17 MART 1983


MEVLÂNA’yım ben!

Kaymayı deneyen
Kahrını eleyen her kulu
Güzeli aramaya talip olur
Açılan kapıda kendini bulur
Cümlenize selam olsun
Yolu bilen uyuma gelen
Her kulu aldığını bilsin

Açılan çiçeklerde
Seçilen böceklerde
Kumunu elediğini bilsin
Bilgide uyum görsün dedi
YUNUS’um söze girdi:

Seferde gözün mü var?
Sehere sözün mü var?
Güzeli bilirsen
Uyumsuz özün mü var?
Gölgeyi sildik geldik
Cümleyi sevdik geldik
Bileni bulduk aldık
Balığı deryaya saldık dedi
YUNUS’um cümlenizi selamladı yürüdü

Yaprakta renge uydum
Toprakta denge gördüm
Sahibine uydu isen
Yapıya uydu isen
Olanda gönülden ayrılma derim

Yolu yola bağlayan
Yağı kandile ekleyen

Bilgisi bölenden
Yol yoluna getirir
Günde sorun denileni bitirir
Kapılar açık dedik
Her sorana söyledik

Baktığım dağlar
Ektiğim bağlar
Akan sular çağlar
Dost güzeli bilir
Dosta uyan bulur
Bölük bölük gelenden
Sayfa sayfa açılanı
Her gelene kotardık
Aldım bildim diyenle
Bildiğini soyanla
Dirliğe uyanla
Günü güneşli
Ocağı ateşli gördük

Konuk gelse konuyu bilse
Açtığı kapıda
O’nu görürdü
O’nun verdiğinde
Kar misali erirdi

Özden öze katılırız
Taştı toprağı eler
Sahile atılırız
Beklediğimiz nedir?
Kimdir?
Kimdendir?
Beklediğimiz huzur
Yücenin emri Resulü’ndendir

Her kulu
Kendinde olan öze dönsün
Özde kelebek misali
Çiçeğe konsun
Desin ki;
Bende O var
Ben O’nun ileyim
O’ndan gelen her zerrede
Bütünleşmeye talibim
Bütünleştiğim an
Kullukta galibim

Gerçek aranır gözde sözde
Nerde bulunur?
İçimizdeki özde dedi
HAMZA DOST selamladı yürüdü
 



Geldim aldım bilerek
Cümlenizi sararak
Niyazda olana
Nasibini sorarak dedi
RABİA selam ile geldi

Bağlı değil sözdedir
Yaprak yaprak gözdedir
Toprak gelse dizdedir
Gönül bağladık
Gül dedik ağladık
Resulü ile
Geleni gideni bekledik
Dedik ki;
Her selam veren
Doyduğu kadar alsın
Dost kapısından asla dönmesin
Allah aşkı gönlünde yansın
Asla sönmesin
Karda dolansa donmasın dedi
Resulünün selamı ile
RABİA cümlenizi selamladı

Esen rüzgar götürür
Kış gelende
Ağaç yaprağını yitirir
Olayda yenilenme vardır
Ağacın verdiği gün gün artar
Her örtü kulunu dürter
Örtüden maksat dilenmeyendir
Nefsimiz ile elenmeyendir

Eşik gördüm geçeyim
Kapıda kulu seçeyim
Ne ondan ne bundan
Geçemedim yaratılandan
Hep bir olsun
Yolunda beni bulsun dedim
Cümlenize el verdim
Dağılan değil
Eğileni bilelim
Sorgunuzda gönülden geçeni görelim
Sergiye geldi ise
Açalım saçalım
Alan ile paylaşalım dedi
BEHLÜL’üm selam ile söze girdi:

Dar kapıdan geçmedim
Kulu yozdan seçmedim
Dert dediler güldüm
Sert dediler kırdım
Ağaç verdiler yardım
Neyim ben? diye
Kendime sordum
Adımı “Divane”ye
Bile bile çıkardım
O’nun affı cümleye ise
Elbet bana da
Her anımda affına sığındım
Sağdan soldan almadım
Yağmur geldi solmadım
Suyu gördüm dalmadım

Gel elele verelim
Dünya ne güzelmiş diyelim
Huzuru elimiz ile dürelim dedi
BEHLÜL’üm selamladı yürüdü

Ayak izi götürür
Gönül gözü bitirir
Aldığını sattırır
Cümlenize selam olsun

Aldığını satmak
Bilgine bilgi katmaktır
Dileyen ile paylaşmaktır
Selam olsun cümlenize


Allah’a ısmarladık
Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

15mart1983

SOHBETLER

18mart1983