18 OCAK 1983


 MEVLÂNA’yım ben!

Gözler sözler birdedir
Yolumuz güzeldedir
Gayret hayret diyene
Yerden göğe seferdedir
Cümlenize selam olsun
Gölgeyi silenden
Allah’ım razı gelsin 

Aldık verdik sözümüz
Dedik; Nerde özünüz?
Güneşe döndü yüzünüz
Pervasız oldu geldi
Yaprağı aldı geldi
Selamın iletti
Çiçeği sordu geldi
KAYGUSUZ’un adına
Güzel dedik andına
Uyduğun, yardımcı olduğun
Her konuda
Allah’ımın rızası vardır dedi
KAYGUSUZ selam verdi yürüdü

Özden aldığın kadar
Sözden verirsin
Sözde bulduğun
Göz ile ayırdığın konuyu
Yorumsuz sergilersin dedi
YUNUS’um söze geldi: 

Ak ile kara sende değil
Senden sorandadır
Gelişten verişten
Kayguya düşüştedir
Aslına dön dedi isek
Aydın oluşundandır
Kaleme gelişten değil
Her varolan alışır
Alıştığı ile oluşur
Gönlünde özü ile buluşur
Olay budur
Eğitene değil
Öğütene selam veririz
Eğiten kimdir?
Öğüten kimdir? denilir
Eğiten; Allah’ımın emrine uyandır
Öğüten; Yüce
Geceye bakmadık
Vere vere bıkmadık
Hak sözünden çıkmadık
Çıkan demedik
Çünkü gücünde değil
Kulun sözü denilir
Öc aldığı söylenir
O da Allah’ımın emri midir? diye
Sorguya düşülür
Her olay O’nun gücündedir
O’nun sözündedir dedi
YUNUS’um gönlünü açan ile
Aşkını saçana
Selam dedi yürüdü 

Mevlâna’yım!.. 


Kapılar açıldığı
Saya saya geçildiği
Her kulunu seçildiği bilinir
Ne ayrıya düşersin
Ne verilene şaşarsın
Elde günün denilene
Günün yorumu ile
Yumuşak günde geçersin
Emrine uydum Allah’ım dediğinde
Niyazın ile şifaya çalışırsın
Söz ile değil, öz ile katıl
Evde yoğun alıştığın
Düzende uyumlu çalıştığın, gözdedir
Değirmen döner durur
Kandilin yanar durur
Yoğun yerde alıştın
Çokluk dosta çalıştın
Dostun ile oluştun
Dost ile sohbette buluştun 

Selam olsun gelene dedi
FATIMA selamı yoldan gelene iletti
Üç dostum diyesin
Üç öğünde anasın
Aşkı ile yanasın
O’nun ile bulasın dedi
FATIMA selamladı
Üç dost kimdir? denilir
Allah Allah Allah
Lailahe ilahe illallah


Kavuştuk yoluna
Sevilen kuluna
Kayguları silelim
Oluşana dönelim
Kalbur aldık eleyelim
Varlık dedik bekleyelim
Kuluna sorduk dediler
Deneyelim
Deneyen Allah’ımdır yanılmaz
Kul kulu asla deneyemez
Onun için ‘Denedik’diyenin
Yanından uzak kalalım
Kul kulu ne dener
Ne sınar, ne de cezalandırır
Hüküm Allah’ımdandır 

MEVLÂNA’yım ben dediğimiz
Hak aşknda bütünlediğimiz
Bedenden bedene aktardığımız değil
Sadece O’ndan kuluna naklettiğimizdir
Bende yok, sende var diyene, de ki;
Allah’ım, hiçbir kulunu ayırmaz kayırmaz
Her yol birdedir, biredir
Her kul, çoktan biredir
Aslımız O’ndandır
Öyle ise O’nadır
O’nun ile olursak
Kolaya yönelmiş oluruz

Azdan  çoktan geçmeden,
Güzel çirkin seçmeden
Birliği bulduk
Birlikte imanımız gür dedik dedi
HACI BAYRAM söze girdi: 


Sepete su koymadım
Desti aldım doymadım
Her bileni soymadım
Bildiğince sormadım
Saydığın kadar bilirsin
Bildiğini haline eklediğin
Eklediğin kadar olursun
Öylece aradığını bulursun dedi, selamladı
 



Düzde ayak bükemedim
Tozda dudak sıkamadım
Bildiğini bilmediğine katamadım dedi
PİR SULTAN ABDAL söze girdi: 

Gördük görüştük
Yağmurda buluştuk
Çağıran ile oluştuk
Ne gidene yersiz dedik
Ne sorana
Yapraksız kaldın diye siteme düştük
Dağılanı değil
Toplananı düşünürsen
Oluşta gayrete gelir
Her olay kuluna bilgi verir
Yaratılanın yaratılmışlığı
Bilgi ile yükünde
Misafirliğini siler
Ne demek? dendi
Varolmanın değeri
Yokluğu silmektir
Bilgin kalmasa sende
Yokluk mevcuttur derim
Sözümüz açıktır
MEVLÂNA bilgi ile yüklüdür
MEVLÂNA beden ile mevcut değil ise
Yok mudur?
Demek ki;
Var olan ve kalıcı olan, bilgidir dedi
Karşıdan çarşıdan alınmayan bilginin
Varlığının da mevcut olduğunu
PİR SULTAN söyledi, yürüdü


Saman hafif denilir
Yükünden sakınan olmaz
Yer tuttu diye bakınan olmaz
Ne var ki suyun içine asla girmez
Sudan aldığımız
Rabb’imiz ile bağlantımızdır

Yoğun aldın
Bilgisi ile oldun dedi
KAYGUSUZ dost kapısında
Güneşi gördü: 

Uzun olan her sözde
Katkı vardır diyene de ki;
Gerçek olan
Sözün ne uzunu
Ne yazanı gerçeği silemez
Aldığım beni
Gölgeden uzaklaştırıyor ise
Hak, sözünü verdiğindendir
Şüphe, kaygu
Elden ele ulaştırılan
Dilden dile geliştirilen
Bilgide mantık siliniyor ise
Gerçeğe aykırıdır
Benden sorulan
Sende de biliniyor ise, gerçektir
Bağladığın çemberi çözen olmaz
Dizini yere koydu isen
Çizen olmaz
Güzeli güzelde çözelim
Olayı güzelde gözleyelim
Verdiğini ise gün gün özleyelim 


(Resim verilir) 

Sözünüz özünüz
Olayları görür gözünüz
Resimde bilinen değil
Bilinmeyen verilir diyene de ki;
Bilineni de verir
Resim senden sanadır
Verdiğimiz her resim gerçektir
Asla düşünce değil
Gayretin yerini bildi isen
Gidene gelene değil
Yolunu bilene dönersin
YUNUS’um der ki:
Yolun gidişine
Çobanın güdüşüne
Ayak uyduramayan
Dost kapısına söz eder
Dört duvar oturana
Sohbetimiz kotarana güzel gelir
Özellik değil
Varışta güzellik vardır
Alandan almayandan
Allah'ım razı olsun
Selvide YUNUS’umun imzası var bilinsin

MEVLÂNA’ya söz verir
Sudan alır suya verir
Her olayda suyun akışını görür
Gölde nehirde
Bayırda çayırda
Düzeni bulur, sohbete alır
ALLAH’ıma emanet olunuz
Resimde gerçeği açtık biliniz
Allah’ımın cümle kulları
Nurludur, Nurdandır
Geldiğimiz yuvada
Bulduğumuz havada
Gölgesiz düzen bulduk
Allah’ımdan
Düzene gölge verecek
Gelmesin dedik
Niyaza durduk
Ayağından başına
Başından Yuva’nın her taşına
Dost tohumu ektik
Dost değil diyenin kulağını büktük
Allah’ım cümlenizden razı olsun
HAMZA DOST geldiği her sohbette
Aradığını bulsun

Yaprak döktüm yuvama
Gelsin girsin havama dediğin gün
Yanında olduk dedi
KAYGUSUZ selamını gönülden iletti
Dedi ki;
Aldığını bildi mi?
Dökülen yaprak dedi güldü mü?
Aç açıkta kalmaz
Tok ile beraber olmaz
Düzeni düzende bilir
Gönlünü cümlede bulur
Allah’ım razı olsun


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah