14 EKİM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Kuşlar ile söyleştik
Sularda hep oynaştık
Cümle ile yollarda kaynaştık
Güzelin tarifinde
Öylece uyuştuk
Selam olsun cümlenize
Selam olsun
Yoldan, halden, gönülden,
Gül’den her gelene

Aynaya göz attım
Ayrana söz ettim
Çorbaya tuz kattım
Her yolun ayrısına
Her kulun dileğini kattım
Gördüm ki;
Ayrı ayrı gelenler
Ayrı yönü bilirler
Ayrı sudan içerler
Ayrı sözü seçerler
Halbuki doyduğumuz gibi
Uyduğumuz da tektir dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Bir gönül öbür gönüle
Ağırlığını sorsa, gülenden oluruz
Gönül dolu ise
Ölçüsü kainattır
Altın ile gümüş ile değil
Sevgi ile doluşur

Az yedim, çok dedim
Az gördüm, çok övdüm
Güneşte gölgeyi aradım
Dağ eteği barındırır
Ağaç kütüğü korundurur dediler
Yaprağı kuru ağaca gönderdiler
Oturdum, bilgimi toprağa kotardım
Toprak sözü bildi de
Emeğimi aldı da
Bana taze fidanı verdi
Öylece kaynaştım
Toprak ile oynaştım
Güneş ile söyleştim
Bilmediğimi, uymadığımı
Onda öğrendim

 



Dünyayı yerden biliriz
Bilgimizi yer ile birleştiririz
Öğrenmezsek körleşiriz
Aldığımıza, bildiğimize
Şükür Allah’ım diyelim
Bilmeyene niyaz edelim dedi
YUNUS’um selamladı


Merdiven dayadık
Kapısını boyadık
Selam verse dediler
Sevgi ile kaynadık
Örtü geldi açalım
Taşı aştık geçelim
Sofrayı açacağız
Sohbeti hep beraber kuracağız
Nasibine ereceğiz

Bir bir oturduk
Yemen’den selam getirdik
Uyumsuz geleni bitirdik
Değirmen dönecek
Ak ışık yanacak
Duran su donacak
Gerçeği bilen
Akan suyu bulacak
Develer adım adım giderken
Gerçek şarabı yudum yudum içecek
Gölgeyi, birliğin temeli olan
Ağaçtan dileriz
Bilgiyi, nasibi olana veririz


Elden ele
Sevgimiz ile Gül’e
Gül’ün verdiği ile gerçeğe
Seni beni bağladık
Allah diye ağladık
Sevgimiz döne döne
Gönlümüz yana yana
Her dala kona kona
Geldik durduk cihana
Selam olsun cümleye


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah