18 MART 1983


MEVLÂNA’yım ben!

Kumundan aldık izini
Gönülden verdik sözünü
Selam olsun
Her gönül aldığını bilsin

Andığımız gölgeyi silendendir
Üzüm veren her bağı görendendir
Sahibini buldun
O’nunla O’na geldin
Seferde yol alanı
Konuk diye gösterdin dedi
YUNUS’um selam ile geldi:

Komşu komşuya bakar
Gönülde yanına
Gölgesiz sevgisini katar
Deryaya ayak koysa
Sandalı kürek ile çeker

Aşacağız dediğimiz güne
Ulaşacağımızı bildirdiğimiz
Gözlenen olayda
Zahmetten uzak kalayım diyen ile
Ayrı yönde uzlaştığımızdır
Uzlaşmaktan maksat
Dileyen dilediği yöne gidecektir
Dilediği konuyu güdecektir


(Soru: Toplantılarımız için mi söylüyorsunuz?)
Eyvallah

Neden tatile girdik diyene de ki;
Her ağaç her mevsime
Yenilenir girer
Yaprağını döker
Yeniden yaprak oluşur
Ağaç yerindedir
Kendini yenilemeyen
Dökülen yaprağa benzer
Yeniden canlanır
Bedenle değil elbet
Toprakta

Niyazımız Allah’ıma sığınmak
O’nun ile daim diri kalmaktır
Verdiğimiz niyaz odur
Öyle ise niyazımıza
Allah’ım uydursun
Diri kalmaktan maksat
Ölmemek değil
Bilgide sevgide görgüde
Diri kalmak
Gölgeyi silen
Gönülden öyle gelen
Diri kaldı diri geldi
RABİA SULTAN ile
Anda buluştu
Adımız birde
Gönlümüz her an
O’nda oldu
O’nun ile diri kaldı
Dediler söyleştiler

Sayfaları okudum
Bile bile dokudum
Olumsuzdan sakındım
Gayret ile bakındım
Ömrümde sanmayın yakındım dedi
Gül bahçesindeki yerini elele aldı
Sakın ola söylenileni
Teberru sanmayınız
Olanı olduğu gibi verdik
Yalanı dünya günümüzde
Kayalıklara sardık

Dost kapısını bulanın
Dost hamuru yoğuranın
Geldikte yeri
Elbet gül bahçesidir
Umudunuz o olsun ki;
Sizler de orada beklenirsiniz
Orada O’nu bilen
Resulü ile bilişen
Kulları oluşur
Her biri alacağı
Görevi bekleşir
Gözde olanı
Söz ile vereni
Yüce bilir tayin eder
Yaratan niye yarattı denilenin özü
Yaratma gücü sözüdür
Her an yenilenen her zerre
O’nu da yeniler
Duran hiçbir zerre yoktur
Yapıya geliniz
Yapıda olunuz dedik
Cümleyi çağırdık
Gelen gelir
Kalan arar bulur
Yenilenmenin gayesi odur


(Soru: O’ndan çıkıyor, O’na dönüyoruz galiba?)
Eyvallah

Kapı kulu olsam
Ne gerek yapıda oldukça
Taçlı kulu olsam
Kim gerek eğer bende yoksa
Ben benliği sildi isem
Ben O’nun birliğine döndü isem
Gönlümdeki nurunu buldu isem
Kainat benim
Ben kainatta değil

Dost ile geldik söze
Oturduk durduk dize
Söyleyin dedik size;
At ile mi gidelim ayak ile mi?
At ile gidersek yabana
Ayak ile gidersek çobana denk geliriz
Yabanda senden olmayanı buluruz
Çobanda sende bulmayanı görürüz
Ayrıya düştükçe
Gayrıyı bulursun
Kendin kendin ile olursun
At ile gidersen
Çoklukta çeşit ile
Mücadele edersin
Ayak ile gidersen
Sadece çobana uymaya çalışırsın
Ama çoban kendi bilgisinden
Gayrısını bilmediği için
Sendekini göremez
Benlik oluşur
Yol mücadelesiz olmaz
Anlarsın ama
Bilemem diye yanılırsın dedi
YUNUS’um dost ile
Güzelliğe güldü güldü


