29 KASIM 1983

 
MEVLÂNA’yım ben!



Koruk almam yemeye
Karar vermem saymaya
Duman aldım yitirdim
Sözü günde bitirdim
Diyenin gönlünde
Eğilene yer açtığını gördüm
Açılan her gönüle verileni
Tüm ödüle selam diyerek geldik
Gelişten yol soranı
Geçmişten kandil soranı
Gelişe uysun dedik, selamladık

Yalın ayak gidene
Sürü diye davar güdene
Selam desem alır mı
Yolda yalnız kalır mı?
Aradık akan suyu
Diledik bilen soyu
Ak mendil verdik
Kara mendili gölgeye saldık
Eğilip almam dedin
Yabandan sahifeyi sildin
Dayandı isek Yüce'ye
Nasıl bakarız geceye
Ayırmayız heceye
Olumunda var olan
Beyazı karda bilen
Olumuna selam diyen ile beraberdir, dedi
HAMZA DOST selamladı

Dağları aşalım mı?
Sular ile taşalım mı?
Taşlı yoldan geçelim mi? dedi
YUNUS’um söze geldi:


Bağlar üzüm verecek
Kulu yolu bilecek
Gölgeyi silip
Aydın günü görecek
Çuvala un doldurdum
At sırtına kaldırdım
Ata yolu buldurdum
Kuyu vermez bilene
Kulu sormaz yabana
Kayıp demez çobana
Gidenin sırtı pektir
Kalanın sorusu çoktur
Kapalı kapı arama
Gölgede ne var diye tarama dedi
YUNUS’um selamladı


Aynaya gül de bak
Çerağı bil de yak
Eteğindeki taşı dur da dök dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

Doğuştan gelişe
Gerçekte buluşan
Ne sandığı açar
Ne dolaptan geçer
Ne de olumsuzu seçer
Ağaca ip bağlarsan
Kökünü bilmeden sallarsan
Geleceğin gölgesini bekleyen
Ne diyeceksin?
Mayayı yoğurdun mu?
Ununu kavurdun mu?
Dayandığın gerçeğe
Gönlünü uydurdun mu?
Dilde olumsuz gelen
Gönülde pişmeyendir
Sözü bağlarsan dile
Gönlünü bağlarsan güle
Hazırsın gelecek ödüle dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Mümin olan bilir

Kayyum dediler bize
Gülmeden girdik söze
Elele durduk düze
Yapıya ortak geldik
Kapıda yolsuzu gördük
 



Dilerse sözü katar
Dilerse koruk atar
Biz güneşe bakarız
Güneşte olanı bekleriz
Yerden göğe
Bilgimizi katlarız

Hakk adına halka eğildi isek
Aradan çıkana
Ne göz ne söz gerekmez
Konuk gelene de ki;
Özüm sözüm birdedir
Yolum bak ki zordadır
Birliğe inananlardanım
Gönlüme güvenenlerdenim
Zorluğa Hakk adına çıkanlardanım
Kaygum yok
Azdan çoktan yer soran
Bilgisinde, yoldan geleni sorana
MERYEM der ki;
Dört ucunu birleyemezsen
Konuya gürleyemezsin
Kendine güvenmesen
Olayı zorlayamazsın
Önce Hakk adına yol dile
Kendine Hakk adına güven
Güvendiğine inandığın an olayı zorla
Elinde kalacak
Bağdan gözünü alan
Olaya gülecek
Verim sendedir
Sorunu sende kalmasın
Niyazına eklersen
Zorluğu yenersin
Bekleyen, bağda üzüm alır
Beklemeyen, kütük ile kalır
Doğruya yöneldiğin
Geyik misali güvendiğin bilinir
Korkuya yer etme
Konuda taraf tutma
Gerçek ne ise olduğu gibi
Bildiğin kadar yer ver dedi
MERYEM selamladı

Doyumsuz gelene
Uyumsuz kalana
LOKMAN söz ile geldi:

Susuz kalmasın
Sayfaya nokta koymasın
Sayfaya nokta koymak nedir? denilir
Her gün bir evvelki sahife tekrarlanmasın
Gölgeyi dilerse de
Güneşten ayrılmasın
Her öğünde ‘Bunaldım’ diyen ile sözleşmesin
Dost kapısına geldik
Niyaza durduk
Her satırı beraber okuyacağız
Olayları altın iplik ile dokuyacağız
Kayguyu silelim
Gerçeği görelim
Ona diyelim ki:
Değirmen un beklerse
Tezgahlar bez beklerse
Aşımız tuz beklerse
Gönlümüz niyaz bekler
Niyaz her konuyu birbirine ekler
Çorabı öreceğim
Ayağıma giyeceğim dese de
İpliği aramaz
Örmeyi bilemez
Elden tutalım
Kayguyu atalım
Belleğimize yolun güzelliğini katalım

Allah’ıma emanet olunuz
Sorguda kaygusuz kalınız
Geçici olana
Asla nokta koymayınız

ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah

27kasım1983

SOHBETLER

01aralık1983