18 EKİM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Kendi kendime sordum
Her olayı güzele yordum
Elden ele
Yerden göğe
Birbirine yardım
Dağılanı toplar
Cümlenize selam olsun
Yoğun gelen her olayda
Kul kendini bulsun

Çaydan geçtim
Atımın yardımında
Denize vardım
Gönlümün yordamında dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Doğruyu bildim geldim
Eğriyi sildim buldum
Kaşığı ele aldım
Dost kervanına katıldım
Maviyi denizde bildim
Havada buldum
Yeşili gözde gördüm
Yapraklarda serdim
Her olaydan
Gelene gidene sordum
Doymayı bildin mi?
Doydu isen
Verene uydun mu?
Her yüzde
Gerçeği soydun mu? dedi
YUNUS’um selamladı

Ağaçları bir bir saydım
Renklerini gönlüme koydum
Davar olsam
Çayırda dursam
Beklemek değil
Haklamak olurdu yaptığım
Davar değil isem
Dağları taşları
Düzeninde bırakır
Kendi gönlümü paklarım dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:


Ne yasak olandan
Ne korku salandan
Yol sormadım
Karanlık denilen olayı
Kötüye yormadım
Sahibim ile geldim
Aldığımı bildim
Gönlümü,
Kendi karanlığımı
Silerek aydınlattım dedi
BEHLÜL’üm selamladı.

Darlığa yer vermedik
Varlıkta düzensiz olanı görmedik
Her renge talip olduk
Verilen ile nasibimize uyduk dedi
VEYSEL’im sözü aldı:


Doğru eğri var ise
Bilenden bilmeyene zor ise
Güzelin tarifi sendedir
Doğru eğri silinir de
Bilen bilmeyen övünür de
Güzel ile hal olursa
Tarife ne hacet? dedi
VEYSEL selamladı

Bir atın sırtında durduğum
Yerin üstünde bildiğim
Her konuyu düşledim
Akan suyu taşladım
Kendi gönlümü
Kendim haşladım
O zaman;
Gerçeğin düşlenemeyeceğini
Sadece yaşanacağını öğrendim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

At sırtına alırsa
Kul kendini bulursa
Gönülden gönüle
Sevgisini iletirse
Bahane, taş mı? toprak mı?
Ağaçtaki yaprak mı?
Görgünü eğitirsen
Gönlünü büyütürsün dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Kayguyu kaygusuz almaz
Aramayan bulmaz
Ayağına buz gelse kaymaz
Seyir güzeldir sayanın
Gönlünü kirli çamaşırdan soyanın

 



Doyduk rahmetine
Girdik zahmetine
Ne güzel dedik
Birliği bulduk
Selam ile aldık
Selamet diledik
Kar yağdı yol üstüne
Kuş geldi dal üstüne
Yoğurt verdi sütü aldı
HAMZA DOST güzeli sordu
Güzel tarifi, hoşnut eder arifi
Dumanı sildik geldik
Gönülden uyduk gördük
Nerde? Nasıl? demeden saydık
Kim olursa olsun
Nerden gelirse gelsin
Yaratanın verdiğisin dedik
Sevdik sevdik
Doğuya niyaza durduk
Kayguyu silelim dedi
HAMZA DOST selamladı

Yumuşak olalım
Geleni bilelim
Sade yolda
Doğru olan ile kalalım
Geleni selamlayalım
Gamsız gelen her kulu
Bilecek gerçek yolu
Aldık geldik selamı
Resulü’nden kelamı

ALİ adım, güzelde aşkım
Doydum güzel ile
Duydum güzel diye
Her alan bilsin
Aldığı öğüte uysun
Dağılan, tarafınızdan toplanır
Kaygu asla
Dost dediğiniz her varlık
Hizmetiniz ile silecek darlığı
Açılacak kapıda
Bulacak olacak
Körlüğü silecek
Aynayı yetersiz demeyin
Gayrıdan gelene gülmeyin
Birden bire adayız
Gönülden aldığınız gibi
Sorguları sildiğiniz kadar, burdayız
Selam olsun
Resulü’nden bilen her kulu
Gelişte O’na gülsün dedi
ALİ selamladı

Baktığım bağı belledim
Alandan olumsuzu sakladım
Sevgim ile cümlenizi gözledim dedi
HACI BEKTAŞ yerden göğe
Allah’ın rızasını diledi


Gönlüm gökyüzü gibi açıktır
Aydın olduk
Kömürden gerçeği bildik
(Soru: Olumsuzdan olumluya varabilmek?) Eyvallah
Karar ne sende, ne bende
Ne yolda, ne handa
Doğruya geleceğiz
Resulü’nün selamı ile güleceğiz dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Kaydımı sorayım dedim
Deftere göz attım
Gelen güne söz ettim
Sevgi aldım, bilgi sattım
Adıma gelen her kulunu
Kuşlara benzettim dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

Kuşlar seni beni
Yüksekten gözlerler
Varsam yanına diye özlerler
Asıl olan, ayrıda gayrıda değiliz
Bağlı asla olmadık
Ne var ki bedenden ayrı kalamadık
Benliği yeterince silemedik
Yeterince dediğimizde
Rabb’imin iznince demektir dedi
HACI BAYRAM selamladı


Her nokta birbirinin eşiti değil diyene de ki
Hiçbir zerre gerçeğin çeşiti değildir 


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah