26 EKİM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Niyet kurduk
Dost sofrasına geldik
Gölgeyi sildik
Nerden verdin? diyen ile
Örtüyü sorana
Yemen’den dedik
Yüce ağacın meyvesini
Cümlemiz yedik
Selam olsun
Her satırda bilen bilmeyen
Gerçeği bulsun
Yemen’den aldık diye
Gönülde oluşana
Bilgide bulaşana
Yerli yersiz sormadık
Öyle uyduk ki söze
Çıkmaz sokağa girmedik dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Bağladığım düğüm çözülür
Okuduğum her satır çizilir
Gerçekte bağdan bağa gezilir dedi
YUNUS’um selamladı

Bağda asmayı buda
YUNUS misali
Su başında dur da
Benden mi? Senden mi? diye sor da
Daldan dala alacağın
Gül yaprağında bulacağın
Beni seni silecek
Gerçek olanı uyan bilecek dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:


Kar tepeyi sardığında
Tepede sofrayı kurduğunda
Yiyeceğin aş
Daldan aldığındır
Giyeceğin fistan
Nurdan bildiğindir
Dost ile Dostluğu bulursan
Güzel çirkin böldüğündür
Çevreyi sardım başa
Kaşığı vurdum aşa
Oturdum koca taşa
Ne verse yiyeceğim
Şükür Allah diyeceğim
Bağlı atı çözeceğim
Ayak ile gideceğim dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Tavrımın düzenini bilirsem
Senden duymam
Atımın dizginini
Elde tutarsam
Kayguyu almam
Ya Allah dediysem
Asla darda kalmam dedi
KAYGUSUZ söze geldi:


Söz ustası, saz hastası
Deseler, uymaz
Yol ehli, YUNUS halli
Deseler, duymaz
Kozu elinde olsa
Dileyene vermez
Öyle ise
Yolu bilsin
Kendini bulsun
Öylece sofraya gelsin dediler
Altın ağı yol üstüne serdiler
Selameti gerçeğin ışığında buldular dedi
KAYGUSUZ kendi ölçüsünü
Cümlede birledi

Aydan gedik açsalar
Yıldızdan yıldıza geçseler
Gölgesini sorarlar
Bildiklerine yorarlar
Ne ayda, ne yıldızda
Bilgince bulamazsın
Almayı dilemezsen
Söz ehli olamazsın dedi
KAYGUSUZ ile
YAHYA EFENDİ söyleşti
Ne yorum yeterlidir
Ne sorun biterlidir
Rabb’im ne yazdı ise
Kulu için o geçerlidir
Yazanın yazdığı gibi
Okuyanın aldığı kadar
Boynumuz, yozan ile değil
Uyan ile dizdedir
Gönlümüz sevgi ile hazdadır
Her birimiz
Günü günü sözdedir

 



Çiçekler dizi dizi
Böcekler yüzü güzü
Cümlenin görsün gözü
Bir kanat, bin kanaat
Bilirsen Eyvallah
Bilmediğin olayı bu yana at
Diledik Resulü’nden
Esirgemesin şefaat
Gül yüzümüz gülecek
Gönülden bilen
Hali ile aldığını verecek
Yol bizimdir derlerse
Hakk’ın sesi gelecek
Diyecek ki;
Benden sana yol açık
Sende hani niyet?
Yüce’ye diyelim ki;
Geldiğimiz, bilmeyi dilediğimize uyacak
Duyduğumuz an
Düzende yerini alacak
O zaman niyetimiz sana
Gönlümüzden gelecek
Bayram o gündür dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

Su verdik tarlamıza
Yer bulduk ocağımıza
Gönülden sevinç aldık
Cümlede gerçeğe özlem gördük
Her adıma niyette miyiz?
Ya Allah diyerek
Sohbette miyiz?
Gün güzel, yol güzel
Cümlede hal güzel
Öylece kalalım
Her yaprakta geceyi silelim
Gök kubbe gölge almaz
Bilen yorumdan kalmaz
Duman arasa da bulmaz
Çevreyi aşandan
Desteyi sormaz dedi
Dayandığı ağacın gölgesinden
MERYEM sözü aldı:


Deste deste ip aldım
İpi kuyuya saldım
Yerde kalmasın diye
Bebeği beşiğe koydum
Gönlümü arınsın diye
Bilgime soydum
Her nimetin mihnetine
Şüphesiz katlandım
Güzel ne güzelmiş Rabb’im
Sevgin ile sevgilin yücelmiş
Duman yersiz diye
Kendinden kendine
Gerçeği bulmuş
MERYEM buymuş diyen ile
Niyaza durmuş
Dağlar eğilmiş de
Kulağına sormuş
Nerden? Kimden?
Nesneyi zerrede var eden
Zerre ile hikmetini gösteren
Rabb’im ne yücesin
Yorumda hataya düşülmesin
Dağların MERYEM’e sorduğu
Gerçeği nerden bulduğudur, İSA’yı değil
Nemli toprak verimlidir
Bilen kulu sorumludur dedi
MERYEM her zerresinin
Cümleniz için niyazda olduğunu söyledi, selamladı

Bilgimiz bilen için noktadır
Yazan için noktanın milyonda biri
Bilen ile öğünelim
Bilgimize değil
Kaygumuza örtü koyalım
Açık gelen bilgiyi
Asla yokuşa sarmayalım
Yemen’den gelen bilgi de
Nokta mıdır? denilir
Her alınan bilgiye bilgi eklenir
 


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah