|
MEVLÂNA'yım ben!
Hazır olan her kulu
Bilir gideceği yolu
Suyun aktığı yerde
Söz
bitmez
Sürüyü çoban olmayan gütmez
Sepetinde üzüm olan
Asla
ceviz satmaz
Oyun demeyelim her olaya
Gönül koymayalım
Gölgeyi silene
Mevlâna’yım!..
Yumuşak gelirim
Yumuşak bilirim
Hak adına veririm
Seyri
yoldan alana
Gayret diye veririm
Kuşağın iz bıraktığı yerde
Yerden göğe söz alırım
Diyen ile gölgeyi gördük
Gönül yapısında
Yorumu sildik
Yoldan geldim Gül adına
Gül’den verdim Hak aşkına
Dost ver
dedim
Güzeli buldum dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Bahr ile yıkandım
Yerden göğe
Gerçek ilmi takındım
Marifet diyen
ile
Hakikatı giydim diyene
Allah’ım koru dedim, sakındım
Marifet asla kulun hizmetinde değildir
Hakk’ın hikmetindedir
Hizmet kulun kulluk görevidir
Mükafatı gönül yapısına kaydolur
Hakikat, günlük olayın yeri değildir
Yanılmayın, her varolan hakikattadır
Bilincine, asla varamaz desek
Yersiz olmaz
Çünkü dünya gözü
Görmeye dayanamaz
Bilmeye dayanmaz
Bilse de
uyanmaz dedi
YUNUS’um hakikat ilminin
Günlük yorumlarda
Çiçek
yaprak misali
Elden ele değil
Gönüllerde gelişmesi
Dilden dile
değil
Hallerde buluşması gerektiğini bildirdi, selamladı
Bağladığımız her olay
Kapıdan kapıya ulaştırır
Boyumuz, doğudan
batıya ulaşır
Dilese dilemese
Sevgimiz cümleye bulaşır
Güneş
her kulunu aydınlatır
Sevse sevmese
Karar Yüce'dendir.
Dost
diye geldik söze
Güzelin tarifini verdik cümlenize
Ne dün
ayrıda
Ne gün gayrıdadır
Mayayı aldık ele
Kitabı verdik dile
Selam dedik sorduk Gül’e
Senin ile sana varalım
Allah’ımın
emrini
Senden soralım
Yemen’den toz gelmez
Söz gelir
Buz
varmaz
Güneşte erir
Kul Rabb’inin emrini
Kitabında görür
Gümüş ile alıştık
Altın ile oluştuk
Dünde günde buluştuk
Gelene
cümlemiz
Selam vereceğiz
HAMZA DOST adını
Gönüllerde göreceğiz
Tarlamızı ekelim diye süreceğiz
Ekin nerde? diyene
Buğdayı
sunacağız
|
Aldık verdik
Verenden sorduk
Yemen sözü bağlar da
Gelenden gidenden
Bekleyene ulaştırır denildi
Sözümüz, sözcümüzden verilir
(Soru: Sözcü
kim?)
Öğüt alan
Yazımız ile birliğe varan
Sözümüz dünden güne
Onbeş
yıldır veren
(Soru: Sabahat Abla mı?)
Eyvallah
Her öğünde
Her düğünde geldiğimiz
Her düğümü
çözdüğümüz bilinir de
Yağmur yağsa
Çamura söz edilir
Güneş ile
sözümüz
Birliktedir gözümüz dedi
HAMZA DOST, Yemen’den gelen
selamı
Cümlenize iletti, selamladı
(Resim verilir: CENGİZ KAAN)
CENGİZ KAAN geldi ise
Cümlenize güldü ise
Selam olsun
diyelim
Hak adına selamlayalım
Elden dilden gayret ile
Olaylara hayret ile
Yaratanım kudret ile
Selameti buldur
bize diyelim
Mevlâna’yım!..
Bağlı ipi çözelim
Dost adına gezelim
Güzel gelmeyeni çizelim
Görgümüzü, aldığımız ağaçtan
Çekti isek
Bildiğimiz toprağa
Çöktü
isek
Aynayı yüzümüze tutalım
Bilgimizi bağışlayana açalım
Bağışlayan her niyette
Yerden göğe gerçek olanı verir
Dost bahçesinde
Cümle ile aynı gerçeği buldurur
Ben eğildim yazana
Selam verdim düzene
Aydın gelen
Gölgeyi
silen dedi ki;
Senden seni silmeden
Bende olana bakma
PİR
SULTAN ABDAL adım
Gölgeye katma
Kendimi okudum
Bilgimi
dokudum
Bülbül oldum şakıdım
Dağlarda dolandım
Her yaprağa
sordum
Beni gördün mü?
Dediler ki;
Her zerreye sevgini sürdün
mü?
Zerrelerime sordum
Bilginiz eşit mi?
Dediler ki;
Gerçek
içinde çeşit
Her birine selam verdim
Kum üstüne dize durdum
Allah’ım beni benden silesin
Senden gelen ile
Bendeki
gerçeği buldurasın
İşte niyetin gerçeği budur dediler
Her
zerremi çeşitten eşite ördüler
Anda perdeyi gözüme çektiler
Bir
an ömrüme yetti
Kul olma bilincini
Gönlüme kattı dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Selam birliğe
Selam gürlüğe
Selam zorluğa nokta koyar
Bilmeyen buz üstünde kayar
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür
Resulullah
|