|
MEVLÂNA’yım ben!
Kuşların uçuşuna
Kulların geçişine
Selam olsun dedik
Her zerre ile selamlaştık
Seyre daldım güzeli
Doyumda buldum ezeli
Huyum ile gideceğim
Suyum ile bulacağım dedi
YUNUS’um söze geldi:
Kafes var ise sende
Niyazın olsun her zerrende
Doğuşa öyle gelirsin
Kendini özde bulursun
Kaynak sana bana gelir
Cümleye verir
Cümle de, dağılanı noktada bilir
Ne nokta bitirir ne cümle dedi
YUNUS’um selamladı
Her tende dost selamı görülür
Her bilenle dost sofrası kurulur
Sahibiyim dediğim bedenimde
Söz gerçeği buldurur
Saydığım gönüller
Elbet bilirler
Dağda gezen sürüler
Dilediklerini bulurlar
Gönül ile tasdik ettiğimiz varlık
Her zerremiz ile tespih edilirse,
Tasdiki geçerlidir
Kem söz demedik
Kimsenin aşını izinsiz yemedik
Her kulun sırdaşını
Sayfada inkar etmedik
Öyle ise bilgimizde
Yaratanıın varlığını tespih ettik dedi
YAHYA EFENDİ söze geldi:
Bayram, günü
değerlendirenedir
Bayram, günü gönlü ile renklendirenedir
Yönümüz nerde ise
Gönlümüzde ordadır dedi
YAHYA EFENDİ selamladı.
(Soru: Türbesi İstanbul’da olan YAHYA EFENDİ mi?)
Eyvallah
Kendini bağışladı
isen
Bağışlayana iman et
Gönlünü kırdı isen
Gönülden dostuna kırıldı isen
Geçersiz olan her olay gibi, silici ol
Gönül kırılırsa tamir olmaz denilmesin
Gönül öyle yaratılmıştır ki
Kırgınlığı sildiğin an beslenir
En güzel çiçek ile süslenir
Allah’ım affedicidir
Sen de halinde Resulüne uy
Resulüne dedi ise duy
Üç gün kırgın kaldı isen dostuna
Oturma Resulünün postuna
Serçeye göz attı isek
Karıncadan ibret aldı isek
Eş ile sözleşmede kaldı isek
Darlığa beraberce katılalım
Bolluğa beraberce atılalım
Uymaz denildiği günde
Allah'ıma havale edelim
Kamerde dost yüzü
gören
Cümleye dost sözü veren
Gönlünü sevgi ile doldursun
Her gün halini
Hakk’a yönelip bildirsin
Desin ki:
Ben sen dedim oyalandım
Resim dedim boyalandım
Olaylara baktım kaygulandım
Men dil ile derdest oldum
Ya Rabbim
Beni seni silmeme yardımcım olasın
Güzelin gerçeğini buldurasın
Gözümü cümleye
Hakk diye baktırasın
Yerden göğe kaygumu silmeme
Yardımcı gönderesin
Öylece emrine uymuş oluruz
Her zerremiz ile
Varlığını duymuş oluruz |
Bağladım dizimi,
Bekledim sözünü dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:
Atılacak her
adımda
Birlikten söz ederiz
Sonra alır taşı toprağı
Birbirine katarız
Çiçeği kökü ile alır
Dalını bir kenara atarız
Böceğe gereksiz diye bakarız
Çözen çözülen nedir?
Gelen, görülen kimdir?
Konuk isek kime geldik
Kimde kaldık?
Kimi nerde bulduk?
Aşmayı dilediğiniz
Gerçek diye bellediğiniz her yüzde
Resim görürsünüz dedi
BEHLÜL’üm göz ile gönülü
Birlemenizi diledi, selamladı
(Soru: 'Eş'
denilen şey, karı kocalık hali midir?)
Eyvallah
Önce dost, sonra eş
Eş ile sırdaşlık gerçeği vardır
Öyle ise;
Dostlukta posta talip isen
Yerini dost yanında alırsın
Post, Resulünün postudur
Senin benim değil
Dağılana seyre mi
gidelim? denilmesin
Komşudan asla geçilmesin
Dost düşman diye seçilmesin
Ayağınız gittiği yere değil
Gönlünüzün güttüğü yöne gidiniz
O yön sizi Resulüne götürür
Sedayı aldığınız an
Dayanmayı bildiğiniz gün
Sizlerle olacak
Sizleri merkezde bulacak
Merkez neresidir? denilir
Meydan, Kâbe diye bilinir
(Soru: Seda; Sur
mudur, Sur’un üflenmesi midir?)
Yumuşak olmayı
bilenlerin yeridir, Meydan
Makam denilirse, Yemen diye anılır
Alışılmış gelişe
Buluşulmuş gidişe
Elden ele ulaşılmış
Dilden dile söyleşilmiş
Meydana gelenlerle
Sedayı duyanlarla olacağız
(Soru: Üsteki sorunun
yanıtı her halde?)
Eyvallah
Ya Rabbi diyelim
Her günün gecesinde niyaz edelim
Benim ile cümleyi birle
Gönlümde aşkın ile gürle
Sen ki yarattığın ilesin
Sen ki, ne olursam olayım affedicisin
Sığındığım gücünde cümleyi buluştur
Korkuyu verenleri sen korkudan uzak tut
Tut ki, sevgini bilebilsinler
Benim sevgimde seni görsünler
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
(H.P nin Ulusunun kim olduğunu sorulur)
BEHLÜL’üm verdi, söz ile geldi
Meydan senin ise
Sen O’nunsun
Meydan O’nun ise
Sen O’ndansın
Meydana gelişi, bilmek veya bilmemektir
Kul meydana geldiğini biliyor ise
O’nunum der
Bilmiyor ise, O’ndandır
Verenin aldığı nedir?
Verenin aldığı, sana verdiğidir
Verdiği nedir?
Senin ruhun
O ruhu, verdiği gibi teslim et ki, yerine varsın
O’nunum!’ diyebilmek için
O’ndan geleni harcama
(22 şubat 1972 tarihli sohbetten)
|