24 KASIM 1983

 
MEVLANA’yım ben!



Kendi yolumu çizdim
Her düğümü çözdüm
Kolayda gerçeği gördüm, demedik
Aşı pişmeden yemedik
Cümlenize selam olsun
Her gölge bulut misali
Rahmet getirsin

Dostlar günün yorumunda
Her olay kulun sorununda dedi
YUNUS’um söze geldi:


Katık oldu aşımız
Gölge sildi başımız
Ata yol versek dedik
Binek oldu yaşınız
Suya adım atalım
Balığı tez yutalım
Acı tatlı gelirse
Olaya güzel diye
Bilgimizi katalım

Gönülden aldığına
Satırdan bulduğuna
Yapıya gönül verip kaldığına
Her biriniz güldünüz
Gülen ile birliği kurdunuz
Yoruma verilenden
Gerçeği sordunuz
Kapalı olan açılır
Kaygudan öyle geçilir
Gerdiğim ip tutarlıdır asla kopmaz
Görülen geçerlidir sapmaz dedi
YUNUS gölgeden rahmeti
Müjdeledi, selamladı


Doydum, her doyanı saydım
Dar gelse soydum
Umulandan gerçeği buldum dedi
KAYGUSUZ dost çağrısına uydu
Söze geldi:


Bağlı atı çözelim
Doğrudan geleni bilelim
Aslına yer verenin
Gerçekte kar görenin
Elinden aldık, gönlüne uyduk
Selam olsun
Koza ile örülenden
Gerçeği bulsun dedi selamladı

Ata vurdum yükümü
Kula sordum şahini
Dedi;
Güç elde kalsın
Yola niyet kuran
Yükü ile gelsin
Kapalı yol açılır
HAMZA DOST ile seçilir
Almayı dilediği
Verirken elediği her söz
Onun ile and içer
Bilgisinde konuyu
Hak yolundan seçer
Yapıda aldığını
Kapıda bulacak
Yolu açık gelecek
Kement dosta verilir
Gayrete geldiği halde
Satır satır okunur dedi
HAMZA DOST selamladı


Her taneye iz verdim
Her gönüle söz verdim
Cümlenizde olumu gördüm
Öylece söze girdim dedi
HACI BAYRAM güneşe gelen ile
Rahmeti bilene selam iletti


Dosdoğru gideceğiz
Dağılanı bulacağız
Bilse bilmese
Var olanı gönülde sayacağız dedi
PİR SULTAN ABDAL günde gedik açan
Her bilenle beraber oldu
Gedik, nedir? denildi
Gerçeğe açılan kapı
Ruhtan haber aldık mı?
Bildiğini sorduk mu?’ denilir
Ruhun bilgisinde
Kainatın gerçeği vardır
Ne var ki
Vergisi Allah’ımın emri kadardır


Karşımızda olana
Dost kapısında
Kul yapısındasın dedi
RABİA selamını iletti


Dayanıp geldik söze
ABDAL ile söyleştik
Gönülden gönüle aktarılan
Gerçek diye söyleşilen
Denenmiş olaydan değil
Gerçekten verdiğimizi
Gökten yere serdiğimizi
Açıklayalım, dedi
PİR SULTAN ABDAL ile
RABİA SULTAN elele söyleşti:


Atılacak adımda
Toprak verimsiz ise
Bilgini toplarsın
Bilenlerle katlarsın
Rahmet gelsin beklersin
Elbet verime dönüşür
Bilgiler birbirine katlanırsa
Geçerli olur, dediler
Yaprağa renk veren olayda
Kendilerine uyanı bulsunlar
Dost kapısından
Dostluğa doysunlar
Dediler, selamladılar


Gönülden alıştık
Dert denilende konuştuk
Sert geleni ele aldık
Yoğurduk, sıyırdık
Gelen güne ipliği eğirdik dedi
MERYEM söze geldi:


Komşudan aldığına
Komşuyu şahit tutma
Bildiğin gerçeğe
Olumsuzu katma
Uyacak, duyacak
Gerçek ile dolacak dedi
MERYEM cümlenizi selamladı


Birden bine dolarsan
Dört yönde gerçeği sorarsan
Yapıda yerini alırsın
Oyanın duyduğuna,
Sevenin doyduğuna
Cümlemiz şahittir


Ağaca dal olalım
Dalda yaprağı bulalım
Meyve erdi toplayalım
Meyvesi olmazsa
Ağacın çevresini dolayalım
Gölgesini bekleyelim
Katı gelmesin sözler
Taşa vurmasın dizler diye
Kumda olalım dedik
Gölden sözü deryaya bağladık

EYYÜB’üm söze geldi
Seyreden her kuluna
Selam verdi:

Kor olacak ocağımız
Gerçek katacak kucağımız
Ne senden alacaklar
Ne dost diyene gülecekler
Kundağı elinde bilecekler
Geç oldu deme
Güçlüğe ayak vurma
Yolun dışında durma
Gördüğün her zahmette
Kötü diye yorma dedi
EYYÜB’üm selamladı
 



