21 ARALIK 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Her günümüz aydın olsun
Söze geldik
Yolumuz açsın
Gölgeyi silenden
Gönlümü seçsin
Cümlenize selam olsun
Göklerde uçan kuşlar
Sohbetinize gelsin
Sulardan balıklar
Yollardan karıncalar
Nasiplerini bulsun
Her adımda kul
Kendi kendine dönsün
Allah’ım cümlenizden razı olsun

Güle güle geldim
Seferden gelene sordum
Kuşlarla söyleştin mi?
Dost kapısında
Hak adına bekleştin mi? dedi
YUNUS’um her günün gecesine
Gönlünü güneş misali açtı:

Gelmeyi diledikte
Niyetini eledikte
Kulun yolunda taş kalmaz
Gönlünü bağladıkta
Kumda olsa dahi
Taşı görmez
Taş var diye
Bahane sürmez
Değişen olaydan
Gelişeni sormaz
Sorsa sormasa güleriz
Hak adını
Her öğünde anarız
Soframız açık ise
Dileyene sunarız dedi
YUNUS’um gönülden gönüle
Selamını iletti

Al giysem boyanırım
Şal giysem dayanırım
Hal aldım güvenirim
Seyran güzelden gelse
Sevgimde gerçeği görse
Nazlanır, nazlanırım dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı
Bir kova suda
Üç balık besledi
Bir dal ile
Bağını süsledi
Gönlünde emre uymayan varsa taşladı


Benden seni ayıramam
Sen yok isen
Gerçeği duyuramam
Haşlasan da
Boşlasan da
Seni beni çözmeden gel
Bir satırı çizmeden bul dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Soğuk sıcak
Bir günün meselesi
Güzel çirkin
Bir ömrün kasidesi
Gelsem senin emrine
Desem; Ömrün rengi ne?
Gölgeyi aşardım da
Güneşte koşardım da
Nefisten kaçardım da
Bir zerremden geçmezdim
Biri ak biri kara diye seçmezdim dedi
HAMZA DOST söze geldi:


Dayandır Allah’ım
Sevgim oldu silahım
Günden güneşten saklar
Başımdaki külahım
El aldım sevindim
Güle baktım övündüm
Sensiz bilgiden arındım
Benden beni soranlara
Birlik diye değindim
Saydığım, övdüğüm
Sevdiğim, duyduğum
Senden Yüce Allah’ım dedi
HAMZA DOST selamladı

Bağda sepet aradım
Üzümü toplayım diye
Bağcı geldi duvara dayandı
Günün yorumu ile uyandı
Beklediğim nasibi
Benden diledi
Elbet paylaşırız
Dost halinde uylaşırız dedi de
PİR SULTAN ABDAL aradığı sepeti buldu
Mayayı tepsiye yaydı
Üzümler toplanacak
Yapraklar katlanacak
Sorguya gelenlere
Niyazdan diyenlere
PİR SULTAN ABDAL selam verecek
Kalanlar kutlanacak dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü
KAYGUSUZ’a verdi:

Bilen ile bilmeyene
KAYGUSUZ perde gerdi dediler
KAYGUSUZ’u yerdiler
Kimse kimseye perde germez
Dost kapısına
Nasibi olmayan gelmez
Yanan ocağa elini
Aklı olan koymaz
Gel güzel gel
Bildi isen kendini
Gel güzel gel
Açtı isen bendini

 



KAYGUSUZ söze geldi
Sözünde gerçeği verdi
Geleni kalanı gördü
Soframız aç olanın değil
Muhtaç olanın mekanıdır
Açlık, aradığı Dostu bulamayanın halidir
Muhtaçlık, Dostu bulup doyamayanın halidir
Gayret kulunun emeği ise de
Yapıya hizmette kullanılıyor ise
Gereğini bulmuştur dedi
KAYGUSUZ selamladı


Allah’ım,
O’nun hizmetini yüklenenlerden razı olsun.” dedi
İBNİ SİNA sözü aldı:

Bağırdım er yoluna
Yol bizim dediler
Bağırdım her kuluna
Gönül dizin dediler
Yoluna gönül verdiler
Değirmene buğdayı taşıdılar
Sular akacak
Değirmen dönecek
Nasibi olan ununu alacak dedi
İBNİ SİNA dost adına
Üç öğüt verdi. Cümlenize

Sürüyü biliyor iseniz, Çoban’a uyunuz
Almayı diliyor iseniz, Hak sözünü duyunuz
Ayrıda kalana, dost elini veriniz
Dilerse tutar
Dilerse arkaya adım atar
Zorlamayınız dedi, selamladı


Buğday elde beklerse
Bir avuç toprağa eklerse
Bir ambar doldurur dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

Yağmur yağdı tarlana
Elinden alan mı var?
Sür toprağı
Ver yaprağı
Yerden göğe güçlensin
Yaprak yerde kalırsa
Yolunu düzenden
Ayırana ibrettir
Yolunu arayana hikmettir
Yerden bekleyene nimettir dedi
HACI BAYRAM selamladı

Beklediğim
Bilgim ile bu mudur?
Dediğim oldu
Kendimden gelene
Kendi aklım uydu
Dar gelen yoldan
Meydana çıktıkta ancak
Gönül ile aklım birliği kurdu
O zaman gerçeğe
Mantığım girdi
Dedim ki;
Ben bana baktığım müddetçe
Senden ayrı kalırım
Akıl dilediğince yönelir
Gönül beklediğince
Mantığım araya girerse
Aykırı giden aklımı dürterse
Gerçeği bulur
Seni beni birlerim dedi
VEYSEL’im sözü aldı:


Hani seni bana bulduran
Hani senin ile beni olduran
Hani gönlümü aşkın ile dolduran nerde? dedim de
Nefsimi nefesin ile
Binbir zerreye böldüm

(Soru: Buradaki Nefes’ten murad nedir?) Sana üflediği

Bir adımda zalim idim
Bir adımda alim
Binbir adım attım da
Oldum kulun dedi
VEYSEL’im selamladı

Mevlâna’yım!..

Doğduğum güne baktım
Her güne ayrı çerağ yaktım
Kandile aynı yağı döktüm
Işığı tez gelsin
Dileyen tez bulsun diye
Işığına alıştık
Kaderine gülüştük diyenlere
Öğüdüm olsun:
Işığı gördüğün sürece
Karanlığı bilmezsin
Yağı bittiği anda
Aradığını bulamazsın
Onun için her an tazele
De ki; Ulaşılmaz güzele
Her günün ayrı özelliği
Her anın ayrı güzelliği vardır
Güzelliğin tarifi
Denilmesin, zordur
Ocağı yaktım ne güzel
Pencereden baktım ne güzel
Doğruya niyet kurdum ne güzel
Her olaya güzel dersem
Çirkini soframa koymamış olurum



ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah