18 KASIM 1983

 
MEVLÂNA’yım ben!



Yüzleriniz hep O’na
Gönüllerde dolana
Geldik cümlenize selam dedik
Yolun gidişine ayak koyduk
Gelsin gitsin selamlar
Uysun cümle kelamlar

Yerden aldığım taşı
Göğe diktiğim başı
Gerçekten ayırmadım dedi
YUNUS’um söze geldi:

Baktım aynaya
Dedim yaprak oynaya
Ne döndüm
Ne gerçekten ayrıldım
Pişti aşım
Selamette başım
Olmadı kucağımda taşım
Gel seninle söyleşelim
Gel gönülle halleşelim
Sevgide cümlemiz birleşelim dedim
Cümlenizin gönüllerinde
Yanan odu gördüm
Gayrıya seslenelim
Uymayana hislenelim
Her kulunun
Sevgisinde beslenelim dedi
YUNUS’um selamladı

Düzeni kuralım
Kabuğu kıralım dersiniz
Gölgeye yer vermekten korkarsınız
Eyvallah diyelim
Sözümüzü vazifeliyim diyenlerle
Talip olanlara bağlayalım
Başım ağrıdı diyenin
Saçını tarayalım
İz bulamadım diyene
Söz arayalım

Mevlâna’yım!

Yolun gerçeğinde buluştuk
ALİ ile söyleştik
Dedi ki;
Onbir görevliden
Allah’ım razı olsun
Yol alan her biri
Kendinde olanı bilsin
Desin ki;
Katılanlar katılmayandan
Sorumlu değildir
Gelse gelmese
Bilgisinde zorunlu değildir

Üç görevliye katacağız
Adımı öyle atacağız
Olumsuzluk değil
Gemiye katlanmayı bilenlerle
Hizmete yeniyi katacağız dedi
ALİ selamını cümlenize iletti


(Soru: Yeniyi katacağız dediğiniz Z.İ. mudur? )
Eyvallah

Aynaya bakanlarla
Tepsiye balı dökenlerden
Gerektiğinde göreve getiririz
Kapalı olmaktan değil
Görevinin devrini bitirmekten
Yediye yer veren
Sekizi yolda gören
Altıncı görevliye gerçeği açar mı?
Onuncu görevli gerçekten kaçar mı?
Elbet değişmez
Ne var ki
Destide kalan su gelişmez

Yaprak yaprak okuduk
Cümleniz ile dokuduk
Dağlara söz verdik
Ovalara yayı gerdik
Her sofrada mana aşı getirdik
Sözü sizler ile bitirdik
Yorumda hataya düşmeyelim


(Soru: Bir tebliğinizde yorumda yerden göğe kadar
cesur olun demiştiniz?)


Manadan gelen sözü değil
Günün düzenindeki yorum
Dağılanın toplandığı
Birbirine eklendiği günde
Onbir görevliye
Üç görevli katacağız
Üçünü çekeceğiz
Yolun uzağında olandan

Allah’ım razı olsun
Bildiği gerçeği
Bildiği çevrede dağıttı
Görevini devretti

Ayrandan aldım bardak
Dedim; Ne güzel çardak
Yoğurt yapan ellere
Sözü veren dillere
Dostluk selamını verdim
ALİ ile sohbete geldim dedi
HAMZA DOST selam ile geldi:

Ne güzel güller
Ne olumlu haller diyeceğiz
MEVLANA’yı gönül dostları ile birleyeceğiz


(Soru: MEVLANA’dan kasıt nedir?)
MEVLANA CELALEDDİN

Sen bana
Ben sana
Dostluk selamı versek
Her kulu gönül dostu diye sevsek
Ne olursa olsun övsek
Elbet kaybımız olmaz
Göreviniz kalmaz dedi
HAMZA DOST gönül yoldaşlarına
Selamını iletti


(Soru: Burada ölmekten maksat göç müdür?)

