30 MAYIS 1980


Soru 1: Tövbe müessesesi hakkında izin varsa açıklamada bulunur musunuz?
Soru 2: Göreve talip olma konusunda bizi aydınlatır mısınız?
Görevin kapsamı hakkında açıklayıcı bilgi verir misiniz?


MEVLÂNA’yım ben!

Geniş yerde dar dersen
Güzel güne zor dersen
Kendini yokla diyene sözümüz
Her kulunda gözümüz
Darlığa düşmeden gel
Varlığı deşmeden bul
Kendini bil de ol
Olmak için ne darlık
Ne genişlik gereklidir
Cümlenize selam olsun
Her yerden alan gelsin
Her zerreyi bilen uysun

Damla damla değil
Akaraktan geldik
Elinizi tutaraktan verdik
Ne bildiğini sorduk
Ne bilmediğini yerdik
Allah dedik
Hak sofrasını kurduk
Konuk yerden gökten beklenir
Saymayı bilen
Sevgisine sevgi eklenir

Derin suya ayak atma
Sorumlu başkasını tutma
Aldığın her damla su O’ndandır
Bekleyen değil
Ekleyen olasın
Ektiğin ağacın
Meyvesini alasın


(Soru: Bir kimseye mi hitap var?)
Cümleye

Akaraktan verdiğimiz su
Asla yıkaraktan gitmez
Bendi öyle geniştir ki
Sağı solu yıkmaz

Aynayı verdiğimiz gün
Kendinize döndüğünüz gün oldu
Elbet görev gerçek yerini buldu
Kendini görevli sayan her kul
Hak adına söyleşmiştir
Dost derdini paylaşmıştır
Yuvada olan her kul
Kayıtsız görevlidir


(Soru: Ayrım olmadan değil mi?)
Görevi elbet cümleyedir
Kendine de

Alacağız vereceğiz
Hep birlik olacağız diyelim
Asla şüpheye düşmeyelim
Hatayı bilen de bilmeyen de yapar
Yerini bulan da bulmayan da yapar
Kim ki gönülden tövbe eder
Elbet sevabına sevap katar
Hatadan uzak kalsak
Daha iyi değil mi? dendi
Pişmiş aş çiğden meyve yendi
Yerden geleni aldık
Kimini güzel
Kimini çirkin dedik
Suyun tatlısını acısını ayırdık
Her halden her hatadan
Affını dileyelim
Diyelim ki;
Yaratan bilir
Yaratılan affetsin
Çünkü hatamız yaratılanadır
Yaratana değil

Göz göze söz edemez
Söz söze bağlanamaz
Öyle olunca bilinen
Birbirine eklenemez
Her zerre mademki varedilendir
Bilgide birbirine eklenendir
Demek ki zerreden dahi alacaklıyız
Zerreye dahi borçluyuz
Veremezsek af dileyelim
 



Afta bağlantı vardır
Anında birbirine bağlar
Şüpheniz olmasın
Dal kırılsa bağlarsın
Meyveyi beğenmezsen aşılarsın
Bilmek güzeli bulmaktır
Kainatta dolmaktır


Göçte kaybolmazsın kalbolursun
Her zerrede dünyada iken verdiğini bulursun
İşte o zerreler sana hizmettedir
İyiyi götürün dediğimiz odur

Her iyilik zerreler halinde kainata yayılır
Göç anında gelir seni bulur


(Soru: Efendim bu zerreler maddi midir?)

Var olan her şey manadır
El an hayır ile anılan
Evliya diye söylenen her yaratılan
Zerrelerden oluşan bilgilerini yaydıkları gibi
Göçte toplarlar ve her gün anılırlar
Güzeli bulun güzeli verin dediğimiz hep odur
Odur ki sizi bulur ve dilenen yere yükseltir
Gelen giden nerdendir?
Alan veren kimdendir? 
Dert demeyelim
Dağılan diye söz etmeyelim

Allah bilir özünü
Kulu alır sözünü
Nurdan dedim gözünü
Geldim buldum Elhamdülillah
Seven ile oldum Elhamdülillah dedi
YUNUS’um Sözü aldı:

Aştık aşamadık dersiniz
Sanki ham meyve yersiniz
Geçelim bu havayı
Kuralım aşı sofrayı
Bilelim attık safrayı
Yoğun çalışma dediğimiz günde
Oluşan düzeni buldunuz
Allah’ım razı olsun
Yoğurt yapana
Süt gerekir denilir
Elele verince
Güğüme süt girince
Yoğurt olur
Sofraya ayran gelir
Aymayı bildi isek
Neden durulmayız? diyene sözüm;
Akan suyun durulmasın
Kırık dala kimse sarılmasın
Bilsen bilmesen sözüne
Kimse darılmasın
Elbet ocak yanacak
Aş kazanı kaynayacak
Durursa ateşi sönendendir dedi
YUNUS’um selamladı

Ne ağacın gölgesi
Ne denizin dalgası
Elele verenin
Halkasını silemez
Kimseyi bölemez
Aldık verdik
Zerrelerde birliği bulduk
Cümlenizi selamladık

Dayanmak güzeldir Hak’tan gelene
Şifam nedir? diye sorana
Yoğurt yesin
Nanenin suyunu içsin


GANİ’den selam getirdik
Saymayı birlikte diledik dedi
Yumurtanın akını sürsün diye söyledi
Allah’ım cümlenizden razı olsun



Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

23mayıs1980

SOHBETLER

06haziran1980