(Soru: Dost kimdir burada?)
HAMZA DOST
 



Elbet geldik söyleştik
Dinlenende bekleştik
Bilmeyenle bekleştik
Hep bilseler
Bilen ile olsalar dedik
YUNUS’um el aldı, el verdi
Masada konu gördü
El aldı gönülden seni sardı

(Soru: Z.Ş. mı?)
Eyvallah

YUNUS ile oluşan
HAMZA ile gelişen
Gönülden aldığı ile söyleşen
Her satırda O’nun adını verenden
Allah’ım razı olsun dediler
YUNUS ile HAMZA
Selamlayıp yürüdüler

Dağılana gam deme toplanır
Sanılmasın uyum beklenir
Allah’ım uyacağı da
Uymayacağı da bilir
Uyanlar ile
Özde buluşur
Sözde buluşur
Suyumuz daim akandandır
Dileyen ile bakandandır

Verilen alınmaz
Bilgi asla çalınmaz
Ayrıda olana
Gönül konulmasın
Yapıya uymazsa
Kandili yanmasın

Bunca bilgi
Yazık oldu bilmeyenlerle
Diyene de ki;
Bilgiyi her alan bilge olmaz
Her bilge dilediğince veremez
Çözeyim dersen O’nun sırrını
Yapında ara bul
Gönlünde olanı tara bul


(Soru: Muhabbet ile yapılacak herhalde?)
Eyvallah

İnsanım görevim kulluk
Elime aldı isem
Yetecek yolluk
Götürür beni
Dilerse hanında yatırır beni
O’na yöneldim
Kulluğuna talip oldu isem
Gideceğim yere
Götürür beni
Kulluk ilmin
Talip olma ile başlar
Talip olmanın üç kaydı vardır;
Yorumdan uzak kalmak
Yolunda taşı ile toprağı ile
Güzeli görmek
Kendinden öteyi
Gerçek diye bilmek

Yanılmayın olaylarda yorum yok
Bilgide değil
Sebebi yaratan da O’dur
Kuşları gözeten de O
Yol bizim
Bizden her soranın
Söz bizim
Bizim ile sohbete oturanın
Gönül bizim
Bizim ile birliği kuranın

Ata yol versen
Ahıra gider
Sürüye yol versen
Ağıla gider
Çobana var desen
Davarı güder
Her yaratılan
Yaratıldığı hal ile varlığını sürer
Öyle ise kulluk mertebesine
Ermenin kutluluğunu
Bilginizden asla çıkarmayalım
Ömrünüzde kaldığınız müddetçe
Kul olmanın mutluluğunu duyalım

Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Özünü bulman için
Kulluk hizmetini
Bitirmen gerekir
Hizmette kusur eden
Bütünü bölümde bırakandır
Yüce Allah’ım
Kul hakkı ile gelme der
Bütünü tamamlamakta
Geç kalırsan
Kul hakkı seni ezer
Çünkü cümle yaratılmışın
Tek gayesi vardır
Bütünde birliği bulmak,
O’na varmak
Noksan ise
Yapıya hizmetten uzaksın derim
Hizmette gaye
Birbirine ışık vermektir
Işığı bütünlemektir
Tek başına yanan kandil
Dehlize konan muma benzer
Ne gelene ne geçene ışık tutar
Kendi kendine yanar biter


(Soru: Yukarıdaki satırların birinde “yapıya uymazsa kandili yanmasın” demiştiniz.
Bunu beddua olarak mı söylediniz?)


Beddua anlamında değil
Niyaz anlamında verdik
Kandili çoklukta yansın
O da hizmet kervanına katılsın
Yerden göğe geçerlidir
Her satırda anılır
Gelen geçene verilir
Silinen daha önce bölünendir
Bağlamayı deneyen
Beklemekten usanmaz


Allah’a ısmarladık


Selam Selam Selam

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

17mart1983

SOHBETLER

22mart1983