Sarı çiçek açacak
Dostlar çaydan geçecek
Kaynak yeri bulduk diye diye
Soğuk sudan içecek
(Soru: Kime?)
Komşuya gelen ile
Konuk olduk diyenin
Lokmayı tuz ile yiyenin
SARI ANA yuvada
Sarı mendil havada
Gölgeler silindi de
Bilgeler bilindi de
Dost yolu açıldı da
Geldik, gördük, sevindik
Hak adınan soyunduk dedi
SARI ANA selamladı


Bağladık iti
Bekledik atı dedi
BELÜL’üm söze geldi:


Doğruya taş koymadım
Dağdan atı salmadım
Dağılan toprakta
Hata görmedim
Gelse bilse doğruyu
Görse silse eğriyi
En güzele uyacak
Adı ile doyacak, dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Kement attığı olayda
Kendinden kendine
Sorduğunu bilenler
Yapıda kendini bulanlara
Dağlar izin vermezse
Suları sözün almazsa
YUNUS sevgiliyi bulmazsa
Ne geldi, neyi gördü
Gördüğüne nerde uydu?

Kemer örülür
Köprü kurulur
Bilen bilmeyen sorulur
SARI SALTUK denilir
Otağ kursan ovaya
Yerden aldığın kadar
Dönsen havaya
Olumunu bulacak
Sen kendinde kalacaksın dedi
SALTUK selamladı yürüdü
(Soru: Kime?)
Ayağımda ağrı var
Yüreğimde çağrı var diyene


Deryaya göz atalım
Bildiğimiz her konuyu
Soframıza katalım
Gelse gelmese
Elele tutalım dedi
YAHYA selam ile söze girdi:

Ermeyen görmeyendir
Görmeyen, sormayandır
Sormayan, gerçek üzerinde durmayandır
Bilelim, bilmek için soralım
Bildiğimizi saralım dedi
YAHYA EFENDİ selamladı
Sözü MERKEZ’ime verdi:

İzin aldı isek söze
Gemiye geldik
Yelkeni kurduk
Almayı dileyen ile
Helva kardık
Bilinen düze vardık
Gerçek;
Gönülden alınandır
Verildiği gibi dedi
MERKEZ’im selamladı

Dayandık sözüne
Doğru dedik özüne
Girdik VEFA’nın izine
Her çoban
Kendi sürüsünden sorumludur dedi
Hiç bir sürünün
Öbürüne kavuşamayacağını
Gerçeğin anıldığı gibi kalacağını bildirdi
Sürüyü var edenin oluşturduğu da
Sürüyü güdenin alıştırdığı da
Yüce’dir bilelim dedi
VEFA selamını yolunu açanlara iletti

AKŞEMSETTİN gülecek
Bildiğinde kalacak
Her yaprağı saracak
Bir bir gelene soracak
Sen aldın
Neyi verdin?
Kimi gördün?
Kim ile ördün?
Yumağı saranlara diyesin ki;
Ömür güller gibi oluşur
Ömürde kullar buluşur
Bilgisinde birbiri ile gelişir
Gerçek;
Sevgidir, sevgidedir
Sevendir, sevendedir
Doğu’dan Batı’ya
Gönlüne uyandadır dedi
AKŞEMSETTİN ak günde
Kara sayfayı sildi
Güzele doyalım
Gerçeğe uyalım
Elele olalım
Aldığını bildiğine ekle
Her geleni bekle dedi, selamladı

Gün o gündür ki;
Buluta rağmen güneşi bilelim
Gün o gündür ki;
Sağırın duymadığını duyalım
Körün görmediğini görelim
Günün sildiğini
Gecenin böldüğünü
Her birimiz bilelim dedi
AKŞEMSETTİN söze doymadan
Selamladı, yürüdü

Satamadım üzümü
Tutamadım sözümü diyen ile olalım
Bağda asmaya hizmet verelim
Arayalım bulalım, dedi KAYGUSUZ ABDAL

Kayalardan aşar da
Düz yolda şaşarım ,diye korkar
KAYGUSUZ dağılanı toplar da
Bohçada olan dağılır, diye korkar
Kayguya kaygu katar
Olmazsa demedik amma
Bulmazsa diye kayguya düştük
Günde değil, dünya günümüzde
Komşuya yardım dedik
Yoldan geleni sardık
Sanmayınız her gelen ile övündük
Komşuya yolcuya sevindik
Allah'ım razı olsun dedi
KAYGUSUZ selamını
Cümlenize iletti

Sabah akşam geçerlidir
Niyaz her kulunda yeterlidir
Bildiği niyet ile tutarlıdır dedi
HÜSEYİN selamını iletti

Allah’ıma emanet olunuz
Her satırda gerçeği bulunuz
Güzel ile aldığınızı
HACIBEKTAŞ’a sorunuz

Duvardan destek aldık
Gönülden gelene uyduk
Hakk sözünü gerçek bildik
Soruya gelenden
Doyuma girenden
Zahmet senden
Himmet Yüce’den dedik
Yapıya yol soran ile beraber olduk 


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
 

18kasım1983

SOHBETLER

27kasım1983