03 KASIM 1983
|
Dağlara dur diyemem Meyveyi olmadan yiyemem Yerden göğe hoşnut olduk Kimseye kal diyemem Cümlenize selam olsun Yollar gidene açık kalsın Yer yerden üstün değildir Kul yoldan bıkkın değildir dedi YUNUS’um söze geldi: Sular gelir düzen ile Günler yürür yazan ile Yol bilinir sezen ile Geldik durduk bağına Yüce dedik dağına Eğildik suyu aldık Ne yoldan kaldık Ne de güzeli sildik Dar geldi dediğine Kaderine küstüğüne Kim oyun vardır dedi Kim fistan dardır dedi Odun alsan eline Adın yazsan diline Gelecek nedir? diye sorma diyeceğim Yazılanı bileceksin Günü geldiğinde dilesen Dilemesen okuyacaksın Çünkü ömrün ile dokuyacaksın Dayandığın güçten elini çekme Eteğindeki taşı Kimsenin önüne dökme Doğuştan aldığına değil Ömründe kaldığına men edilen ile Kendini kavurduğuna inanma Aldığın verdiğin Kaderinde gördüğündür Geçti Allah’ım diyesin Yapında oluşanı Aklın ile silesin Asla doğuş ile değildir Dağlarda dolaşayım Kuşlar ile halleşeyim Yollarda seven ile buluşayım dersin Seven de sevilen de Allah’ımdır Dost kapısı açıktır sorma gir Gönlüne dostun tahtını kur Bahtına güzel diye gül Çevreni değil Kendin ile yarattığın dünyayı Her selam veren ile paylaş Yerden göğe sevinecek Sevindiğin halde sevileceksin dedi YUNUS’um selamladı Perdeyi açan görür Sohbette olanı bilir Ne kara çirkindir Ne ak güzeldir Her ikisi birbirinden ezeldir Vardır, var ise güzeldir Duman göze gelirse Çirkindir denilir Duman olmazsa ateş nasıl yakılır? Kulun görevi Dumana baca yapmaktır Ateşe dumansız bakmaktır Yoğurt aldım yüküme Dedim ağaç köküne; Fidan idin büyüdün Meyven ile üredin Günü geldi kurudun Yüküme yoğurt aldım Sözünde güne geldim dedi PİR SULTAN ABDAL söze geldi: Ne altın tasa baktım Ne ocakta taşı kırdım Dost diyene aşı verdim Halden aldım Senden sordum Yediğine mi, giydiğine mi tasadasın? Yapına gelmeyene mi yasadasın? Yasayı her kul için bildim Uyumsuz gelmesin diye Tasayı benliğimden sildim Kulu isem bağdayım Kulluğumu bildi isem yoldayım Bir bilenden sordu isem haldeyim dedi PİR SULTAN ABDAL selamladı Yolu aldım kuyu başına vardım İpi gerdim çamaşırı serdim Dedim ki; Suyu buldum alacağım Emeğimi bileceğim Veren ile varana Gönülden katılacağım Sayarak geldiğin yerde Kendinden kendine Sorguya düşesin Aldığın cevaba Kendin de şaşasın Dayanmayı bildiğin günden Uyanmayı denedi Kapalı her kapıda yoruma daldı Her adım Allah’ımın iznindendir Bilene uyarsan Kaderin izindedir Durak yoktur gidene Sürü alıp güdene Aldığı emanete Emeğinden katana Aldık sürüyü Bildik sarıyı SARI ANA söze geldi Selam dedi dize geldi Her renk ile bağlandı Soru ile beklendi Verdiği her öğütte Birbirine eklendi Ne güzelmiş bilenler Benliğini silenlerle Beraber olmak dedi Cümlenizi selamladı Aldığım yün örülecek Bildiğim gün görülecek Elden ele sarılacak Hakk sohbeti kurulacak Çerçeve açılmadı Şüpheden asla geçilmedi Sen ben diye seçilmedi YUNUS’a yol sorsalar Yolun dışına çıkılmadı dedi HACI BAYRAM söze geldi: Baktığım ocak bulunacak Odun geldi yakılacak Çevresini dolandık Cümlemiz etrafında ısınacak dedi HACI BAYRAM niyazını Yuvadan cümlenize iletti Bağlara girelim mi? Üzümleri derelim mi? Hizmet dilenir Sergiyi kuralım mı? Dost sofrası açılır Bir bir gelenler seçilir Hay dedik girdik söze Yapıda durduk uyduk öze Ne çağıran yanıldı Ne olumsuz anıldı Beklenen günden Birbirine eklenen andan Ayrı kalmadık dedi MERYEM cümlenizi kutladı Mavi rengi severim Yeşil renge gülerim Her birine uyarım Ne deseler duyarım dedi, selamladı Bakacağız düz yola Kul düşünde iz bula HAMZA DOSTA der söz ola Bağladık sözümüzü Çevirdik dizimizi Dedik; Allah’ım gözümüzü ayırma güzelden Doğruya uyduk geldik Sesini duyduk geldik Gerçeği bulduk geldik Sözümüz sevenlere Kendini bilenlere Rahmet Hakk’tan diyenlere dedi HAMZA DOST selamladı |
|