Kendini ayır
Kaymayı dileyen
Buza yönelir
Yanmayı dileyen
Güneşe yönelir
Saydığın her halde
Kulun niyeti görülür dedi
KAYGUSUZ yürüdü
(Soru: Her yer
arayanın dilediği, mertebe midir?)
Eyvallah
Dünyaya bağladığın
Dünyada eylediğin senindir
Hak dersen yolundur
Varmayı dilersen halindir
Gidelim dediğin
Varmayı dilediğin sonundur
Elbet dünyada manada doğuşundur
Doğuş değişmez
Sanılmasın gelişmez
Varsam O’na
Birsem bana
Birim varım
Dünya ve ahiretin özüdür
Dünyada birim
Ahirette varım
Almayan alacağı günü bekler
Varlığına dileneni ekler
Oyuna top gerek diyene de ki;
Sözümüz yerindedir
Top elden ele dolaşır
Oynayanlar halleşir
Suyun şerbete katıldığı da
Çamur ile karıldığı da olur
Gene de su
Değerini kaybetmez
Ateşe atsan yanmaz
Öyle oldukta cehenneme
Ateş denmez
Suyun dili olsa
Denize ve bataklığa sorulsa
Elbet deniz mutluluğunu söylerdi
Suyun cenneti cehennemi odur
(Soru: Batıni
anlamda mı dedeciğim?)
Eyvallah
Göz gözden alır
Göz gözden bulur
Göz söze verir
Almayı dilediğimiz her meyveyi
Bilsen bilmesen bulur
Gören göze nasip aldık
Güzeli cümlenizin gözünde bulduk
Allah’ım razı olsun dedik
Yemen’den gelen selamı ilettik
Hz.ALİ dedi ki;
Görgü perdesine niyaz edenler
Her kulunu bir bilip
Elinden tutanlar
Gönülden kara bulutu
Rahmet diye ananlar
Cami diye gönüllere dalanlar
Kayguyu siliniz
Ahlak yerindedir biliniz
Biliniz ki aydın güne açıktır
Biliniz ki dört yönde verilen
Dilendiği halde görülen
Düzene meydan verildi
Her gelen sofra kuruldu
Soframız açıktır cümleye denildi
Gelenden gelmeyenden
Rızası istendi
Allah’ıma emanet olsunlar
Selamımı alsınlar
Yemen kapısı
Birliktir yapısı
Kapısına varalım
Yapısında olalım
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
|