|
Soru: 01/05/1983 tarihli Hürriyet
gazetesinin ön sahifesi bütünüyle, yeşil renkte bulutumsu bir gök cisminden
“uçan daire” şeklinde söz etmektedir. 28 Ekim 1981 tarihinde İzmit, Gölcük
semalarında, çekirdek kısmında mavi renkli bir hilal şekli olan yeşil
görüntünün renkli büyütülmüş fotoğrafları aylarca gizli olarak incelenmiş,
bu gün basına verilmiştir. Bunun ne olduğu Yüce Alem’e sorulur.
MEVLÂNA’yım ben!
Aşkına düştüğüm günden
Gönülden alıştığım
Güzel ile buluştuğum
Her biriniz ile
Ayrı ayrı söyleştiğim bilinir
Her kelime
Dilenen halde bölünür
Sayfalar döndükçe
Günü güne yandıkça
Allah’ım deriz alırız
Adında kainatı buluruz
Gelelim buluşalım
Hep beraber oluşalım dedik
Cümlenizi selamladık
Ne geçenden sorgu
Ne olana yargı
Cümlenizden gelmesin
Noktada dahi hata aranmasın
Güleceğiz birlikte
Olacağız zorlukta
Bulacağız gürlükte
Yorum düzene aykırı geldiğinde
Yerini bulmaz
Kul dilerse yorumda kendini görmez
Unutulmasın;
Her ata eyer vurulmaz dedi
YUNUS’um söze geldi:
Atları saydım
İtleri savdım diyene de ki;
At ile it
Yan yana olmasa da olur
İt kendini sürünün yanında bulur
Çünkü orada gereklidir
Sürünün yanında at gereksizdir
Her yaratılanın bir yeri vardır
Her bedende bir deri vardır
Sana benzemeyen
Yaratılmamış mıdır? dedi
YUNUS’um selamladı yürüdü
Her rengi sorsalar
Ağacın rengine uysalar
Arınanı bulurlardı diyelim
Sohbette O’nun adına
Gönlümüzü birleyelim
Ayağıma taş geldi
Yürüyemedim
Aldığım yük ağır geldi
Sürüyemedim diyenin sözünde
Yalnızlık kokusu vardır
Yolunu açacak dost bulamadı isen
Elbet yalnızsın
Yüküne yardımcı arkadaş bulamadı isen
Gönül kapını örtmüşsün derim
Her kulu ile
Dostluk sohbeti kurarım dedi
HACI BAYRAM söze geldi:
Kapalı olmayan her kapı
Gelen ile sevinir
Seven ile övünür
Gayrete bilen bürünür
Mevlâna’yım!
Bulutun rengi sorulur
Yeşil neden diye yorulur
Oluşan
Gerçeği belletir
Bileni söyletir
Alacağın habere uyacak mısın?
Yoksa ne derlerse duyacak mısın?
Yeşil rengi verdik
Meleği (Cebrail A.S) diye bildirdik
Ondan (Cebrail A.S’dan) gelen gölgedir
Müjde alınacağını
Daha önce bildirdik
Görüldüğü yerde
Anıldığı anda
Sayıldığı kadar
Hakikate aykırı değil
Ne var ki
Yoruma verildiği gibi de değil
(Soru:
Gazetedeki haberle mi ilgili?)
Eyvallah
(Soru:
Benzettiğimiz ay-yıldız bir müjde midir?)
Uyuma davettir
Davete icabettir
(Soru: O
zaman görülen nedir?)
Dost
davete icabet ederse
Bedene değil
Nedene bürünür
Bulut diye görünür
Rengine sarınır
Her kulu bilirse arınır
Alınan resim gününü vermiştir
Ayaktayız
Niyaz ediniz
Cümleniz işareti alınız dedik
Verdik, saydık
Beraberce gördük
O günkü cumayı
Kainat ile kutladık
(Nisan ayı içinde bir Cuma öğle ezanı dolaylarında niyaz edilmesi
istenmişti)
Alan ile verenin
Şüphesini silenin elinde
Gönül fermanı kalır
Dost olalım, dost kalalım
Derlerse diyelim ki;
Dostluk söyleşte değil, özdedir
Ne aldın ne verdin?
Ceset ile ruhu
Nasıl birledin?
Nefsini nasıl körledin?
Ceset bende dersen
Ruhun kimdedir?
Sana bana dersen
Sözün kindedir
Ne orda ne burada kaldım
Ne ceset ile ruhu
Birbirine kardım
Biri söz, biri öz
Her adım göz
Ruh öz
Beden saz
Akıl bilmece
Mantık gütmece
Akıl nasıl bilmece olur? denir
Bildiğin sadece
Sana açılandır
Bilmediğini beklersin
Öyle mi böyle mi diye yorumlarsın
Kesin bilmediğin
Bilmece değil midir?
Doğan ile buluştuk
Doyan ile söyleştik dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:
Ağır aldım her taşı
Yetersiz dedim her başı
Geçersiz dedim uçan kuşu
Yedim içtim
Yolda koştum
Düşündüm ki;
Ne ağır taşı yüklenmek
Ne kulu bilir bilmez beklenmek
Ne uçan kuş ile yollanmak
Kulun görevi değildir
Kul birliğe erliğe
O’nun adına bürünmezse
O’nun hali ile görünmezse
Ne yoldadır ne gülde
Allah’ım dedim
Canıma oku taktım
Yayı gerdim
Cesedi serdim
|
Yorum: 18 Nisan 1983 tarihli
gazete haberlerinde Sovyet kadın kozmonot Savitskaya’nın uzayda Sovyet erkek
kozmonotları ile kapsülde cinsel birleşme sonucu hamile kalmadığı
yayınlanmıştır. Buna değin olarak ve 13/12/1981 tarihli sözlü bildiride,
ruhun ilk basamağının dünya olduğu bilgisinden yararlanarak dünya ve
atmosferinin dışında insanoğlunun asla çoğalamayacağı yorumları yapılmıştır.
Dediler ki;
Bildiğini okudu
Bilmeyen ile
Birbirine dokudu
Hasret kalsa
Kainatı dolanacak
Açan her çiçek
O’nun rengine bürünür
O’nun kokusunu sürünür
O’nun yeşiline sarınır
Yaprağından alır
Kökünden bilir
Öyle ise;
Çiçek de mi olamam
Suyunu bulamam dedim
Her zerrenin verdiği emre uydum
Her biriniz aldığınız emre uyarsınız
Nasıl olur inkara düşersiniz?
Ben güzel çirkin demeden uydu isem
Sen de uyacaksın
O’ndan gelen sesi
Zerrenden bileceksin
Aykırı gelse bile
Öylece düzende
Huzura kavuşacaksın
Gölgeler silindi
Verilen ile güzel gün müjdelendi
Her an niyazınıza eklenen
Müjdeleri bekleyiniz
Yorumda –özel, genel-
Dost vergisine isim koymayınız
Ben senin ile bütünüm
Sen eşin ile
Evladın ile
Komşun ile
Şehrin ile
Vatanın ile
Kainat ile bütünsün
Bütünden kendini soyutlarsan
Yaratılmışlığa isyandasın
Kavuşmayı önce yakınların ile
Sonra O’nun ile düşün
Zincirden kendini ayırma dedi
PİR SULATN ABDAL selamladı yürüdü
Sevdim övdüm
Gerçek diye gördüm
Olumsuzu yere serdim dedi
KAYGUSUZ söze geldi:
Dört bir yanın örülü
Bilen bilmeyen sarılı
Neden niye demeden bekleşir
Dost olsa diye söyleşir
Dost sendedir senin ile
Dost bendedir O’nun ile
Düne güne bakalım
Yarına gönlümüzü açalım
Öylece bilinen yoldan geçelim
Hatalarımız dedik
Her günümüze yandık
Doğruyu öylece bulduk dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı yürüdü
Bağladım ayağı
Bekledim kayağı
Kar yağdı kayacağım
Güzel güne doyacağım
Beyler! Hatunlar!
Dost diye bilelim her kulunu
Dost diye söyleyelim her yolunu
Uzun olsun kısa olsun
Yeter ki her kulu
Hakk’ı bulsun dedi
HAMZA DOST cümlenize
Resulü’nün selamını getirdi
Özde gözde O
Sözde sazda O
Kışta yazda O
Veren O
Alan O
Neyin sahibi oluşurlar?
Hangi bedestende buluşurlar?
Kaç metre fistan alışırlar?
Sadece selam alışsınlar
Selam ile oluşsunlar
Aşkı ile doluşsunlar
Silsinler gölgeyi
Bulsunlar katkıyı
Desinler ki;
O gündeyiz ki;
Rahmeti yağarken özü bulalım
Özümüzde kalalım
Selam O’ndadır
Kim olursa olsun
O’nun ile birliğedir
Selam sözden değil
Özden olsun
Her kulu karşısındakinin
Hatasını silsin
Desin ki;
Zerresindeki emre uyar
Ola ki nefsi ile yanlış duyar
Geçicidir
Her kulu göçücüdür
(Soru: Öyle
ise kulun katkısı da olur zerrelere?)
O’ndan gelen
O’na döner
Bilen bilmeyen
O’na yanar
Cümlenize selam olsun dedi
HAMZA DOST selamladı yürüdü
Gönüller açmaya
Gerçek bilincidir
Diyene de ki;
Gerçeğin direncidir
Teraziye koyduğun bilgi
Gerçek ise ağırlığını verir
Kulu hatada olsa da
Gerçeğin direnci
Doğruyu buldurur
Şüpheniz olmasın
(Soru: Gerçek
bilginin farkına nasıl varacağız?)
Bağladığın düğüm çözülürse gerçek
Çözülmezse yanlış yorumdur
Aydan söz edene
Daha önce verdik
Taş toprak bile yetersiz dedik
Arayalım bulalım
Dünyayı zengin yapalım denildi
Dünyanın maddesi dünyaya
Ayın maddesi aya gereklidir
Ne onu buraya
Ne bunu oraya tab edemezsin
Edilmez, el ile tutulmaz
Gerçek değil midir ay?
Gerçektir ama
Senin gerçeğin değil
Sana sadece söz ile saz ile verir
Özü kendinde kalır
Geldiğin günden verirsin
Kimini oldurursun
Kimini daldırırsın
Kimine buldurursun dediler
Alan da, dalan da, dolan da
Sadece kendi gerçeğine uyandır
Yorum da öyledir
Her kulu kendi bildiğince yorumlar
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Selam Selam Selam
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
|