Ölmekten sözümüz olmaz
Sevgimiz asla kalmaz
Gönülden sarar sarar
Her birine ayrı sorar
Kabımız dolasıya
Cümleniz bilesiye kadar
GARİB’in ölesiye dek
Sözümüz geçerlidir
 



Yolumuz çiçekli desem
Yerden göğe
Gerçeği vermiş olurum dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

Bir havuz gördüm de
Çevresinde döndüm de
Güzelliğe erenden
Derya nerde diyenden
Sözümü esirgedim
Gerçeği yadırgadım
Gölgeyi sildiğimde
Deryayı gördüğümde
Bilginin hudutsuzluğunu belledim

Bilge olmak er işi
Bunu bilmez her kişi
Değildir dünya koşu
Yel eser sel basar
Kulu gam ile şaşar
Yoruma versem yeter
Soruyu sorsam biter
Ne yerdim
Ne bilgisizliğimi serdim
Ne de olanı olmayacağı sordum
Bilgeliğe dönüştükte
Aşkı ile yanıştıkta dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Korkuya düşenden
Yargıya koşandan
Yolumu çevirdim
Kuruyan ağacı devirdim
Cümleye adım ile yol verdim
KAYGUSUZ diye sohbete geldim:

Er adımına uydum
Serde adını duydum
Cümle kaygumu sildim
Ne gelirse eyvallah dedim
Ne verirse şükre durdum
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Her bilen bilgisinde yerini bulsun
Yerden göğe sözümüz var dedi
KAYGUSUZ selamladı

Alışacağız buluşacağız
Her dileyenle paylaşacağız
Geldi isek
Seyrini tamamlayan
Her varlık gibi şaşmayacak
Güzelden kaçmayacağız
Seyrini tamamlayan nedir? denildi
Her kulu yücenin
Tayin ettiği görevle gelir
Görevi belli bir seyirdedir
Birinci görevlimiz
Yerini her sohbette alsın
Kendinden bildiğince versin
Yardımına çağırdığına
Kayıt dilediğinden ayrılmadı
Gelsin görsün uysun
Ne verildi ise duysun
Sofraya bardağını koysun
Birinci görevli bardağı doldursun
Yardımcısı sunsun
Kement attığına yer verdik
Üç görevliye sır dedik
Gelende vereceğiz
Binbir güzeli göreceğiz

Geldim sözün düzüne
Rabbim dedim yazına
Cümlenizin sözüne saz aldım
Dağlardan ses verdim dedi
YUNUS’um yeniden söze geldi:

Altın siniye koyduk
Soframızda sohbete doyduk
Her gelen ile uyduk
Nefsimizi soyduk
Bir bir dedik saydık
Can ile canana bir göz ile baktık
Olumsuza kalem çektik dedi
YUNUS’um selamladı

Beklediğimiz oluşur
Cümleniz hep buluşur
Sohbetlerde kalışır
Yoruma nerde girişir?
Döne döne okuyalım
Bile bile dokuyalım
Her geleni vazifeli sayalım
Çağrıya gerek yok
Ayrıda asla değil
Hak görevine
Allah rızası için sen de eğil

ALİ aldı gürledi
ÖMER aldı terledi
OSMAN aldı parladı
EBUBEKİR zorladı
HASAN ile HÜSEYİN aşk ile katıldı
Canı ile atıldı

Konuya her giren
Aslını her bulan
Allah rızası için görevini bilsin
Kendini var edilmiş olmanın
Mutluluğunda görsün
Desin ki;
Alacağım
Aldığım kadar vereceğim
Söz etseler duracağım


(Soru: Var edilmiş olmak bedenlenmiş olmak mıdır?)

Olumsuza soracağım
Kendini dinledin mi?
Dünyaya geldiğinin
Sebebini buldun mu?
Yiyip içmeye
Giyip seçmeye değil
Her zerrede
Yaratılmışlığın sırrına ermektir
Yaratanı görmektir
Bilgini sermektir
Ne bilirsen
Ne kadar görürsen
Vermeye çalış
Öylece yaşamaya alış


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

17kasım1983

SOHBETLER

24kasım1983