14 EYLÜL 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Komşudan komşuya
Selam götürdük
Her konuda
Sorguyu bitirdik
Bardak olduk
Akan suyu taşırdık
Dağdan dağa
Bilgiyi aşırdık
Cümlenize selam olsun
Her satırda aldığı güzele
Nokta koysun

Sular yukardan aşağı gelir
Ağaçlar aşağıdan yukarı büyür dedi
YUNUS'um sözü aldı
Aldı da akan suya daldı:

Gölde yol bulamadım
Balık ele geldi alamadım
Sevgiye açıldım
Varolana doyamadım
Çimen oldum ezildim
Duvara taş diye dizildim
Gerçek yerimi sordum
Kumda tanesin dediler
Belledim, gönlümü gülledim
Yoğun gelen her olaydan
Hakk adına özgürlüğe katıldım
Hem özgür olayım
Hem bağımlı kalayım
Söz ile geleni
Saz ile çalayım
Saz, bağımlılığa
Söz, özgürlüğe misaldir dedi
YUNUS'um selamladı

Ne derlerse desinler
Asla gerçekten ayrı demesinler
Mayayı vurmazsan
Süt yoğurt olmaz
Peynir sofraya gelmez
MERYEM, YUNUS ile söyleşti
Yerden göğe gerçek olanı bilişti

MERYEM diye anıldık
Her ağaçtan sorulduk
Gölgeyi aşmak için
Gide gele yorulduk
Her taşa isim verdik
Toprağı verimli bulduk
Unutulmasın!
Hava, güneş, su var ise
Toprak verimlidir
Özellik değil, zorunludur
Çünkü yaratılmışlığının hikmetindendir
Kul olmak, kulluğunu bilmek
Özellik değil güzelliktir
Çünkü kulluğunu bilmek zorunluluktur
Dost olmak, dost bilmek
Kendinden kendine hizmettir
Hakk cümle kulunun dostudur
Özel kullarının değil
Konuya söz ile girdik
Her kulunda
Rabb'imin sevgisini gördük
Dayandığımız sadece O'dur
Verdiğimiz her satır O'ndandır
MERYEM anıldığı an niyazdadır dedi, selamladı.

Zengin fakir bir lokmaya
Soğuk sıcak bir hırkaya
Cümle alem bir fırkaya selam verir
Dost görür
(Soru: Fırka'dan maksat ne acaba?)
Dostlar söze gelirse
Eşitte cümleyi görürse, gülerler
Dostlar söze gelirse
Çeşitte cümleyi görürse;
Fırkaya ayak koyarlar
Her birine adını sayarlar
Konuk gelenden aldık
Her sözünde
Tek tek durduk
Ayrı fırkalara sorduk
Baştan sona dediler
Unutulmasın, güzellik çeşittedir
Eşit gelen her konuda
Gönül çeşit arar
Gözünde sadece mavi veya yeşil rengi görmek
Kulun gerçeğe uyumunu sağlayamaz
Bilincine bağlayamaz
Onun için kainat fırkalara bölünmüştür
Elbet bilgi olarak
Gerçek bilim
Alemlerin tamamıdır

Boyumdan değil
Bağımdan söz alırım
Her gönülde
Resulü'nün sevgisini bulurum dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Bundan yolum açılır
Şundan sözüm geçilir diyenler
Aynı fırından ekmek yiyenlerdir
Dağılan toplandımı
Ekilen katlandımı
Güzel deriz güleriz
Her kumu
Taş olmasın diye eleriz dedi
HAMZA DOST selamladı

Yorumdan aldığımıza
Yerden göğe katıldık
Az gelene çok gelen ile atıldık
Seyre dileyen gelir diyene sözümüz;
Gerçek asla seyir mahalli değildir
Vareden varettiğine
Dost halinde ise
Dostluk perdesini açar
Gerçek yaşanır
 



Mevlâna'yım!..

Her sözde birliğe
Her özde gürlüğe bakarız da
Gönüllerde çerağı yakarız
Nasibine suyunu dökeriz
Gerekirse ayağından taşı çekeriz
Verdiğimiz satır satır okunsun
Yorumumuz gönüllerde dokunsun
Her kulu gerçeğe uymayandan sakınsın
Kuşakta bel izi olmaz
Belde kuşak izi kalır, eğer taktı isen
Olay kuşağın izidir sadece

Komşuya su verdim geldim
Konuktan kaynağı sordum
Almayı denemedim
Kimseyi sınamadım.dedi de, sevindim
Kement attığım her olayda
Niyetim var ise de
Rabb'imin emrini buldum
Seyre, ayrıya düşmeden geldim dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Taşlı yol yorarsa
Yolunu çevirirsin
Günden güne
Bilgini devirirsin
Ne gelen arkana kalır
Ne geçen
Senden önce varır
Yerden bilme yolunu
Taşlı da olsa
Kumda da kalsa
Kul niyetinde bulur
Bulduğu halde kalır dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

(Soru: Yorumsuz cümleniz yok mudur?)
Doğuşun bilincinde
Ölüşün yolundan görülür
Doğum ve ölüm dahi
Yoruma tabi tutulur
Öyle ise her kulu
Bilincinde kendi özünü yoklamalı
Gerçek ile katlamalı
Asla vehim katmamalı!
(Soru: Yani görevler de, hizmetler de yoruma tabidir?)
Yapının özelliği, YUNUS misali..
Dergahta uygulandığı günde
Yorum değil bilim vardır
MEVLÂNA, YUNUS söze gelir
Gerçek bilgi verirse
Gerçek olduğuna
Şüphesiz inanılır ise
O gün, bu gündür
O gün yaşanan
Bu gün yaşanır
Kuşlar kuş olmanın bilincindedir
Asla yorum yapmazlar
Kul olmanın bilincine ermek için
Yorum yapma gereği vardır

Her yüzyıl bir fırkanın emridir
Allah'ımın fırkalara emridir
MEVLÂNA, yüzyılın onbeşinci yılındadır
Dağlar taşlar söz verir
Dostlar size iz verir
Gönüllerde görür de
Elinize saz verir
Dost olalım, dost bulalım
Cümle ile dost kalalım
Her kapıda
Rabb'imin adına duralım
Ne der? Ne diler? soralım
Dilerse un ile helva karalım
Dilerse yarasını saralım
Düşerse ayağa kaldıralım
Yalnız unutmayalım
Yaptığımız özellikten değil güzelliktendir
Her kulu özeldir
Kulluğunu bilmek güzeldir
Şarkıyı her kulu söyler
Sesi güzel olanı cümle dinler

Beyt'ine geldik selama durduk
Allah Allah dedik seyrine daldık
Varolan, varettiğine
Alemleri bahşetmiş de
Varettiği bir taşın gediğine
Söz etmişse
Açığını ortaya koymuşsa
Zor olanı seçmiştir
Her zerre, her anında
Rabb'ine secde etmiştir
İşte kul bunu biliyor ise
Kendini bulmuştur
Sen bilsen bilmesen
Uysan uymasan
Zerrelerin gerçeğin bilincindedir
Kov aklından şüpheyi
Yol güllerin yoludur
Kumun getirdiği kulun bitirdiğidir

ALLAH'ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

(Soru: Fırka burç değil midir?) Hayır
Fırka; kulların bilinç düzeyinin
Uygulandığı bölmelerdir

(Soru
: Yemen bir fırka mıdır?)
Yemen, fırkaların düzenlendiği makamdır

(Soru: Dünyayı yöneten bir fırka var mıdır?)
Yasa ne diyorsa
Onu getirelim
Uymayanı bitirelim. Eyvallah


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah