|
MEVLÂNA'yım ben!
Kumdan koşa koşa geldik
Nehirden coşa coşa vardık
Can ile Cananı
Boyundaki damardan yakın bulduk
Cümlenize selam olsun
Bağlı olan her kulu
Kendinde gerçeği bilsin
Altın iğne taktım yakaya
Güzel dedim baktım cakaya
Gölün verdiği güzeli
Deryanın verdiği ezeli dedim
YUNUS diye söze geldim
Her yaşın bilgisini
Görgüsü açar
Gönüldeki gerçeğe
Bilenler şaşar
Güneşte yola düştüm
Yoldaki yüce ağaca şaştım
Gölgesi cümleye açıktır
Güden ile sürü
Köprüde kalmaz
Kurt sürüye dalmaz
Ayrıda olmayan
Kendinden vermez
Bildiğimiz, gördüğümüz kadar mıdır? diyelim
Bilge’ye danışalım
Gördüğünüz günün olayıdır
Bildiğiniz ömrün dolayıdır. Bilge…
Varanın birliğine
Katılanlar alırlar
Bilge’den aldık derler
(Soru: MEVLÂNA, YUNUS mu?)
Eyvallah
Gördüm güzeli senden diyerek
Doğruya eğildim kulluğumu bilerek
Senden gelen her varlığa gülerek dedi
YUNUS’um selamladı
Her ağaca adını yazdım
Ne yazdan, ne kıştan umudumu kestim
Gelenden sıcağı
Gidenden soğuğu öğrendim
Dedim ki;
Varettiğin ile güzeli buldum
Varlığımdaki özelin ile
Gerçeğe uydum dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:
Çok söyledim
Az dinledim
Her gelen sesi ünledim
Aldığıma inandım
Komşu ile sohbete girdim
Komşu niyazdan gider
BEHLÜL naz ile sürüyü güder
Ondan benden söz alan
Aldığı hale şaşar
Nerden bulayım?
Nereye varayım? diye
Aç gönlünü can dostum
Gönlünde senin gerçeğin mevcut
Ona buna yönelme
Kimden alayım? diye bunalma
Bağladığın düğümde
Olumsuzluğa gönül koyma dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Çevirdim dümeni
Devirdim demiri
Bekledim her an
Rabb’imin emrini dedi
DURGUT REİS söze geldi:
Komşuya aldığını sordum
Konutta dedi
Kaptandan kaptana
Hükmü iletti
Gölgeyi aşana
Köprüyü açtı
Cümleye selam dedi
Selamet diledi
Adaya ayak basan
Sulardan gölgesiz geçenin
Bulacağı önce kuşlardır
Sonra taşlardır
Adım adım yürüdükçe
Dağlardan yukarı yükseldikçe
Verenin varlığına güvendi
Gücüne dayandı
Öylece Hak gerçeğine uyandı, selamladı
KAYGUSUZ söze geldi
Durmadı, gücü bildi
Çam ormanına daldı
Gelen havaya güldü
Binbir emek bir düzene
Bekleyen bakar yazana
Çevreyi bağladı isek
Gönül koymayız yozana
Varsın bilgisinde dikenler olsun
Senden benden güzeli bulsun
Aynayı elinden alsın da
Kendinde olanı görsün dedi
KAYGUSUZ selamladı
Ah ile vah
Sevab ile günah ile
Ömrümüzü getirsek dile
Günden geceye bakarız
Gece ay ile derdimizi dökeriz
Sabah diktiğimiz fidanı
Gölge ile sökeriz
Allah Allah diyelim
Günün güzelliğini
Gece yorumlayalım
Dertler bağlı değildir
Salarsan gider
Gücüm yetmez denirse
Bölersen gider dedi
SARI ANA sözü aldı
Her ananın sözünü
Cümlenize söyledi
Kendinle dost ol
Kendinden kendine
Açılan her kapı
Ayağına bakar
Niyetin ile çerağ yakar
Bekleyene değil
Bilgine ekleyene talip ol
|
Aydın, sende olanı sana açar
Yobaz, kendinde olanı
Sana yama yapmaya çalışır
Dağılana eğildiğin
Ermeden meyveyi
Yerden topladığın bilinir
Sabır ile her konuda açılan görülür dedi
SARI ANA güzelden güzelleri selamladı
Lâtif adı ile kendimi buldum
Kulluğuna öylece talip oldum
Gayrıda kalan her olaya
Sebep sormadan güldüm dedi
MERYEM sözü aldı:
Doymayı düşündüğüm her anda
Hurmayı gördüm
Sevgili dilediği kadar verir dedim
Kumdan geleni gördüm
Kement atanlar beklerler
Elinde tutanlar saklarlar
Uymayı dileyenler
Gönüllerini paklarlar dedi
MERYEM selamladı
Var ise bir yudum suyum
Gelenlere yeterlidir soyum, demedim
Hangisi benim payım? dedi
HACI BAYRAM söze geldi:
Güneşte elimi göze siper ettim
Dost ile ömrümü
Kadere bağladım
Bilenden aldım
Bilmeyene ekledim
Cümlesi gelir diye
Ömür boyu bekledim
Kimi yazana
Kimi gezene kaydını saydı
Kimi de olsa olmasa
Bilgisini soydu
Bilenin soyduğuna
Bilmeyenin saydığı şahit oldu
Allah’ım, bilmeyenin şahitliğine
Cümlenizi layık görmesin
Bunaldım diyenler
Deryada çiğ balık yiyenler
Pişmişini tarif edebilir mi?
Pişmişini yiyenlerden
Gerçeği almazsa
Hatasını bilebilir mi?
Senden umduğunu bulamazsa
Vermedi diye şahit olur mu?
Olursa Allah’ım cümlenizi esirgesin dedi
HACI BAYRAM güzelden güzel ile
Arınmışlara selamını iletti
Meydan bizlerden verilir
Resulü’nden sorulur
Her Meydan’ın erlerine
Meyvenin olmuşu sunulur dedi
HAMZA DOST güzel günde
Gölgesiz yönde
Cümlenizi selamladı, söze girdi:
Pişmiş balığı yiyenler
Gerçeği kaynağından alanlardır
Çiğ balık yiyenler
Kendinden uzak kalanlardır
Kulluk ile bağımlı olmayan
Bağımlı olanı gerçekten saymayan
Kandile yağ koysa da
Işığını kimseye tutmayan
Ne var ki Meydan adına
Seni beni birden satmayana…
Bencil;
Gölgenin karanlığında olana denir
Onun ile balığın çiği yenilir
Allah’ımdan niyazımız
Kendinizde olanı
Kendinize buldursun
Hangi düzende kalacağınızı bildirsin
İçtiğiniz suyunuza kandırsın
Dilediğiniz aşkınıza yandırsın dedi
HAMZA DOST cümlenizi selamladı
Fahri seyrana daldı
(Soru: ‘Fahr-i Alem’ Resulü
mü?) Eyvallah
Seyirde birliğe güldü
(Soru: Birliğin her an devamı?) Eyvallah
Ağlayandan gülenden
Dökülen yaprağı sevenden
Her yaşta, her başta olanı sayandan
Allah’ım razı olsun
Rızası cümlenizi bulsun dedi
Resulü cümlenizi
Dost kapısına çağırdı
Gölgeler silindi ise
Bağlama düğümü
Darda kalındı ise
Saklama öğün
Bilen kuluna
Her günü düğün dedi
ALİ söze geldi:
Her çevrede
Alışılmış düzeni bilmeyen vardır
Bilenlerden almayana
Her günü zordur
Çağrıya uyalım
Gerçek günü gönülde duyalım
Her dileyene
Pişirdiğimiz aşı sunalım
Resulü’nün sözünü
Her gün niyazımıza katalım
Attığın düğümde
Katığını bulayım
Senden geldim
Senin ile olayım Allah’ım diyelim
Selamı cümleye iletelim dedi
ALİ selamladı
ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|