15 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Kervan olduk yollarda
Yorgunluk bilmeden
Yeşil renge kavuştuk
Kayguya hiç düşmeden
Gölgesiz gönül bulduk
Olayları deşmeden
Cümlenize selam olsun
Seven her kulu
Sevgiliyi bulsun

Geçit vermeyen yol
Bizden değildir
Gerçeği söylemeyen dil
Sözden değildir
Güller açtı ise
Yazdan değildir
YUNUS ile söyleştik
Yuva’ya geldik bekleştik
Olanın olmayanın konusunda dertleştik
Dedik ki;
Olan ile bulana vermek ne güzel
Dağlardan su misali
Deryaya inmek ne güzel
Bilgimiz ile oluştuk
Yuva’da güzel ile buluştuk
Ne güzeldir bilişmek
Ne güzeldir
Hak yolunda buluşmak dedi
YUNUS’um her sözün özünü
Hak diye bağladı

Çevrede duman gördü isen hayra yor
De ki; Rahmetine
Çevrede yoğun hizmet gördü isen sevin
De ki; Rahmetini getiren zahmetidir
Yapraklara adını yazdım
Adın ile kainatta gezdim
Her düzende Varedeni sezdim dedi
MERYEM sözü aldı:

Karıncanın yuvasında
Neşe gördüm havasında
Ocağı yansın
Sofraya lokması konsun
Suyu dilediği kadar alsın
Desin ki;
Binbir zahmete
Binbir rahmet
Her nefeste
Binbir hikmet
Güzelden alıştım
Gerçekte buluştum
MERYEM ile söyleştim
Hak’tan gelen
Ne yazandan
Ne bozandan
Sorguya düşmedim
Nağmeyi her sözde bildim
Naz ile gelene güldüm dedi
MERYEM selamladı

At sırtına oturdum
Yerde ekini bitirdim
Dost kapısına götürdüm
Bilen aldı
Bilmeyen öteye saldı

Mevlâna’yım!..


Her adım sayılıdır
Allah Allah diyerek
Hak urbası giyerek
Yama yeri almadı
Açık gelen kalmadı
Bilmeyi dilemeyen
Dilenen kapıyı bulmadı
Kayguya yer yok
Zahmetine girecek
Kendini aynada görecek
Bildiğine o zaman uyacak
Senden gelen sesi duyacak
Ona de ki;
Gönlün gül bahçesidir
Dilin Hak bohçasıdır
Derman dilersen Yüce’den
Ömrün uyanır geceden
Senden gelene uyacak
Seyirde olanı silecek
Kaygu etme
Yapraktan gelen sesi
Günün yorumuna versin
Alacağın Hay sesidir
Her yaprak Hay diye inler
Hu diyeni dinler
Bayram o gündür ki;
Hay denilen anda birliği kurmak
Aykırı gelen her sesi kırmak
Cümle yaratılmış
O gün, o an Hay der
(Soru: Kadir gecesi?) Eyvallah

Barındığın yuvada
Korunduğun havada
Saymayı dilediğin
Gönülden katılır
 



Oyundan değil
Uyumdan dilediğin
Gerçek diye katladığın düzende
Elinde kalana sahip ol
Olduğun güne
Nasip diye uy
Her zerresi katlanacak
Güzel günde kutlanacak
Dilemek, yerden göğe
Niyazına eklenir
Uyduğun her olayda
Nasip diye beklenir
Her çuvala düğüm atasın
Dilediğin yola katasın
Elimizi uzattık
Tez tutasın

Omuzunuzda el izi
Sofranızda Gül sözü
Doyumsuz geldik
Asla uyumsuz olmadık
Dost sofrasında kalmadık
YUNUS ile söyleşenden
Yerin nedir? sormadık
Düz ovada tez gideriz
Bereket Allah’ım deriz
Sürü yolda, seyri Gülde
Al diyenden alırız
Toz diyenden biliriz
Korkuyu anda sileriz
KAYGUSUZ ile YUNUS’a güleriz


BAYRAM senden aldık mı?
PİR SULTAN ABDAL ile bulduk mu?
SARI ANA’ya sorduk mu?
YAHYA ile o günden
EYYÜB’üm ile bu güne karar kıldık mı?
MERKEZ’im yerden göğe
SEYYİT OMAR daldan dala
MERYEM ile halden hale
Yumuşak olmadık mı?
Binbir emek
Bunca rahmet
Eğildik huzurunda
Cümlesine dedik himmet
Cümlesi selamladı

Mevlâna’yım!..

Ter aktı alnımızdan
Yer etti gönlümüzden
Sel oldu, darı sildi
Dört yol ağzına geldi
Hangisine varayım?
Tezgahı nereye kurayım? denilir
Meydan açık gelecek
Aldığı sütü cümleye sunacak
Oymayı dilediği günde
Tezgaha koyacak
Oyma nedir? denilir
Hazırladığın merdane.
Cümlemiz el vereceğiz dedik
Daha önce söyledik
Yığılı taşlar açılacak
Taşsız yoldan geçilecek
Ağacın güzeli seçilecek
Tezgahta dilenen hale gelecek
YUNUS ile MEVLÂNA
Söyleştiği yerde buluşacak

HACI BEKTAŞ’a danıştık
Dedi ki;
Her öğün kendine niyaz etsin
Bir öğün cümle ile kalsın
Cümlede kendini bulsun
Dağlar yolu açar da
Kul yolunu geçer de
En güzeli seçmez mi?

Mevlâna’yım!..


Duvarı öreceksin
Kapıda elini tutanı göreceksin
Çatısını soracaksın
İşte o zaman
Cümlemiz ordayız
Sanma ki zordayız

Mevlâna’yım!..

Halden, gülden, gönülden
Cümlemiz buluştuk
Korkuyu siliniz diye
Sizler ile konuştuk
Men dili koyduk cebe
Gelen gideni saydık
Nefsi bedende soyduk


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah