08 ARALIK 1983

 

MEVLÂNA’yım ben!

Karar versem gelmeye
Yerimi sizlere vermeye
Ne gönlümü eylerdim
Ne sizlerle günümü peylerdim
Hak adına geldim söze
Selam olsun cümlenize


GANİ’den gelen selama
Yorumsuz katıldık
Her söz ile güzelliğe atıldık, dedi
YUNUS’um söze geldi:

Toprağa eğildim
Gülden sayıldım
Yaprağa yöneldim
Daldan sayıldım
Karıncayı denedim
Yerden göğe güzellikte kaldım
Günümü, yerimi bilenden sordum
Az alan mı bilir, çok veren mi görür?
Yolunu soran bulur dediler
Aşıma tuz kattılar


Dalda kuşlar olursa
Kuşlar yolu bulursa
Somunumuzdan alırsa
Elbet yoldan geleni bilir
Her hal ile
Gönlünde güzeli bulur dedi
YUNUS’um SOMUNCU’nun selamını iletti


Sergiye koydum sazı
Gönülde buldum hazzı
Aşına verdim tuzu dedi
SOMUNCU elden geleni
Sofranda olana ekledi
Selamını bekledi


Yoğurt yersen açacak
Darlığı silersen geçecek
Meyve oldu düşecek
Eline al ki, yerini bulsun
Kendinde olana dönsün dedi
SOMUNCU selamladı


Bakır tepsi sayılır
Elma alsan soyulur
Aşı yersen doyulur
Sohbette Hakk'ın emrine uyulur dedi
HACI BAYRAM söze geldi:


Baktım yolun düzüne
Resulünün sözüne
Oturdum FATIMA’nın dizine
El büktüm diz çöktüm
Elalem demedim
Çemberi bildim
Öylece halimde emrine uydum
Gönlümden gelen sesi duydum
Allah'ım razı olsun
Dirlikte olan her kuluna
Resulünün niyazı gelsin dedi
HACI BAYRAM selamladı


Yolumuz dost yoludur
Halimiz kulluk dedi
HAMZA DOST selam ile geldi:


Dirlikte olmayana
Resulünün niyazı olmaz mı? denilir
Resulünün niyazı her kulunadır
Dirlikte olan duyar
Duyan uyar
Şarkı söyleyeni dinlersen duyarsın
Gürültü edersen duyabilir misin?
Güzelliğini bulabilir misin?


Gölgede olana de ki;
Sözden geleni atalım
Özden geleni tutalım
Ne derse desin
Sevgimizi katalım
Sevgi;
Hakk'ın birliğindendir
Yaratılmış her zerrenin bilgisindendir


Ne cennette gözüm
Ne cehennemde sözüm
Bağlıdır Hakk'a özüm dedi
HAMZA DOST; düzenin güzelini bulana
Gönül bahçesine bütün çiçekleri dikene
Selamını iletti


Dağlar söze karışmazsa
Kulu kara alışmazsa
Toprakta ne bulacak
Buğdayı ne ile alacak? dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:


Dağdan dağa seslendim
Günden geceye beslendim
Beslendikçe güçlendim
Gücümü Rabbimden bildim
O ye derse yiyeceğim
O verirse yiyeceğim
Sürüyü saldı ise güdeceğim dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Suya daldım derinde
Hava dedim serinde
Yolu aşıp gideceğim
Yerden alıp vereceğim
Temel attım binamı kuracağım dedi
KAYGUSUZ selam ile söze geldi:


Sular derin, gidemezsin dediler
Tahta buldum, salı kurdum
Sahilden sahile vardım
Niyet ile Hakk'ın dediğini bildim
O’na güvendi isem
Ne suyun derininden
Ne havanın serininden asla korkmam
Hakk sofrasını buldum
Allah’ımın izni ile kalkmam dedi
KAYGUSUZ selamladı

Üç kapıyı gösterdiler
Birinde yorum
Birinde sorun
Öbüründe kurum var dediler
Dördüncü kapıyı kapalı tuttular
Ne yoruma, ne soruna, ne kuruma
Gönül vermedim
Gerçekten uzak kalmadım dedim
Sohbetin öğrettiği
Gerçeğin kapısını açınız diye
Niyaza durdum dedi
YAHYA EFENDİ selam ile geldi:
 



Yapraktan alan bilir
Gerçeği dileyen bulur denildi
Gerçeğin kapısı anda açıldı
Allah'ım dedim şükre durdum
Seni senden aradım
Seni senin kapında buldum
Başka kapıda arasa idim
Çok kapılar gezerdim
Çok karınca ezerdim

Her zerremiz er geç
Gerçeği bulacaktır
Hakk sevgisi ile dolacaktır
Çünkü; Tanrı’nın muradı böyledir
Ne var ki;
Çok kapı gezmeyelim
Çok karınca ezmeyelim dedi
YAHYA EFENDİ selamladı


Fistanım yamalıdır
Dizlerim yaralıdır
Gelmeyi diledim de
Dileyen buralıdır dedi
RABİA HATUN selam ile söze geldi:

Tatlı aşı yiyelim
Yumuşak başı sevelim
Yuyan ile birlik olduk
Bardağa su misali dolduk
Çağrıya uyduk
MERYEM ile sohbete geldik
Dost sohbeti dost kapısında olur
Her kulunda verildiği hali bulur dedi
RABİA HATUN, MERYEM ile selamladı


Gönül dostu erenlerden
Hakk’ın postu soranlardan bilinir...

Soğuktan sıcaktan beklediğini
Yetenden yetmeyene eklediğini sorsalar
Diyesin ki;
Her lokmanın bir nasiplisi vardır
Bilmezsen zordur
Bilirsen kardır
Açtığın her sandık gençliğin sesi ise
Kapattığın her sandık bilginin özü ise
Her gün arayana açasın
Soran ile paylaşasın dedi
FATIMA, MEVLÂNA ile selamını iletti


Yumağım düğümlü ise
Vardığım kuyu güğümlü ise
Düğümü çözeceğim
Suyumu içeceğim
Her arayana aynayı tutacağım dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:


Attan indim
Yumağın düğümünü sordum
Dediler ki;
Ağaç altına oturasın
Şarkını tutturasın
Sütünü aldı isen
Mayanı kattırasın
Düğümünü çözersin
Gideceğin yolu çizersin
Ağaç altı güvenlidir
Arı dersen kovanlıdır dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Her yerden, her gönülden
Allah’ımın adı anılır
Anılırsa yanına gelir sanılır
Ansan da anmasan da yanındadır
Nerdedir? dersen, zannındadır
Gönülden aldı isek,
Biliniz ki ordadır dedi
HACI BEKTAŞ söze geldi:

Deryaya her adımını atan
Yolunu Hakk’a katandır
Olumsuz gelen çizilsin
Sohbette her alan
Bilgisinde çözülsün
Benden sana,
Senden ona bağlanacak
Her alanın bilgisi
Birbirine katlanacak dedi
HACI BEKTAŞ her birinize
Varlığın özünü bulabileceğinizi müjdeledi
Sağda duran meleğin
Soldan veren melekten ayrısı yoktur
Genişliğe yer verirsen
Kulun Rabbi ile birlikten
Asla geçmediği bilinir dedi, selamladı

YESEVİ’ye söz verdik:
Soğuktan aldığı kadar
Çevresine gelecek
Kendinde oluşanı bulacak
Seyre geldim
Seyre daldım
Seymen ile sofrayı kurdum, diyene
Değil, yerden diz alana
Okudum yazamadım
Günün gecesine
Asla bakamadım
Dost kapısında durup
Dosta söz etmedim der
Gölgesine güler
Seyre geldi isen
Seferi sordu isen
Eyvallah diyeceğiz
Her gelene güleceğiz dedi
YESEVİ selamladı

Bakmadım dar gelene
Yıkmadım söz diyeni
Çekmedim güzel düzeni dedi
MERKEZ’im yol üstünde duran
Her kuluna selamını iletti

Geldiğimiz seferde
Bulduğumuz seherdedir
Dostluk selamı verdik
Her güzel gönüllerdedir


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah


 

02aralık1983

SOHBETLER

11aralık1983